"Gereği düşünüldü!" dedi sayın hâkim, gür sesi duruşma salonunda yankılanırken.
Salondaki herkes yavaşça ayağa kalktı. Ben de elimi sımsıkı tutan genç kızla birlikte, hâkimin ağzından çıkacak o tek cümleyi bekliyordum.
"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102'nci maddesi kapsamında cinsel saldırı suçundan yargılanan sanık Rafet Gülmez'in, dosyada bulunan deliller ve kamera kayıtlarının doğrulanması neticesinde 17 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir."
Bitmişti, adalet yerini bulmuştu. Sanığın itiraz bağırışları, müvekkilimin ailesinin zafer çığlıkları ile önümdeki dosyayı kapattım. Vücudumu Esin'e döndürdüğümde sıkıca sarıldı bedenime.
"Teşekkür ederim... Teşekkür ederim..." diyordu, gözyaşları yanaklarından süzülürken. Ellerimi sırtına koyup sarılmasına karşılık verdikten sonra okyanus gibi masmavi gözleriyle göz göze geldik.
"Ben bir şey yapmadım, doğru olan bu."
Hızla başını iki yana sallayıp, "Sana delilleri yok etmen için para teklif ettiklerini, tehdit ettiklerini biliyorum. Onlara boyun eğmedin, yanımda durdun."
"Eğer böylelerine boyun eğersen yapacağın tek şey yerinde sayıp bunlar gibilerinin kapılarını açmak olur. Herkesin savunulma hakkı vardır, ama bunu adalet çerçevesinde yaptığın sürece, ayrıca tehdit etmelerinin cezasını ayrı alacaklar hem kendisi hem avukatı."
"Senin gibi olacağım, başarılı avukat olup yardıma ihtiyacı olan herkese yardım edeceğim. Deren Erkuran olacağım!" dedi coşkuyla. Bu hali bana tebessüm ettirdi. Eşyalarımı sol koluma toplayıp onda döndüm.
"Başarılı değil, adaletli bir avukat ol."
Justitia fiat, ruat caelum.
{Gökyüzü yıkılsa bile adalet yerini bulsun.}
"Abijim sizin af edersiniz ama yapacağınız işe sokayım iki tane adamın ortasında bıraktınız herifler süzgeçe çevirdi beni. Bu halimi artık alır mutfağınıza koyarsınız!"
Özcan'dan gelen yakarışla beraber dört erkeğin kahkahaları kulaklıktan yankılanıyordu.
"Sizin ses tellerinizi... Kulağım çınladı lan! Aynı anda gülmeyin." dedim kulağımın çınlamasıyla.
"Oyy Yağız'ım tamam teker teker güleriz sağ baştan gül Haktan." Yılmaz abinin konuşmasıyla bende onlarla güldüm.
"Ağlama Özcan hadi bir el daha oynayalım." dedi Bora.
"Çocuklar benim çıkmam lazım benim kız uyudu hanım odanın kapısının önünden geçip duruyor benimde uyku vaktim geldi kaçıyorum."
Yılmaz abiyle geçilen iki üç dalga sonucu küfrümüzü yedikten sonra geri kalanımız da bugünlük bu kadar dedik ve sunucudan çıktık. Kulaklığı kulağımdan çıkarıp masanın üzerine bırakıp sandalyeden kalktıktan sonra saatin 22:00'ye geldiğini gördüm, oyun odasından çıkıp kendi odama doğru ilerlerken kapının çalmasıyla adımlarımı değiştirdim. Kapı deliğinden baktıktan sonra yavaşça kapıyı açtım.
"Ben geldim!" dedi fazla enerjik haliyle.
"Görebiliyorum Gökçe." dedim onun tam aksine fazla sakinlikle.
"Açsındır diye yemek aldım. Açsın, değil mi? Ben çok açım, beraber yeriz." cümlesine başlar başlamaz içeriye girmesiyle yapabildiğim arkasından salona ilerleyişini izlemek ve kapıyı kapatmak oldu.
Yavaş adımlarla salona ulaştığımda orta sehpa da poşetinden çıkıp kapağı açılmış suşiler duruyordu.
"Gel gel, en güzel restorandan aldım bayılacaksın." dedi oturduğu ikili koltukta kayarak bana yer açarken.
"Sana afiyet olsun ben tokum." çaprazındaki tekli koltuğa otururdum.
"Ama olmaz ki beraber yeriz diye aldım."
"Sevmiyorum Gökçe ye sen." çubuğundaki suşiyi keyifle kabından çıkarmıştı ama ağızına atana kadar bütün keyfi kaçmıştı. Fakat bozuntuya vermedi.
Elindeki çubuğu masanın üzerine bıraktıktan sonra çantasının içerisinden bir dosya çıkarıp bana doğru uzattı.
"Asıl geliş sebebim."
Dosyaya uzanıp aldığımda gördüğüm resim ve isim hafızamın derinliklerinde onunla ilgili silik anıları getirdi gözlerimin önüne.
"Daha Güçlü Bir Yarın İçin." dedim mırıldanarak.
"Aynen öyle! Savaş olan ülkelerdeki çocuklara, kadınlara yardım eden o meşhur iş adamı Galip Erkuran."
"Neymiş olayı, bize geliş sebebi nedir?" dosyayı çevirirken.
"Kaçakçılık, suç örgütü kurmak ve örgüt yöneticiliği ." bakışlarım anlık Gökçeyi buldu.
Sayfaları karıştırırken Gökçe anlatmasına devam etti.
"Elimizde kesin bir kanıt yok ama düşüncelerimizde yanılmayız biliyorsun. Kendisi, eşi, dostu, ailesi savcılık izni ile yakın takibe başlıyoruz. Şevket müdür bu dosyayı senin yürütmeni istiyor. "
"Sebep?"
"Onu da kendisine sorarsın canım." masadaki yemek kutusunu alıp sırtını koltuğa yaslayarak yemesine devam etti.
Belli hemen gitmeyecekti.
If you are not willing to risk the unusual, you will have to settle for the ordinary.
{Eğer sıra dışı olanı riske atmaya istekli değilseniz, sıradan olanla yetinmek zorunda kalacaksınız.}
Bir dava daha bitti. Duruşma salonunda çıkıp kapının önünde duran Feyza'ya cübbemi verdim. Elindeki telefonumu alıp,
"Var mı bir haber?"
Odama doğru adımlamaya başladım.
"Anneniz aradı Vera'nın birazcık huysuzluk çıkardığını söyledi. Galip beye de ulaşamadım henüz." adımlarımı yavaşlatıp Feyza'ya döndüm.
"Galip'in telefon sinyaline bakabilir misin?"
"Devletin verilerini kendi özel hayatımız için illegal kullanabiliyor muyuz avukat hanım?"
Feyza cevap vermeden arkamdan gelen sesle odağım değişmişti. Arkamı döndüğümde tanımadığım bir adam duruyordu.
Adamı baştan aşağı kısa bir bakışla süzdüm. Üzerindeki siyah kot pantolon ve vücuduna tam oturan siyah tişört, sert duruşunu daha da belirginleştiriyordu. Kısa kollu tişörtü, sağ kolunu saran dövmenin yalnızca bir kısmını gizleyebiliyordu. Benden epey uzun boyu, geniş omuzları ve dimdik duruşuyla bulunduğu yeri doldururken, elleri cebinde bana kendinden fazlasıyla emin, hafif ukala bir gülümsemeyle bakıyordu.
"Pardon kimsiniz siz?"
Sırıtması daha da mı büyüdü? Ufak bir boğaz temizlemesiyle yavaş adımlarla yaklaşmaya başladı bana doğru, iki üç adım mesafemde başı dik, tek kaşı yukarıda, sakallı çehresinde olan tebessümle durdu karşımda. Sağ elini cebinden çıkartıp öne doğru uzattı.
"Başkomiser Yağız Kılıçaslan."dedi...
Merhabalarr🌸
Senelerdir okuyucusu olarak girdiğim bu platformda tekrardan yazar olarak geri dönüyorumm!
Yayınladığım kitaplarımı geri kaldırdım çünkü değişen fikirler, gelişen bakış açıları ile birlikte o kurguların devamı gelmeyeceği için yenileri ile sizlerle birlikteyim.
Bölümlerin araları çok uzun olmayacak, bu yeni yolcuğumda yanımda olacağınız için çok teşekkür ederim. Keyifli okumalar dilerim.✨🤍
YOU ARE READING
BEGONYA
ActionDeren Erkuran, adaleti her şeyin üstünde tutan başarılı bir avukattır. Kazandığı her dava, onun için yalnızca bir zafer değil; vicdanına verdiği bir sözdür. Kusursuz görünen evliliği ve saygın iş insanı olan eşi Galip Erkuran ile kurduğu hayat, dışa...
