façade

500 55 36
                                        

Bir binanın ön yüzünü; mecazi olarak da gerçeği gizleyen "göstermelik" dış görüntüyü tanımlayan terimdir. Fransızca façade ("ön yüz, cephe") kelimesinden İngilizceye geçmiştir; modern kullanımda façade, mimaride teknik bir terimken, sosyal hayatta "maskelenmiş imaj" anlamında güçlü bir metafor olarak yerleşmiştir.

...

İnsanın kendine yarattığı güvenli alanlar, aslında dışarıdaki gerçekliğin ne kadar korkutucu olduğunun bir kanıtı mıdır?

​Bunu anlamak için Batu'nun yüzüne bakmak yeterliydi. Dışarıda, o bitmek bilmeyen yargıların ve görünmez kuralların olduğu dünyada omuzları hep gergindi Batu'nun; sanki her an bir darbeye hazırlanıyormuş gibi dik ve kasıntılı dururdu.

Ama şimdi, bu loş odanın içinde, dışarıda cama vuran yağmur damlalarının boğuk ritminden başka hiçbir sesin olmadığı bu yalıtılmış evrende, o tanıdık savaşçıdan eser yoktu.

​Batu; her zamanki, aslında Umut'un olmasına rağmen kimsenin bunu bilmediği, o bol siyah kapüşonlusunun içinde tamamen savunmasız, başını Umut'un göğsüne yaslamış, gözleri yarı kapalı bir halde öylece duruyordu.

Umut'un ince parmakları yavaşça Batu'nun saçlarının arasında dolaşıyor; her dokunuşunda Batu'nun omuzlarındaki o görünmez gerginliği, dünyayı sırtlanmış gibi duran o yorucu halini yavaş yavaş siliyordu. Sadece bu dört duvar arasındayken Batu'nun bakışlarındaki o hırçın ifade kayboluyor; yerine tamamen teslim olmuş, kırılgan ve bir o kadar da sahici bir kadın geliyordu.

​Batu başını hafifçe kaldırıp Umut'a baktığında, odanın loş ışığında bile gözlerindeki o çaresiz ama bir o kadar da derin hissi okumak mümkündü. O bakışlarda sessiz bir teşekkür, kelimelere dökülemeyen bir aidiyet vardı. Batu uzandı, ellerini yavaşça Umut'un yanaklarına yerleştirip onu kendine doğru çekti ve alt dudağını usulca kendi dudaklarının arasına hapsetti. Aceleleri yoktu. Öpüşleri yavaş, ağır ve her saniyesi dış dünyadan çalınmış birer hediye gibiydi.

​Batu'nun sıcak nefesi Umut'un tenine çarpıyor, dudakları arasındaki o sessiz diyalog derinleştikçe Batu'nun elleri Umut'un ensesine kayıp onu daha da kendine bastırıyordu. Umut'un elleri Batu'nun beline dolanırken, Batu onun boynuna doğru eğilip tanıdık kokusunu derince içine çekti.

Sanki bütün dünya o an başlarına yıkılsa da onlar bu yatağın üzerinde, birbirlerinin kollarında tamamen güvendeydiler. Hiçbir sorun yoktu. Hiçbir yalan, gizlenme çabası veya "normal" görünme zorunluluğu yoktu. Sadece ikisi ve birbirlerinde buldukları o mutlak kabul ediliş vardı. Uzun, baş döndürücü ve her şeyin kusursuz olduğuna inandıran bir andı.

​Ta ki o kapı kolunun tok, metalik sesi odanın içindeki o sihirli havayı bir bıçak gibi kesene kadar.

​O ses duyulduğu an, evrimsel bir panik düğmesine basılmış gibi Batu'nun Umut'un ensesindeki parmakları aniden kasıldı. Az önce ona dünyadaki en değerli şeymiş gibi şefkatle dokunan o eller, saniyenin onda biri kadar bir sürede hayatta kalma içgüdüsüyle Umut'un omuzlarına indi ve onu geriye doğru, sertçe itti.

Umut dengesini kaybedip yatağın diğer ucuna savrulurken, köprücük kemiğinde hissettiği o sızlatan fiziksel baskı, aslında Batu'nun kendi korkularından ördüğü o beton duvarlara çarpmasının fiziksel bir kanıtı gibiydi. Bir sır gibi, saklanması gereken büyük bir suç gibi kendinden aniden uzaklaştırılmış olmak, Umut'un nefesini kesti.

​Batu yataktan telaşla doğrulurken yüzü bembeyaz olmuştu. İçeri sızan koridor ışığıyla birlikte Ayberk ve Eda odaya daldıklarında, odadaki o ağır, paramparça olmuş atmosferi sezemeyecek kadar kendi dünyalarındaydılar.

​"Karanlıkta ne yapıyorsunuz ya ruh gibi?"

dedi Eda, elindeki cips paketini yatağın ucuna fırlatarak.

​Umut boğazını temizleyip yatakta doğrulurken, köprücük kemiğindeki o sızıyı yok saymaya, içindeki o devasa kırgınlığı derinlere gömmeye çalıştı.

"Hiç."

dedi, sesinin titrememesine dua ederek.

"Mayışmışız öyle."

​Batu yutkundu. Gözlerini Umut'tan köşe bucak kaçırıyor, yakalanma korkusu ve anında göğsüne çöken o devasa suçluluk duygusuyla ellerini nereye koyacağını bilemiyordu.

"Aynen."

diyebildi pürüzlü çıkan bir sesle. Dudaklarına eğreti duran, çaresiz bir gülümseme yerleştirmeye çalıştı.

​Ayberk kendini köşedeki koltuğa atıp esnedi.

"Hafta sonu lise grubuyla toplanalım diyorum, mekanı ayarladık. Herkes tam kadro geliyor."

​Odada kısa bir an sessizlik oldu. Batu'nun kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi atıyordu. Kendini ele verme, o çok korktuğu farklılık yaftasını yeme korkusu o kadar ağırdı ki, zihni can havliyle sıradan görünmenin yollarını aradı. Sırf üzerlerine çevrilen bu dikkati dağıtmak ve hiçbir şey olmamış gibi görünmek için abartılı bir coşkuya sığındı.

​"Süper olur, gidelim."

dedi aceleyle. Sesinde bilerek yükseltilmiş, sahte bir heyecan vardı.

"Uzun zamandır kalabalık takılmıyorduk, kafa dağıtırız biraz. Cidden hepsi geliyor mu?"

​Umut yatağın kenarında sessizce otururken, duyduğu o sahte kelimelerin havada asılı kalışını izledi. Batu'nun bunu kötü niyetle yapmadığını biliyordu. O sadece korkuyordu; kalabalığın içinde görünmez olmaya, sıradanlığın gürültüsünde kendi içindeki o fırtınayı bastırmaya çalışıyordu.

Batu iyi biriydi, sırf kendi korkuları yüzünden boğulmamak için çırpınan bir kızdı. Ama sorun da tam olarak buydu. Batu'nun sırf normal görünmek uğruna o kalabalığa duyduğu bu sahte heves, az önce paylaştıkları o derin anı, Umut'u ve ikisine dair her şeyi tek kalemde silip atıyordu. Batu'nun hayatta kalma çabası, Umut'un cinayeti oluyordu.

​Ayberk ve Eda odadan çıkıp da kapı arkalarından kapandığında, geriye o eski, sıcak sessizlik kalmamıştı.

Batu yavaşça olduğu yere çökerken omuzları düşmüş, yüzündeki o sahte, abartılı heves anında silinmişti. Odada sadece, kendi yarattığı korkularla savaşan Batu ve bu savaşın ortasında sevdiği kadının çırpınışlarını izlerken yavaş yavaş tükenen Umut vardı.

​İkisi de biliyordu; bu şekilde devam edemezlerdi. O kapı her açıldığında Batu panikle geriye kaçıp o sahte maskeyi yüzüne geçirecekse, bu karanlık oda onların sığınağı değil, yavaş yavaş nefessiz kalacakları bir mezar olacaktı.

...

evet dayanamadim yazdim

ilerde makara textingli fem batumut da yazarim belki ama bu sefer makara degil o yuzden simdiden soyluyom bolumlerin hepsi boyle olucak...


the subway / fem! batumutGeschichten, die süchtig machen. Entdecke jetzt