İnsanlık yapay zeka sayesinde doğanın bir parçası olan uykuyu ortadan kaldırdığını düşünüyordu...
"Morphie yapay zeka kulaklıklarını kullanarak 2 saat uyuyun, geriye kalan 22 saati kusursuz şekilde yaşayın" sloganı bir anda tüm Dünya'nın gözdesi oldu. Bu kulaklık beyine gönderdiği sinyaller sayesinde 2 saatlik uykuyu 10 saat uyuku verimine çıkarıyordu. İş adamları, sporcular, öğrenciler ve çalışanlar... kısacası koca bir insanlık bu cihazı çok sevmişti. Az uyuyan insanlar daha çok çalışıyor, daha çok kazanıyor ve daha çok harcıyordu. Kazan kazan sisteminden herkes memnundu. Ta ki bir gece Morphie aniden yanlış bir sinyal gönderip tüm insanlığı birer ölüm makinasına çevirene kadar...
Montana eyaletindeki Rocky Dağları benim evim olmuştu. Sık çam ağaçları, devasa dağları ve muhteşem gölleri ile bana aylardır huzur veriyordu. Gıda stoğum azalmış ve balık tutmaktan sıkılmıştım. Bu yüzden bana en yakın yerleşim yere olan West Glacier'a gitmen arazi aracıma atladım ve yola koyuldum. Yol oldukça sakindi. Etrafta ne bir insan ne bir araç vardı. Genelde yolda araçlar, bisikletli gruplar ve doğa yürüyüşçüleri olur ama bugün nedense her yer ıssızdı. Yolda huzur veren bir şarkı bana eşlik etse çok güzel olurdu. Bu nedenle radyoyu açtım ancak radyoda yayın yoktu. Tek tek kanalları gezsemde hiçbir ses alamıyordum. Bu oldukça şaşırtıcı bir durumdu. Bir süre yol gittikten sonra West Glacier'ın girişine geldim. Ancak gördüklerim oldukça garipti. Etraf resmen savaş alanına dönmüştü. Yol param parça olmuş onlarca arabayla doluydu. Kendi kendime "bu da ne böyle" diye söylendim. Aracımı kenara çekip aşağı indim. Ağır adımlarla dikkatlice yürümeye başladım. Burada ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Biraz ilerledikten sonra hemen yan tarafta yerde param parça olmuş bir yetişkin erkek cesediyle karşılaştım. O an beynimden vurulmuşa döndüm. Sanki o adam vahşi hayvanlar tarafından yok edilmişti. Hemen yere eğildim ve dikkatlice yürümeye koyuldum. Caddeye yaklaştığımda yerde bir çok insan cesediyle karşılaştım. Resmen West Glacier'da katliam yaşanmıştı. Daha fazla ilerleyip ilerlememe konusunda tereddüt ettim. Etrafta hiçbir hareket yoktu ancak bu tehlikenin geçmiş olabileceği anlamına gelmiyordu. Aracıma dönüp hemen polis çağırmalıydım. Arkamı döndüm ve ilerlediğim anda aracımın yanında yaşlı bir çiftin durduğunu gördüm. Ufak adımlarla aracımın etrafında dolanıyorlardı. "Tanrıya şükür birileri var" diyerek yanlarına doğru ilerledim ve "merhaba. Burada ne oldu biliyor musunuz? Ortalık savaş alanına dönmüş ve insanlar parçalanmış"... Yaşlı çift yavaşça bana döndüler. İkisininde göz bebekleri kıpkırmızi olmuştu. Ağızlarında kurumuş kan lekeleri vardı. Ayrıca kıyafetlerinde bir kasabın önlüğünden daha fazla et parçası vardı. Bir kaç saniyelik bakışmanın ardından hızlı adımlarla üzerime yürümeye başladılar. Yavaş yavaş geri adımlar atmaya başladım. O sırada arkamdan takırtılar gelmeye başladı. Kafamı çevirdiğimde orada yine kırmızı gözleriyle kanlar içinde bir kadının uźerime doğru yürüdüğünü fark ettim. Korkuyordum ve çok tedirgindim. Etrafa baktım ve hemen sağımda iki binanın arasında ufacık bir sokak olduğunu fark ettim. Hemen oraya doğru koştum. Dar sokakta ilerlerken sokağın sonunda karşıma yaklaşık 120 kiloluk koca bir adam denk geldi. Resmen donup kalmıştım. Tam geri dönecekken arkamdan yaşlı çiftin geldiğini fark ettim. Bu şeyler her neyse benide o insanlar gibi parçalayacakları kesindi. Panikten "lanet olsun" diye bağırdım ve etrafa bakmaya başladım. Kaçacak hiçbir yer kalmamıştı. Tek çarem yaşlı çifte doğru koşup onları devirerek kaçmaktı. Ancak bir türlü harekete geçemiyordum. O sırada yan binanın demir kapısı hızla açıldı ve biri beni kolumdan tutup içeri çekti ve kapıyı kapattı. Binaya girer girmez hemen adamın elinden kurtuldum ve kenarda duran sopayı elime aldım. Tam adama vuracaktım ki bana silah çekti. Soğuk kanlı bir şekikde "bunu aklından bile geçirme" dedi. O normal bir insandı. 60 yaşlarında beyaz sakallı normal bir insan... Sopayı yere atıp ellerimi yavaşça yukarı kaldırdım ve "ne oluyor böyle" dedim. Adam silahını indirdi ve "nasıl bir aptal böyle bir zamanda sokakta gezer" dedi. Söylediği şeye anlam bulamadım ve sessizce bekledim. Adam yürümeye başladı ve "benimle gel" dedi. Birlikte 3 kat yukarı çıktık. Bir dairenin kapısını açtı ve içeri girdik o sırada bana telaşlı gözlerle bakan 30 kadar insan gördüm. Kısa süreli bir sessizliğin ardından genç bir kız yaşlı adama dönüp "çok güzel. Bir kişi daha aramıza katıldı. Açlıktan ölmeye daha fazla yaklaştık desene" dedi. Adam kıza yaklaştı ve "sakin ol Elena. Bu adamın o şeyler tarafından parçalanmasını izleyecek değildim" dedi. Kız bir iç çekerek "umarım bir planın vardır. Çünkü elimizdeki yiyecekler bizi en fazla 1 ay idare edecek" dedi. Yaşlı adam koluma girdi ve beni balkona çıkardı. Söyle bir göz ucuyla süzdü ve "seni sokağa çıkaracak kadar büyük bir nedenin olmalı genç adam" dedi.
YOU ARE READING
Morphie: Son Uyku
Science Fictionİnsanlık doğanın en büyük yasasını çiğnedi: Uyku ihtiyacını." Morphé yapay zeka kulaklıkları, beyne gönderdiği mikro frekanslar sayesinde sadece 2 saatlik bir uykuyu 10 saatlik bir derin verime dönüştürüyordu. Daha çok çalışmak, daha çok yaşamak ve...
