Hava yağmurlu.
Yerler çamur.
Önümüzde ceset.
Ve Boğhan... Gerçi ona bir şey olmamış sadece midesi bulandığı için az ileride içini boşaltıyor. Aptal.
Olay yeri inceleme ekipleri cesedin etrafına şeritler çekip ipucu ararken bende elime eldivenleri geçirip cesede eğildim ve ilk incelemeyi yapmaya başladım: yaklaşık 30 yaşlarında bir adam, kafası parçalanmış ve levye hala kafasının içine gömülü durumda. Beyni dışarıya akmış ve... gözlerini sanırsam sivri bir cisimle patlatılmış. Yazık...
Üstüne üstlük defalarca sert ve ağır bir cisimle göğüs kafesine derbe yemiş ve kaburga kemikleri dışarıya çıkacak kadar ezilmiş haldeydi. Oldukça tenha bir yerde öldürülmüş ve etrafta yabani hayvanlar olmasada kurda kuşa yem olmayı bekliyor. Kanlar içinde olması ayrı mesele karnı yarılmış ve bağırsakları dışarıya bilinçli halde çekilip bırakılmıştı. Kıyafetleri ise yırtıklar ve kesiklerle doluydu.
Sanki birisi boğmaya kalkmışmış ama cinnet krizine girip adamı gebertmekten beter etmişti. Galiba Boğhan'ın midesine hak vermek lazım çünkü benim bile başıma ağrı girmeye başladı.
"Boğhan işin hala bitmedi mi?" kim bilir nerededir bu? Etrafa bakınca maktulü buraya getirecek olan kişinin bir araca sahip olması gerekiyor çünkü etraf seyrek ağaçlı, açık alan ve şehir merkezine yakın. Biraz daha bekleyince arkadan birisinin geldiği belliydi "Komiserim bakın ne buldum?" sola dönünce Boğhan ve elinde balyoz vardı. İlk kez eldivenle suç mahallinde cinayet silahı sayabilecegimiz eşyayı getirmişti.
Sapından tutup inceleyince bayağı ağır, geniş kafalı ve eskiydi. Üzerinde her hangi bir kan lekesi var mı diye kontrol ediyordum ama temiz duruyor.
"Nerden buldun sen bunu?"
"Sen bana seslediğinde işim bitmişti. Etrafa bakarken şöyle... hmmmm bir... 50 metre kadar ileride çam ağacının en bol yapraklı yerine asmışlardı. Bende ağaca çıkıp aldım."
"50 metre öteden nasıl bu meratı gördüm bilmiyorum ama İnşallah aldığın gibi yere atmamışsındır. Gerçi sen neden bizi çağırmadın da sincap oldun anlamadım?"
"Koran. Kusura bakma ama neden ekibe vermek yerine beni sorguluyorsun? Ne biçim polissin sen!" Başladı yine manyak herif.
"Al şunu. Nerden aldıysan beni oraya götür sonra bunu ekibe ver. Ardından saçma salak davranma Boğhan!"
Ömrüm boyunca onlarca cinayet dosyası çözdüm. Ama bu salağın isteğini çözemedim.
Balyozu elimden indirmeden Boğhan'ı takip etmeye başladım. Ama gittiği yerde en kuytu köşe yerdi. Dediği gibi rahat 50 metre vardı ama 50 metre yanında birde tepe.
Uzaktan bakınca ağacın içini görmek imkansızdı ama dikkatli bakınca dalların arasından sarkan ip görünüyordu ve yaklaşık 3 4 metre yükseklikteydi "Tut şunu iki dakikaya geliyorum" dedim ve balyozu Boğhan'a verip tepeye çıktım.
Etrafa bakınca katilin nerelere gömebileceği burdan belli oluyordu ve çam ağacının gövdesi bayağı kalındı. Ama uzaktan gördüğüm ip ordan durunca dala takılmış gibiydi, oysa burda intihar edebilecek şekilde bağlanmış halat vardı, ve profesyonelce bağlanmıştı. Belkide katil bunu bağlamıştır?
Boğhan'ı arayınca hemen saymaya başladım "Hemen Mine'ye söyle torba ve kesici alet alıp gelsin ipucu buldum galiba" dedim ve dediğim gibi telefonu kapattım. Mine akıllı kızdı, daha yeni olsa da titizliği iyiydi ve o gelince araştırma ekibi gelişmişti.
Dakikalar sonra garibim kızcağız nefes nefese ama hevesle gelmişti... bonesi, maskesi, galoşu, eldiveni ve önlüğü tamamdı. Boynunda ki kamera ve elinde ki torbayla tepeyi koşarak gelmişti. Gerçekten üzülüyorum bu duruma.
YOU ARE READING
Vahşet (a murder plot)
Mystery / ThrillerArka arkaya gelen cinayet dosyaları. Bitmek bilmeyen çözümsüz sorular. Psikolojik hastalıklı katil ya da katiller.
