İLTİCA

16 1 0
                                        

Arkadaşlar öncelikle herkese merhabalaaaar 🥹🥹💛, çok çok uzun bir zaman öncesinde kurgular oluşturup hepsinden bir kaç bölüm yazmış ve hepsini başlamadan yarım bırakmıştım çünkü böyle bir şeye vakit ayırmadan önce kendi hayatıma odaklanmam gerekiyordu, önümde sınavlar, iş hayatı derken böyle bir alan hiçbir zaman oluşturamadım kendime, bende aklıma bir şeyler geldikçe notlarıma yazılar yazmaya devam ettim. Kurgularımı ne kadar gerçek anlamda bir yazıya dökemesem de hep kafamın içinde durmaya devam ettiler ve bir kaç ay sonrasında onları tamamen yazmaya başlayacağım fırsatı yakalayacağım ama ondan öncesinde bir kaç kişi de olsa okuyucum olsun istiyorum. Gerçekten yazabileceğime birileri beni inandırsın, tekrar vazgeçmeyeyim istiyorum. Girişimi yakın bir zamanda paylaşmak istiyorum ama birilerine de ulaşsın istiyorum bir yandan. Buralara kimler gelir, kimler benimle can bulur hiç bilmiyorum ama bazen bir yerden başlamak gerekiyor. Umarım benimle birlikte bu yolda olur, heyecanıma ortak olur, bana destek olursunuz. Gerçekten o kadar hep yazma isteği oldu ki içimde sıfır noktasındayken böyle bir şeyi nasıl yapacağımı hiç bilmiyorum. Böyle bir şey paylaştığımı bilen tek bir arkadaşım bile yok, dilerim ki sonuna kadar beraber gideriz. Bu bölümdeki giriş cümlesi değil, giriş cümlesinden bir parçayı kısaca bölerek atacağım. Sadece size ulaşmaya çalışırken bir parça göstermek istedim 🥲Hepinize şimdiden çok çok teşekkür ediyorummmm. 🥹🥹😭😭💛🤍💕 


30.06.2026



İLTİCA


Bir kaldırım kenarındaydık, ellerim kucağımdaydı ve hemen yanımda oturan adamın parmaklarının arasında duran sigara kendi kendini tüketiyordu.

Bana söyledikleri vardı, içimdeki saramış sayfaları özenle okuyup ben anlatmadan anladıkları. Bazen insan sadece anlaşılmak istiyordu. Hemen yanımda oturan adam beni anlıyordu. Sözler sarf etmeme gerek yoktu, gözlerim onun için sözlerimdi; beni anlaması için gözlerime bakması yeterliydi.

"Sona geldik."

Kafamın içini kaplayan sesi saniyeler içinde şekil kazanamadan kavlayan bir duvar gibi sökülmeye başladı, sesini duysamda onu aslında anlayamadım; kelimeleri ruhsuz bir beden gibi havada asılı kaldı, âna tutunamadım.

Ona herhangi bir tepki veremediğimden donuklaşan kızıl kahve bakışlarım parmaklarımın arasında duran sigaradan ayrılmadı, kendini intiharı için hazırlayan sigaranın uzayan külü asfaltı kendine mezar yaptığında, külün içinde geçmiş bir kaset gibi geriye sarmaya başladı. Gürültülüydü, zorluydu, yıpratıcıydı ama o anı bulduğum an zaman beni kanlı elleriyle kavrayarak hızla geçmişe savurdu.

Hayatım alt üst olmadan otuz dört saniye öncesiydi.

......(bu kısımları ve öncesini girişte paylaşacağım)

Ardından elimdeki izmarit zemine düștü.

"Karanfil,"

Ruhuma kadar işleyen sesinin yumuşak dokusu kulaklarıma dolduğunda, kaset tekrar ileriye sarmaya başladı ve anlık irkildiğim için elimdeki izmarit ayaklarımın ucuna düştü. Kendi kendine tükenen sigaram yüzünden geçmişten çıkamadım, bir sigara yüzünden geçmişin kancasına takılı kaldım ve intiharımı şekillendirdiğim uçurumun ucuna dek sürüklendim. Geçmiş hafızamın tüm kıvrımlarını o anla doldururken ilk kez içmek için parmaklarımın arasına aldığım sigara kafamın içindeki uçurumdan defalarca kez düşüp durdu.

Bir uçurumun kenarındaydım. Katran karası duygularımdan dökülen her bir damlayla ayaklarımın altında serili olan, benden metrelerce uzaklıkta bir okyanus var edip, okyanusumun üzerine düşen yansımama bakıyordum. Şimdi de o uçurum kenarında intiharımın okyanusunu izlerken elimdeki sigarayı tutuşturup okyanusuma fırlatmak, intiharımı yangın yerine çevirmek, bir daha da hiç buraya uğrayamayım diye uçurumun kenarını yok etmek istiyordum.

Bir sigara okyanusumu yakar mıydı?

Benim büyük bir yangın olduğumu söylemişti.

"Karanfil," dedi Ali Asaf sorar gibi, sesi her yarayı özenle saracak yumuşak dokunuşlara sahipti. Omzumun üzerinden dönüp ona baktığımda güneş rengi gözleri karanlık bir şehre darbe vuran devrimci bir topluluk gibi, şehrimin üzerine ayak basarak ilk devrimini topraklarımın üzerinde başlatmıştı. "Seni buna benzetiyorum. Görüyor musun? Kendi kendini tüketiyor, senin gibi."

"Onu sen yaktın," dediğimde sesim cılız çıkmış, benim topraklarımda başlattığı devrime boyun eğmiştim. "Yakmasaydın yanmazdı."

"Evet, ben yaktım." Sigarayı aramızdaki boşluğa, kaldırımın üzerine bastırarak söndürdüğünde dikkatle onu izliyordum.

"Söndürdün?" Yaptığına anlam verememiştim.

"Sen yan diye ateşin oldum, şimdi sönmemek üzere öyle bir yanacağız ki Karanfil işte o zaman başkaları bizim değil biz başkalarının felaketi olacağız."

♦️♥️♠️♣️


You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 29 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

İLTİCAStories to obsess over. Discover now