★Kuzgun gölgelerde yaşar. Tilki kaosta gülümser. ★
★Düşmanım dediğim kişi, kaderimin ta kendisi çıktı. ★
★ İhanetin sesi yoktur; sadece yankısı vardır. ★
★En derin yaralar kurşunlardan değil, inanılan yalanlardan açılır. ★
★İntikam için oynanan tüm
Oyunlar vahşidir★
★Bazı hikâyeler aşkla başlamaz; birbirine doğrultulmuş iki silahla başlar.★
~~~
Gece, şehrin üzerine ağır bir sessizlik bırakmıştı. Tüm şehir sessizliğe bürünmüştü ama bir yerde kemanın piyanonun ve gitarın eşlik ettiği fazlasıyla sıkıcı olan bir müzik fazlasıyla yüksek sesle çalıyordu.
Otuz katlı otelin çatısındaki yerimi almış her zamanki gibi siyahlara bürünerek her zamanki pozisyona geçipte uzanırken hedefimi izliyordum keskin nişancı tüfeğimi korkuluklara yaslayıp tüm dikkatimle hedefi izliyordum.
Kulaklığımdan gelen mekanik ses boğukca fısıldadı.
"On beş saniye."
Sesle birlikte Gözümü dürbünümden ayırmadım.
O Lüks balo salonunda onlarca insanlar gülüşüyorla,dans ediyor, kristal kadehleri tokuşturuyolardı.
Tıpkı bundan yıllar öncesi gibi.
Eğlenen onca insanların Ortalarında ise hedef...
Ülkenin en güçlü silah kaçakçılarından biriydi, o adam.
kahkahalarını atıyor, hiçbir şeyden habersizce misafirleri selamlıyor, son kez gülüyordu.
Derin bir şekilde nefesimi alıp verdim, gözlerim hedefte kulaklarım patrondaydı. Bir kez daha derin bir nefes alıp verdiğimde
Parmaklarımı tetiğin üzerine yerleştirdim.
"Beş saniye."
Diyerek fısıldadı aynı boğuk ses.
Daha sonrasında ses gittiğinde nefesimi tuttarak içimden saymaya başlamıştım.
Dört...
Üç...
İki...
"Ve bir."
Diyerek mırıldanıp tetiği çekeceğim anda, bir aksaklık olmuştu.
Madeni bir para dürbüne çarpıpta yere düşmüştü.
Madeni paranın gelmesi ile irkildiğimde telaşla başımı kaldırdım.
Çatının karşı ucunda birisi vardı. Rahatlıkla oturuyordu, kimdi bu şimdi? Ayaklarını boşluğa sarkıtmış,
denize sokmuş gibi sallandırıyordu.
Üzerinde siyah bir takım elbise vardı, bana büyük bir sırıtma ile bakarken üzerinde ki ceketi çıkarttıpta rastgele bir yere fırlatmıştı. Gömleğinin kollarımı katlayıp kravatını gevşettiğinde ona çatık kaşlarla baktım.
Yüzünden o iğrenç gülümseme hiç eksik olmazken elindeki ikinci madeni parayı havaya atıp tutuyordu. Yüzünde ise o sinir bozucu sırıtış hiç kaybolmuyordu.
"İsabetli attım."
Zevkle konuştuğunda sessinde ki çocuksu heyecanı, beni fazlasıyla şaşkınna uğratmıştı. Gülüşü tamamdı ama o kadar korkunç bir yüze sahipken bu sesi nasıl çıkartmıştı?
Silahı bırakıp yavaşca ayağa kalkdığımda ona sorgularcasına bakıyordum.
"Sen kimsin lan dallama." Tiksinti ile bakarken yüz ifadem gibi sesimde tiksintiyle çıkıyordu.
YOU ARE READING
Tilkinin kuzgunu
ActionKimse doğduğu geceyi seçemez. Ama bazı geceler, bir insanın bütün hayatını değiştirir. Sekiz yaşındayken gözlerinin önünde ailesini kaybeden bir kız... O geceden geriye yalnızca kan, silah sesleri ve boynunda gizemli bir arma taşıyan bir çocuk kalır...
