Bu benim yazdığım ilk fanfic. Öylesine izlediğim animelere kafamda sahneler kuruyordum. Boş zamanımda da yazıya dökmek istedim. Sonra bu çıktı. Umarım seversiniz aşkiletlarım. Oy verirsenizde çok mutlu olurumm😝 Neyse şimdi bizim sapsiklerin didismelerine gecelim....
---------------------------------
Chuuya Nakahara'dan
Ormandaki taşlar çıplak ayaklarıma batarken durmadan koşuyordum. Neyden, kimden kaçıyordum, nereye gidiyordum bilmiyordum fakat amansızca koşuyordum sadece. Üzerimdeki hırkamı bir dal parçası sıyırarak yırtarken takılmıştım. Ellerim titreyerek onu daldan kurtarmaya çalışırken duyduğum sesle tüm bedenim titredi. Bir hayvan hırlaması gibiydi. Ellerim titremeye devam ederken en sonunda hırkamı kurtardım ve koşmaya devam ettim. Hızlanmaya başlarken ayağım bir ağaç köküne takıldı ve yere serildim. Hızla toparlanmaya çalışırken etimin tenimden ayrıldığını hissettiğimde acıyla haykırdım.
Nefes nefese, ter içinde yatağımda kıvranıp dururken uykunun esiri olmaktan çıktım. Derin derin nefesler alamaya çalışırken hala o aptal rüyanın –daha doğru kabusun- etkisindeydim. Yatakta yarı oturur bir pozisyona geldim. Üstümde herhangi bir şey olmamasın rağmen çıplak göğüs kafesim ter yüzünde parlıyordu.
En sonunda rüyanın etkisinden kurtulduğumda homurdanarak yataktan çıktım. Odam fazla büyük şeylerden ve gereksiz olanlardan nefret ederim. Özellikle o Dazai denilen piçten...Tanrım, sabah sabah onu aklıma getirmemeliydim. Keyfim dahada kaçarken dolabımdaki aynamda kendimle karşılaştım. Kabarık, dağınık turuncu saçlar, şişmiş mavi gözler, siyah renkli şortum bacaklarımın üst kısmına kadar gelmişti. Bu halime dahada sinirlenirken dudaklarımın arasında küfür fırladı.
"Hay sıçayım..."
Sesim oldukça kalın ve pütürlüydü. Sinir katsayım giderek artarken bunu önlemek için odamdan çıkıp banyoma doğru ilerledim. Hızlı bir duş alıp Mafia'ya gitmek için giyindim. Her zamanki kıyafetlerimi giyindikten sonra saçlarımı salaş bir şekilde toplayıp o halde bıraktım. Üzerimi giyindikten sonra hızla mutfağa uğrayıp önceden hazırladığım sandviç ve bir şarap açıp yedim.
Normalde hazır gıda tipi şeyleri hiç sevmezdim, ancak yoğun bir zamandan geçtiğim için kendi hazırladığım şeyleri yiyordum. Yemeğim bitince kadehimi lavaboya bırakıp elimi yıkadım. Evdeki işlerim bitince yanıma telefonumu ve motorumun anahtarını aldıktan sonra hızla evden çıktım. Motoruma atlayıp tam çalıştıracakken telefonum çaldı. Arayan Boss'tu.
"Boss?" dedim telefonu açar açmaz.
"Chuuya-kun, nasılsın?" dedi sakin bir sesle. Arkadan ise bir kız çocuğu sesleri geliyordu. Sanırım Elise-chan Boss'u uğraştırıyordu.
"Teşekkür ederim Boss, siz?" dedim sorusuna cevap vermeden.
"Aynı şekilde...Elise-chan! Lütfen durur musu...?" dedi arka planda birisiyle konuşurken. Koşuşturma sesleri geldi bir süre. Sonra ince bir kız çocuğu sesi. "Hentai Mori! İstemiyorum giymek, yeter bu kadar!"
"Elise-chan, önemli bir konuşmadayım. Hem bu son kıyafet lütfen giy!" dedi Boss. Telefon hala açıkken bende aynı zamanda bugünkü işlerimi düşünüyordum. Takasekai ile gerçekleştirdiğimiz mücevher kaçakçılığından iyi kazanıyordu her iki tarafta. Bundan dolayı tekrar anlaşmayı yenilemeyi planlıyorlardı. Büyük ihtimalle bir elçi göndererek şartları anlatacaklardı.
"Chuuya-kun? Hala hatta mısın?" dedi Boss bir kaç dakika sonra, beni düşüncelerden çıkararak.
"Evet Boss."
"Güzel, şirkete geldin mi? Yani neredesin?" dedi arkadan gelen çay karıştırma sesiyle. Sanırım çay içiyordu.
"Hayır Boss. Siz aramadan hemen önce yola çıkacaktım." Duraksadım. "Bir sorun mu var?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CHUZAİ FANFİC
Fanfiction"Chuuya gitme!" diye bağırdı O arkamdan. Dinlemedim. Bu sefer aynı şeyler yaşanmayacaktı. Gözümden akan yaşları sertçe sildim elimin tersiyle. "Yalvarıyorum gitme!" dedi haykırarak. Onunda hıçkırıkları kulağıma geliyordu. Fakat bitmişti. Aramızdaki...
