Atualizamos nossas Diretrizes de Conteúdo.
Consulte as diretrizes mais recentes para continuar compartilhando histórias com segurança.

BÖLÜM 1 UYANIŞ

133 17 91
                                        

Bugün de her gün gibi aynı olacak sanıyordum. Zamanla bu kale benim de mezarım olacak ve tahminlerime göre ben de buna alışacaktım. Yanılmışım... bugün en büyük felaketimle yüzleşeceğimi söyleselerdi kesinlikle uyanmamayı dilerdim. Her konuda yaptığım gibi kendi sonum hakkında da yanlış tahminde bulunmuşum. Büyük insanım gerçekten.

Ashmora'nın üzerine çöken fırtına pencereleri titretiyordu. Sanki gökyüzü bile Kristen'ın vereceği haberi benden önce öğrenmişti. Kael... Eski nişanlım, sonsuz düşmanım. Yakın zamanda taç giyeceğim için yapacağımız toplantıda bulunacakmış. Ne kadar tatlı... umarım yanında beni aldattığı kadınlardan biri de vardır da onu cehenneme tek başına göndermek zorunda kalmam!

"Sakin ol Lissandra, senin yanına yaklaşmaya bile cesaret edeceğini sanmam" Kristen'ın sözleri kendinden emin dudaklarından dökülmüştü, ama o şeytanın vücut bulmuş hali adam elbette yanıma yaklaşacak hatta ailem için üzgün olduğunu söyleyecekti. Üç yıl önce beni aldattığı her an için özür dileyecek hali yoktu, bana acıyacaktı. "Onu tanımıyorsun sanki Kristen, benden nefret eder." "Sen de ona bayılmıyorsun Lisa, yolla onu yanından, yakında kraliçe olacaksın."

Kristen her ne kadar haklı olsa bile, onu ezik gibi ölesiye sevdiğim zavallı hallerimi silemiyordum. Atamıyordum hafızamdan işte.

"Belki gelmez."

"Lissandra, kalk ve hazırlan. Bu senin için bir davet, herkes senin için gelecek."

"Keşke önce bana sorsalardı."

Kristen bana kahkaha atsa da çektiğim acıyı az çok anlıyordu. Ailesiz ve defalarca aldatılmış bir kadındım ben. En önemlisi de yalnız bir kraliçe olacaktım. Düşmanım çok olacağı için amcam Darrius ile müttefiklerimizi memnun edecektik.

Yıldırımın mor ışığı odamı ahenkle tekrar aydınlattığında babam sanki odadaydı.

Ah baba... bu ülkeyi yönetmemi istemediğinden eminim. Başka bir seçeneğin olsa beni yine görmezden gelirdin. Yaşamıyor olman burada olmamı engelleyemedi, senin adına gerçekten üzülüyorum.

Kristen, dört yardımcıyla birlikte odaya girer girmez her zamanki telaşı başlamıştı. Benim hep iyi görünmemi isterdi. O nedenle onu seviyordum fakat fazla süslüydü ve biz bu konuda çok zıt karakterlerdik.

"Kristen... her anlamda yasta olduğum için asla o mor elbiseyi giymeyeceğim."

"Her zaman yasta oluşundan sıkılmıyor musun? Bugün bari siyah giyme." Cümlesini bitirdiğinde susmuştu. Ailem nedeniyle bunu istediğimi anladığı için arkasını hızla dönüp tekrar dolaba yönelmişti. "Tanrım onu seviyorum, en azından beni bazen çok zorlamıyor."

Getirdiği siyah elbise yerleri süpürüyor, bel kısmındaki korse göz alıyordu. "Bu elbise sana benziyor Lisa, yorgunsun ama parlamaya devam ediyorsun." İçimi ısıtan cümlesi gözlerimi doldursa da ağlamanın sırası değildi. "Evet korsesi bayağı sert her an dik durmamı sağlayacak."

Gözlerini devirip beni görmezden gelmişti, ama içten içe güldüğüne emindim. Tüm kadınların çabası sonucunda şöminenin kırmızısıyla süslenmiş odamda parlıyordum. Kristen bitmek üzere olan mumları yenisiyle değiştirip beni kapıdan alacak olan yeni muhafıza yönlendirmişti. Açıkçası kimseyi tanımamak benim kaderim olmuş gibiydi; ama en azından muhafızımın yakın zamanda ölmemiş olmasını dilerdim, güveneceğim insanlar azaldıkça geriliyordum.

Toplantı odasına gitmeden önce amcam Darrius'a uğramam gerekecekti, ekstra gergin bedenim amcamın yanında düzelebilirdi. O herkese korku veren ama bana hep şefkatle gelen biriydi. En azından bugün onun için asil durmalıydım. O masada ülkesini yönetecek bir kraliçe gibi oturmalıydım.

Küller Altındaki TahtHistórias para pegar e não largar. Descubra agora