We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

1.Bölüm

14 1 1
                                        

"Beş dakikaya aşağı inmezsen kapını kıracağım!"

İlknur'un sesi apartmanın merdivenlerinde yankılanırken istemsizce gülümsedim.

Telefonumu yatağın üzerine bırakıp saate baktım.

Saat daha on birdi.

"Abartma ya!" diye seslendim. "Daha erken."

"Aşağı in de erken mi geç mi konuşuruz."

Başımı iki yana sallayıp dolabımdan siyah bir tişört aldım. İlknur'u ilkokuldan beri tanıyordum. Aynı sırayı paylaşmış, aynı bahçede oyun oynamış, birlikte büyümüştük. Onun sabırsızlığına alışalı uzun yıllar olmuştu.

Liseye başladığımız ilk gün ise hayatımıza Yağmur girmişti. İlk zamanlar sadece aynı sınıftaydık. Sonra aynı sırayı, ardından da hayatımızı paylaşmaya başladık. O günden sonra üçümüz hiç ayrılmadık.

Kapıyı kilitleyip apartmandan aşağı indiğimde İlknur çoktan kollarını bağlamış beni bekliyordu.

"Sonunda."

"İki dakika bekledin."

"İki dakika bile çok."

Kahkaham sokağa karıştı.

Biz daha yürümeye başlamıştık ki yan taraftaki bahçenin kapısı açıldı.

"Eee kızlar!"

Sesin sahibini duyar duymaz ikimiz de aynı anda döndük.

"Handan abla!"

Elindeki poşetlerle bize doğru gülümsüyordu.

"Yine nereye böyle?"

"Kahve içmeye gidiyoruz."

"Bensiz mi?"

Üçümüz de aynı anda güldük.

Handan abla yıllardır komşumuzdu. Mahallede herkes onu severdi ama o bizi biraz daha farklı severdi. Ben doğduğumdan beri hayatımızdaydı. Muharrem abiyle evlendikten sonra, bizim binanın hemen yanındaki arsaya hayallerindeki evi yaptırmışlardı. O günden beri de neredeyse her gün birbirimizi görürdük.

Babamla Muharrem abi ise çocukluk arkadaşıydı. Babam inşaat sektöründe başarılı bir müteahhit olmuştu. Muharrem abi ise doktorluğu seçmişti. Meslekleri farklı olsa da dostlukları hiç değişmemişti. Bu yüzden Handan abla da bize hiçbir zaman komşu gibi davranmadı. Bizi kendi çocuklarından ayırmazdı.

"Eve uğrayın da yeni yaptığım keki tadın."

"Gelmezsek darılırsın."

"Darılırım tabii."

Tam o sırada bahçeden iki çocuk koşarak geldi.

"Anne!"

On yaşındaki Ela nefes nefese dururken, altı yaşındaki Turan hâlâ yerinde duramıyordu.

"Yakalasana beni!" diye bağırıp yeniden bahçeye doğru koştu.

Handan abla çaresizce gülümsedi.

"Bu çocuk bir gün beni yaşlandıracak."

"Hiç sanmıyorum." dedim gülerek.

Ela bana sarılıp,

"Gökçe abla, bugün bize gelir misin?" diye sordu.

"Gelirim."

"Söz mü?"

"Söz."

Ela sevinçle zıplarken Turan çoktan eline aldığı topun peşinden bahçenin diğer ucuna koşmuştu.

ZARStories to obsess over. Discover now