Yanlış Yılbaşı Manifesti

12 4 4
                                        

Ova

Saat 00.00'a gelirken üzerimde pijamalarım, elimde uyku peluşum olan hamburgerimle beni gecenin köründe manifest yapmak için evine çağıran Arin ile çiğköftecinin önünde bekliyorduk. Kapalı olan çiğköftecinin önünde... "Arin... Aşkım... Olmayan beynine acıyıp kalbini kırmayayım diyorum ama mal mısın? Abi mal mısın?! Saat on buçuk!" diyerek başına peluş ile vurdum. "Gel o zaman başka bir markete falan bir yere gidelim. Ben o gün o çiğköfteyi yiyeceğim."

"Bok var da yiyorsun. Zaten ikimize de yasak değil mi? Yılbaşını hastanede geçirmeye falan mı çalışıyorsun?" dedim söylene söylene peşinden giderken. Karşı kaldırıma geçeceğimiz sıra önümüzden geçen süper ultra mükemmel motorcuya normalde yavşayacak iken üzerimde olan gerginlik nedeniyle biraz sert çıkıştım. "Ne bakıyon lan!?" Hızla gittiği için beni duymamış olan çocuğa da kinlenirken Arin'e döndüm. "Kanka kurbanın olayım gidek eve. Sipariş veririz. Ne diye bu saate bizi bu sokaklarda yürütüyon. Yanımda emanette yok güzelim. Gel gidek eve." derken Arin çoktan raporlanamamış bipoları ve regl ağrısı ile evin yolunu tutmuştu.

Eve gelince etkinlik olması amacıyla -en son böyle bir şey yaptığımızda perde kornişini kırmıştık- kör ve sağır makarna yapmaya başladık. Zor bela makarnaları yakmadan yapıp tabaklara koyduğumuzda Arin isyan etti. "Ya yeter ya! Her seferinde nasıl makarnalı çorba yapıyorsun!?" dediğinde ona gururla kısa saçlarımı savurdum. Koyu kahve saçlarım omzuma değmeyen ama kulak mememi de geçmeyen bir boyuttaydı. Hani şu isimlendirilemeyen boyut. "Yetenek bacım... Masterchef Soner hocam görse gurur duyar." diyerek tabakları masaya koydum. "Hocam değil, şefim yalnız." Ona masum bir bakış attım. "Napim aklıma gelmedi." Yanımıza yoğurt ve turşu aldıktan sonra Arin dolaba bakındı. "Şarap ve bira mı kola ve didi mi?" diye sorarken çoktan kararını vermişti. "Kola ve didi. Manifest yaparken sarhoş olmak istemiyorum." dediğimde çoktan bira şişesini önüme koymuştu. Ona baktım ve sırıtarak bira şişesini açtım. "Şerefsiz." Oda kendine şarap koyarken gülümsedi. "Teşekkürler baby su ama seni geçecek bir şerefsiz tanımadım."

O an aklıma gelen isim ile makarna boğazıma kaçtı. "Tanıdın, Ampul." Kendisi favori deccal ex listemde ikinci sırada bulunuyordu. Egoist pezevenk, başta umutlandırıp daha sonrasında bana tekmeyi koymuş şimdide arkamdan sürünüyordu. Arin duyduğu isimle resmen yerinden sıçramıştı. "Anma şunun adını. Hissediyor mu ne, sonra hemen yazıyor. Bizden uzak Allah'a yakın." derken tabletten Elreann açmıştı. Makarna yiyip videonun keyfini çıkardıktan sonra salona geçip oturduk. Ben koltuğa tepe taklak oturup başımı sarkıtarak kaydırırken Arin'in ne yaptığını seçmek zordu. Karşıma çıkan video ile şok oldum. "Netfl-x'in paylaştığını gördün mü? Yapacakları reality show için izleyicilerden iki yakın arkadaş arıyorlarmış." Arin başını laptobundan kaldırdı ve gösterdiğim videoya baktı. "Hee gördüm bunu." Hızla ona bakarken beynime vuran kan ve demir eksikliği ile kendimi halıya bıraktım. Açısal hesaplamalar hatalı çıkmış olacak ki boynum bükülerek halıya yapıştım. "Yeter azalt şu ekran şeysini."

"Süresini."

"Başımı vurdum. Beynim yetmedi."

"Senin ne zaman beynin yetti ki..." Ayağımla koluktan aldığım yastığı kafasına atarken refleksleri ile tutup bana geri fırlattı. "Geber it." diye bağırdığımda sırıtarak "Go to cehennem- ya da yok sen gitme. Gider iblislere aşık olursun zebani." Öpücük yollarken teşekkür ettim. Aklıma gelen fikir ile sırıtırken göz göze gelmemizle onun da aklına aynı şey geldiğini anlayabiliyordum. "Hayır." "Evet!" Arin ellerini gök kubbeye açmış sabır dilerken bacaklarına yapıştım. "Ayaklarını Bülent Ersoy'un Hindistan'a gittiğinde ayaklarını yalayan putperestler gibi yalatma bana. Nolur katılalım?! Hem alınacağımızı kim söyledi? Eğlence çıkar yılbaşı gecesi." Arin tiksinerek beni ayağından uzaklaştırmak için kafama tekme attı. "Kendin diyorsun yılbaşı gecesi, bizi bi rahat bırak da eğlenelim. Buraya eğlenmeye geldik. Senin saçmalıklarınla uğraşamayacağım." Ona aynı tiksinti ile baktım. "Ya nedenn? Hem Lensli'yi görürsün fena mı?"

"Ben onu gördüğümde sende Ampul'ü ve Çamur'u görmeyeceksin sanki! Yazacaksın listenin başına Yarasa, Ampul, Çamur." Sırıtarak "Eeee tabikii. Senin yazacağın isimleri de biliyoruz. En başta en adi enayi Ahtapot, sonra iki günlük Sıçan, dadısının dadısının dadısı Lensli." Parmağını şıklattı. "Eee zatik her zaman." Bacağına vurdum. "Eee daha ne otizimli? Başvuralım işte."

"Git tableti getir."

"Hangimizin?"

"Senin ki buradaysa mal?" o lafını bitirmeden ayağa kalkıp odadan çıktım. Tableti alıp geldim. "İstenen şeylere baktım. Kimlik, pasaport bilgileri, sağlık sorunu varsa o... Baya bütün cv istiyorlar anasını avradını." derken Arin benim tabletten kaydırarak upuzun kayıt formunun sonunu bulmaya çalışıyordu. Yanına oturdum ve beraber formu doldurduk. En son seçtiğimiz exlerimiz ve iletişim numaralarını girecekken birbirimize baktık. "Zaten kimleri yazacağımızı biliyoruz. Yaz gitsin."

Yaklaşık beş dakika sonra benim isimleri yazmam bitmişti. Manyak takıntım yüzünden bütün exlerin telefon numaralarını ezbere biliyordum. "Bitirdin mi?" dediğimde Arin sırıtarak "Hee" demişti. "Gene ne bok yedin sorgulamayacağım. Vision Board'ı yapalım."

***

Hastanede karın ağrısından ölürken Arin tepemde kaydırıyordu. FMF hastalığım ve İstanbul'un değişken havası yüzünden tetiklenen atağım ile bir şubat günü saat 21.38'de hastanelik olmuştum. Vurulan ağrı kesicilerin haddi hesabı yoktu. "O hemşirenin açtığı damar yolunu doktora monteleyip hastanenin vidasını sökeyim!" Arin kahkaha atarken acil odasının perdesinin arkasında duran hemşire hanım içeri girince utancımdan yerin dibine girdim. Arin hızla benim yerime toparladı. "Ağrıdan ya ağrıdan kafası yerinde değil. Siz bakmayın ona." Hemşire bir şey demeden serumu kontrol etti. Ardından doktor odaya girdi. Yakışıklıydı şimdi, kabul edelim. Kafamda çalan 'Doktor civanım' davuluna engel olmaya çalışarak doğruldum. Doktor "Ağrınız hala geçmedi mi?" diye sorduğunda Acun abiye dönüşüp 'Ohhhgg maşallaah' dememeye çalıştım. "Karın ağrım geçti ama kemik ağrım sürüyor, doktor hanım- Aman bey."

Arin yaşananlardan kendine eğlence çıkarmış gülerken doktorda gülüyordu. Sonunda taburcu oldum ve evin yolunu tutabildik. Arin arabayı sürerken ben yanda bayılmak üzereydim fakat götümde titreyen Iphone ile uyandım. "Seni de titreşimde sikim emi." diye söylenerek telefonu açtım. "Günün bu saatinde arayan hangi exsin acaba?" karşı taraftan gelen gülen kadın sesi "Nextfl-x." dediğinde beynime çarpan şok ile boğazımı temizledim. Arin'in odağı bana kaymıştı. "Buyrun?" dediğimde kadın manuel ayarlarına dönmüş gibi konuşmaya başladı. "Sizi Netfl-x'ten Nextfl-x programı için aramıştım. Başvurunuz kabul edildiğini haber vermek için aradım. Size sorun çıkmaması için vizelerinizi biz ayarlamış bulunmaktayız. Sizin için ayarlanan özel jetler ile 10 Şubat tarihinde ***** adasına seçtiğiniz kişiler ile uçuş yapacaksınız."

Kadın detayları anlattıktan sonra telefonu kapattım. Arin korkarak bana baktı. "Noldu ya? Niye o kadar resmi konuştun? Hemde bu halde ben seni hiç resmi görmedim. Doktor beye doktor hanım diyen varlık."

"Varlığını sikim Arin! KABUL ALDIK AMK!"

Varsa Yoksa DeccallerStories to obsess over. Discover now