We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

¹

0 0 0
                                        

Bu hikaye gerçek hayat, kişiler, olaylar ve tarih ile bağlantılı değildir. Lütfen bunun farkında olarak okuyalım. İyi okumalar diliyorum.

○●●○○

"Pardon, bir çikolatalı açma ve esperesso alabilir miyim?"

"Tabii efendim, başka bir şey?"

"Yok sağolun."

Genç beden, tezgaha yasladığı elindeki boyalı yüzük tırnağına bakıyordu. Dudağı kıvrıldı. Masya bırakılan bardak ve paketle hemen odağını barista adama çevirdi.

"Buyrun, başka isteğiniz?" Dedi beyaz ten.

"Sağolun. Burdan lütfen." Diyerek elindeki kredi kartını uzattı beden.

Beyaz ten kartı alırken karşısındaki müşterinin kolundaki dövmelere baktı. Başta çekindi, utandı ama çok merak etti. Çok havalı gözüküyordu. "Pardon..." dedi cihazdan gelen onay sesi ile birlikte. Kartı uzattı bedene. "Birşey sorabilir miyim?"

Beden kartı alırken kafasını onaylar bir şekilde salladı. "Tabii sorabilirsiniz." Kartı omzundan salladığı çantasına sıkıştırırken karşısındaki kısa bedene baktı. "Dövmelerinizin anlamı varmı?" Dedi ensesine yapışan siyah saçları ile kalın ses.

Beden biraz düşündü. Bir koluna, birde karşısındaki merakla bakan bedene baktı. Yakasındaki isim kartına baktı ardından. 'Min yoongi'

"Yok estetiklik olsun diye, kaç yaşındasın?"

"Otuzüç."

Bedenin gözleri faltaşı gibi açıldı. "Cidden mi? Hyung diyebilir miyim o zaman?"

"Olur... farketmez. İsmini öğrenebilir miyim?"

"Jeon jungkook. Memnun oldum" dedi elini karşısındaki bedene uzatarak. Yoongi uzatılan eli tuttu. "Bende memnun oldum jungkook-ie."

İkiside gülerken yoongi hemen kendisini toparladı. "İşe dönmem lazım. Yine bekleriz." Kıkırdayınca jungkook'da kıkırdadı. Vedalaşmadan önce jungkook tezgahın üstündeki bir peçeteyi alarak kalem istedi. Yoongi kalemi verince peçetenin üstüne numarasını yazdı. "Yazarsın. Hyung-nim."

Jungkook elindeki bardak ve paketini alarak cafeden çıktı. Hızlı adımlar atarken kahvesini yudumluyor açmasından ısırık alıyordu. Telefonu çalınca yerinde durdu. Bardağını açmasını tuttuğu ele sıkıştırdı. Telefonunu cebinden çıkarmış ekranına bakmıştı. 'Bay jung'

"Alo, bay jung?"

"Nerdesin jeon?"

"Geliyorum bay jung, birşey mi oldu?"

"Jeon yarım saat oldu! Çekimlere senin yüzünden başlayamıyoruz."

"Geliyorum bay jung, kusura bakmayın."

"Koş jeon!"

Gelen kapatma sesinden sonra telefonunu sıkarak cebine bıraktı. Dudak altından söylenirken kahvesini yudumladı. "Ben mi dedim sanki çekim saatlerini sabahın yedisine alın diye."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jul 25 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

WAR OF DANCE | TAEKOOKStories to obsess over. Discover now