Oops! Questa immagine non segue le nostre linee guida sui contenuti. Per continuare la pubblicazione, provare a rimuoverlo o caricare un altro.
CEHENNEMDEN KOPAN PARÇALAR...
Burnumun ucuna konan küçük böcek ile göz göze geldiğimde istemsizce kıkırdadım. Küçük siyah gözleri gözlerimin içine bakarken kaşlarımı çattım.
Bir dakika...
Ben babamın meyve ağaclarıyla dolu olan bahçesinde değildim...
Ben bir katliamın ortasındaydım!
Yüzümde hissettiğim sıcak ve ıslak his beni korkuyla irkitti.
Karşımda ki maskeli adam önümdeki yaşlı adamın kafasına baltayla vurmuştu.
Kafası parçalara ayrılan adam kim torbası gibi yere yığıldı. Boğazımda hissettiğim yanma hissiyle yutkundum. Odada ben ve az önceki yaşlı adam gibi evlerinden zorla alınan kişiler çığlık atıp ağlamaya başlamıştı. Çogunluk kadın ve yaşlı insanlardı.
Bize bunu yapanlar ise toprağımızda oluşan terörün elçileriydi. Kalbim hızlı hızlı atarken gözümden yaşlar süzüldü. Hepimizi burda aynı şekilde katledip kameraya alacaklardı. Bakışlarım karşımda olan kameraya kaydı. Kırmızı ışığı yanıp sönüyordu.
"Sıradakine geç!"
Maskeli adam üstüme doğru gelirken dudağımdan kaçan çığlığa engel olamadım.
"Hayır! Hayır! Ne olur durun... Yalvar-"
Kelimelerimi boğazıma tıkan şey maskeli adamın saçlarımı tutup beni kameranın önüne sürüklemesiydi.
Gözümden yaşlar akarek ağlamaya başladım.
Saçlarım ağlamaktan ıslanan yüzüme yapışmıştı. Bakışlarım istemsizce yere kaydı.
O yaşlı adamın kafasından boşalan kanlar donmuştu.
Midem ağzıma doğru gelmek için can atarken dişlerimi sıkıp ellerimi göğsümde birleştirdim.
Delirmek üzere olduğumu biliyordum. Şayet hangi insan bunları kaldırabilirdi?
Enseme baskı uygulayıp başımı öne doğru eğdi.
Gözümden akan yaşlar yaşlı adamın kanına düşerken, değdiği yerlerde sıcaklığıyla hareket oluşturuyordu.
O sırada bir şey oldu bulunduğumuz odanın kapısı çok hızlı bir şekilde açıldı.
Korkuyla başımı kaldırdığımda odaya giren adamlar gördüm.
Üstlerinde komple siyah askeri kıyafetler vardı. Ellerinde ise bedenimi kaplayacak kadar uzun ve büyük silahlar.
Silahların hepsi odadaki cellatlarımıza doğruldu.
Dudaklarım titrerken burnumu çektim.
Kimdi bu adamlar?
Önlerindeki adam Arapça konuştu aniden. Yüksek ve kalın sesi odayı doldurup vücudumdaki ince tüylerime çarpmıştı.
"BURASI AMERİKAN ASKERLERİNİN DÜZENLEDİĞİ B-20 OPERASYONU DAHİLİNDEDİR! ETRAFINIZ KOMPLE ÇEVİRİLDİ! ELİNİZDEKİ VE VÜCUDUNUZDAKİ KESİCİ ALETLERİ HEMEN YERE BIRAKIN!"
Amerikan askeri mi?
Başımdaki adamın hareketlendiğini hissettim.
O sırada yüksek sesli bir silah sesi duydum ve sırtıma düşen ağırlık ...
O adam kafama baltayla vurmaya kalkışmıştı ama askerler onu etkisiz hale getirmişti.
Cansız bedeni üzerime düştüğü gibi öndeki ilk konuşan asker bana doğru geldi.
Yerde kana bulanmış bir şekilde acıyla uzanırken üzerimdeki adamı tek hamlesi ile üzerimden çekip diğer tarafa attı.
Derin nefesler alıp verirken odadaki insanların diğer askerlerin yardımıyla çıktığını fark ettim.
Canım yanıyordu. Gözlerim bana uzatılan ellere kaydı.
Büyük elleri belimin iki tarafını kaplayıp beni rahat bir şekilde ayağa kaldırmıştı.
Titrek ve cılız parmaklarım onun kollarına tutunurken başımı kaldırıp yüzüne baktım.
Şayet o beni tutmasa yine kanın içine serilecektim.
Karşılaştığım mavi gözler ile duraksadım.
Bu gözler bana tanıdık geliyordu.
Kaşlarım istemsizce çatılırken yüzüme doğru eğildi.
Sıcak nefesini yüzüne taktiği maskeye rağmen yüzümde hissedebiliyordum.
Bu gözler... Mavinin bu yönünü sadece bir defa görmüştüm ve bir daha unutmamış ve görmemiştim...
Bölüm sonuuuu umarım seversiniz. Desteklerinizi bekliyorum🌸