Sol Avuçtaki Sayı
Yağmur, şehrin bütün seslerini bastırıyordu.
Gece yarısını geçmişti. Sokak lambalarının altında biriken su birikintileri, uzaklardan gelen araç ışıklarını parçalıyordu.
Eski Merkez Kütüphanesi ise yıllardır olduğu gibi sessizdi.
Ama o gece sessizlik huzurdan değil, bir sırrın ağırlığından kaynaklanıyordu.
Kütüphanenin ikinci katındaki arşiv bölümünde bulunan adamın kimliği henüz kesinleşmemişti.
Olay yeri ekipleri içeri girip çıktıkça koridorlarda ayak sesleri yankılanıyordu.
Başkomiser Kübra kapının önünde birkaç saniye durdu.
Bu tür olaylarda ilk birkaç dakika, bazen bütün dosyanın yönünü belirlerdi.
İçeri girdi.
Komiser Aras çoktan olay yerindeydi.
Elindeki dosyaya bakarak yanına geldi.
"Başkomiserim."
Kübra başını çevirdi.
"Durum?"
Aras dosyayı açtı.
"Maktul erkek. Kimlik tespiti yapıldı."
"İsim?"
"Eren Lâvin. Otuz dört yaşında. Araştırmacı gazeteci."
Kübra çevreye baktı.
"Ölüm nedeni?"
"İlk inceleme kesin değil. Ancak zehirlenme ihtimali üzerinde duruluyor."
"Yanında ne vardı?"
Aras kısa bir sessizlik yaşadı.
"Telefonu yok."
Kübra kaşlarını çattı.
"Telefon kayıp mı?"
"Evet."
"Başka?"
Aras elindeki küçük delil poşetini gösterdi.
"Cebinden eski bir fotoğraf çıktı."
Kübra fotoğrafa baktı.
Eski bir fotoğraftı.
Bir grup insan.
Arka planda belirsiz bir bina.
Ama fotoğrafın en dikkat çekici tarafı, arkasındaki yazıydı.
Tek bir harf.
L.
Kübra fotoğrafı çevirdi.
"Başka bir şey?"
Aras cevap vermeden olay yeri inceleme görevlisine baktı.
Görevli yavaşça yaklaştı.
"Başkomiserim..."
Elindeki fotoğraf makinesinden görüntüyü açtı.
Eren'in sol eli görünüyordu.
Avucunda siyah kalemle yazılmış üç rakam vardı.
7
3
1
Kübra uzun süre ekrana baktı.
Olay yerindeki herkes sessizdi.
Çünkü bazen bir cinayet, kurbanın ölümünden sonra başlardı.
"731..." dedi Aras.
"Kulağa bir dosya numarası gibi geliyor."
