KOZMOS

43 4 1
                                        

Merhaba 

Kan Dönümü kurgumun ilk bölümü iler karşınızdayım 

umarım severek okuduğunuz bir bölüm olur 

yıldıza basmayı ve yorum yapmayı lütfen unutmayın 

iyi okumlar (:


...

Denizin tuzlu suyu önümdeki kayalığa var gücüyle çarpıyordu. Her gelgit yapışında üzerime tuzlu suyun damlaları yapışıyordu. Gözlerimi kapatıp kafamı oturduğum eskimiş bankta geriye doğru yatırdım. Sahilin en ücra köşesini kaptığımdan insanların sesi sadece bir uğultu şeklinde çarpıyordu kulaklarıma. Derin bir nefes aldığımda nemli havayı ciğerlerime kısa süreliğine hapsetmiş oldum.

Yanımdaki kıpırdanma hissinin hemen ardından burnuma çarpan tanıdık odunsu koku ile gözlerimi açmadan gelenin Barlas olduğunu anladım. İşten apar topar çıkışım verilince arayacak başka kimsem olmadığından ona sahile gelir gelmez konum atmıştım. Artık şaşırmıyordu; son altı ayda girdiğim hiçbir işte kalıcı olamıyordum. Son zamanlarda üzerimde gezinen kara bulutlardan bir türlü kurtulamamıştım.

"Yine çok başarılı bir kariyer hayatının tam kenarından dönmüşsün."

Duyduğum cümle gözlerimdeki arılığı yok sayarak göz kapaklarımı hareketlendirip başımı hafifçe yana çevirdim. Görüş alanıma giren siyah pantolondan gözlerimi çekerek, kafamı hafifçe arkaya atıp beni izleyen adama mıhladım bakışlarımı. Bulutların arasından sızan güneş, kumral saçlarının üzerinde kendine yer edinmişti.

Benim manasız bakışlarım üzerine hafifçe kafasını sağa sola sallarken yavaşça yanıma oturdu. Ve ben daha ne olduğunu anlamadan kolunu omzumdan atarak bedenlerimizi birleştirdi. Hiç düşünmeden başımı geniş omzuna yaslayıp hafifçe soluklandım. Benim tek nefes aldığım yer burasıydı zaten. Tek var olduğum nokta bu adamın yanıydı; o olmadığında ben hep yan karakterdim, o varsa sadece başrol koltuğuna oturabilirdim.

"Lina, kaç defa söyledim çalışmana gerek olmadığını? Sen hem çalışmaya çalışıyorsun hem de çalışamadığın için moralini bozuyorsun."

Söylediklerinde haklıydı; ikimize de bol bol yetecek kadar parası vardı ama bu paranın kaynağı belli değildi. Bu yüzden onun parasıyla hayatımı idame ettirmek istemiyordum. Gözlerimi, bu konuşmayı duymaktan bıktığımı belli edercesine devirip önüme döndüm. Denizin nem kokan havasını içime çekip ezberlediği konuşmamı tekrarladım

"Eğer bana bu paranın suyunun nereden geldiğini söylersen ve geldiği yer de benim içime sinerse, inan ben de çok memnun olurum."

Barlas ile ben altı yaşındayken yetimhanede tanışmıştık. Ben bir köşede saçlarımı bit kapladığı için ağlarken yanıma gelip benim kafamı dağıtmıştı. O günden sonra yıllarca hep yan yana olduk; ta ki Barlas bir gün yetimhaneden kaçıp ardından beş yıl ortadan kaybolana kadar Yetimhaneden kaçarken beni sürekli gizli de olsa görmeye geleceğini söylemişti ama birkaç defa yanıma geldikten sonra ortadan kayboldu ve tekrar gelip beni yanına alması çok uzun yıllar sürdü. Cebinde beş kuruşu olmayan çocuk gitmiş, yerine parayı dert olarak görmeyen bir adam gelmişti bu yıllarda. Ve bu paranın kaynağını da beş yılda nerede olduğunu da benden devlet sırrı gibi saklıyordu.

Söylediklerime cevap vermek yerine birden ayağa kalkıp önümde durdu. Birkaç saniye beni süzdükten sonra elleri ile baştan aşağıya kendini gösterip konuşmaya başladı:

"Kızım bak şu karşındaki yakışıklı adama!"

Gözlerim iri bedeninde hafifce gezindi ve acı kahve gözlerinde duraksadı .

KAN DÖNÜMÜBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin