1.Kaset A yüzü

3 1 0
                                        

Bir sabah kalkarsınız ve hayat artık eskisi gibi hissettirmez. Havada, kokusunu alamadığınız ama varlığını iliklerinize kadar hissettiğiniz anlamsız bir değişim vardır; yürüdüğünüz sokaklar aynıdır, gökyüzü aynı gridir ama siz artık o eski siz değilsinizdir. İşte o salı sabahı saat tam 07:42'de, evimin önündeki paspasa bırakılmış o isimsiz pakete bakarken, o geri dönüşü olmayan çizgiyi çoktan geçtiğimi ve güvendiğim tüm duvarların üzerime yıkılacağı o cehennemin tam ortasına düştüğümü anlamadım fakat hissediyordum.

Eğilip paketi aldım. Üzerinde ne bir adres vardı ne de gönderen bir isim; sadece aceleyle sarılmış kahverengi bir ambalaj kağıdı. Eve girip kapıyı arkamdan kilitledim. Çalışma masamın üzerine bağdaş kurup titreyen parmaklarımla paketi açtım. İçinden çıkan şey modern dünyaya ait bir şey değildi; eski, yıpranmış bir ayakkabı kutusuydu. Kapağını kaldırdığımda, üzerleri kırmızı tükenmez kalemle 1'den 7'ye kadar numaralandırılmış eski kasetler ve tozlu, emektar bir kasetçalarla karşılaştım.

O an göğsüme ağır bir taş oturdu, kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Çünkü kutunun içindeki o dik, köşeli el yazısını çok iyi tanıyordum. İki hafta önce, arkasında koca bir bilinmezlik bırakarak sahildeki fener kulesinden atlayan İrem'e ait bir eldi bu. Benim her şeyim olan, içten içe deli gibi aşık olduğum ama bunu ona hiçbir zaman söyleyemediğim ve hep pişman olacağım...

Kırmızıyla "1" yazılmış kaseti cihazın içine yerleştirdim. İşaret parmağım sert, plastik "Play" tuşuna bastı.

Önce derin, hırıltılı bir bant hışırtısı yükseldi odada. Boş bir odada yankılanan nefes sesleri... Ardından, o ses duyuldu. Toprağın altında olduğuna inanmak istemediğim, rüyalarımda yankılanan o duru ama buz gibi ses.

Merhaba," dedi İrem. Sesi o kadar netti ki, arkamı dönsem masamın kenarında oturduğunu görecek gibi hissettim. "Eğer bu kaset dönüyor ve sesim kulaklarına ulaşıyorsa, artık hayatta değilim demektir. Korkmayın, ama bana yaptıklarınızın sonuçlarını benim tarafımdan dinleyin. Bu sadece, benim hayatımın nasıl yavaş yavaş karardığının, her birinizin o karanlığa nasıl birer kürek toprak attığının hikayesi. Kurallar çok basit: Sonuna kadar dinleyeceksiniz, sıranız geldiğinde kendi günahınızla savunmasızca yüzleşeceksiniz ve ardından bu kutuyu, sizden sonraki suçluya gizlice teslim edeceksiniz. Eğer birine anlatır ya da polise giderseniz... Bu kasetlerin birer kopyası, tüm okulun veri tabanına aynı anda düşecek şekilde programlandı. Kendinizi kurtarmak istiyorsanız, dinleyin."

Yutkunamadım. Gözlerimden bir damla yaş masanın üzerine süzüldü. Şok içerisindeydim.Ben ona ne yapmış olabilirdim? Bu hayatta herkesten çok sevdiğim insana . Onu korumak için canımı bile verirdim. Ancak İrem'in sesi durmadı, daha da keskinleşti.

Gelelim 1. Kaset, A Yüzü'ne..." dedi İrem. Sesi nefretle titriyordu. "Bu hikaye, kampüsün o herkesin hayran olduğu, ağzından çıkan her kelimeye inanılan parıltılı çocuğunun aslında ne kadar ucuz bir yalancı olduğuyla başlıyor. Cenk Soyer... Evet Cenk, senden bahsediyorum.

Cenk'in ismini duyduğum an yumruklarımı sıktım. Cenk, okulun popüler çocuğuydu ve İrem'in son zamanlarda flört ettiği, yan yana geldiklerinde gözlerinin içinin gülmesine sebep olan kişiydi. Bir zaman sonra kavga edip konuşmayı kesmişlerdi.Onları kampüste uzaktan her gördüğümde içimin nasıl yandığını bir ben bilirdim.

Hani o beni herkesten çok sevdiğini söyleyen, gecelerce attığı mesajlarla beni kendine bağlayan dürüst Cenk..." diye devam etti İrem. Sesi adeta buz kesti. "Geçen ay o partide, sırf arkadaş ortamında 'havan olsun' diye, aramızda hiçbir şey yaşanmadığı halde benimle birlikte olduğuna dair o iğrenç yalanı ortaya attın. Üstelik bununla da kalmadın; sana gönderdiğim fotoğrafımı gizlice aldığın, o kişisel fotoğrafımı whatsapp gruplarına sızdırdın. Beni tüm okula bir gecede meze ettin. Sırf o egoist arkadaşlarına erkekliğini kanıtlamak için, benim onurumu, gururumu ve yaşama sevincimi bir çırpıda çöpe attın. Beni o kuleye giden ilk basamağa sen ittin, Cenk."

Gerçekten böyle bir şey yaşanmış, sınıf grubumuza İrem'in dekolteli bir fotoğrafı paylaşılmıştı. Tabii ki Cenk'e çok sinirlenmiştim ama İrem için asla kötü düşünmemiştim sadece bu yaşadığı duruma üzülmüştüm. Onun yaşadığı durumu şuan için daha iyi anlamıştım onun yanında olmalıydım destek vermeliydim bir erkek olarak o gün çok önemli değil gibi hissettirmişti ah ne kadar da salakmışım.

İrem derin, titrek bir nefes aldı. Hemen ardından kasetçaların içindeki bandın dönmeyi bırakan o mekanik, sert "çıt" sesiyle odadaki ölüm sessizliği ikiye bölündü. İrem susmuştu ama sessizliği çok şey anlatıyordu, sanki o son anlarında o kabusu tekrar yaşıyordu.

Başımı ellerimin arasına aldım. İrem'in o çok güvendiği, kalbini açtığı çocuğun aslında nasıl bir pislik olduğunu onun kendi sesinden duymuş hissetmek ruhumu paramparça etmişti. Cenk, kendi leş egosu için İrem'in hayatını yüzlerce insanın önünde tek bir gecede mahvetmişti.

İçimdeki öfke, boğazımı düğümleyen o suçluluk duygusunu bastırarak damarlarımda hızla yayıldı. Cenk... O aşağılık herif her gün kampüste hiçbir şey olmamış gibi sırıtarak dolaşırken, İrem o fener kulesinin tepesinde yapayalnızdı.

Daha fazla odada kalamadım. Kasetçaları ve kutuyu gardırobun en dip köşesine saklayıp evden fırladım. Kampüse giden yolda adımlarım benden bağımsız, öfkeyle atılıyordu. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyordum ama o leş egolu herifin suratını dağıtmak istiyordum.

Fakültenin bahçesine girdiğimde onu her zamanki gibi kantin önündeki o mermer masada, etrafına topladığı üç beş arkadaşıyla kahkahalar atarken gördüm. Dünya onun etrafında dönüyor, herkes ona hayran kalıyor gibiydi. İrem'in canına kıydığı o iki hafta boyunca bu herif bir gün bile durup düşünmemişti.

Masaya doğru yürürken adımlarım hızlandı. Beni fark ettiğinde yüzündeki o umursamaz, gevşek gülümsemeyle elini kaldırdı. "Ooo, naber ortak..." demesine fırsat kalmadan, yakasına yapışıp onu arkasındaki duvara sertçe çarptım. Masadaki bardaklar devrildi, etraftaki herkes bir anda susup bize döndü.
"Sen ne şerefsiz bir adamsın lan!" diye bağırdım, sesim öfkeden titriyordu. "İrem'in fotoğraflarını gruplara sızdırırken, arkasından o iğrenç yalanları uydururken hiç mi utanmadın? Onun katili sensin!"

Cenk ilk başta neye uğradığını şaşırdı, gözlerinde ani bir panik belirdi. Fakat bir iki saniye içinde, şaşkınlığı yerini buz gibi, karanlık bir tebessüme bıraktı. Etraftakiler bizi ayırmaya çalışırken Cenk eliyle onları durdurdu. Yakasındaki ellerimi yavaşça ama güçlüce indirdi. Üstünü başını düzeltti, gözlerinin içine dik dik baktı. Yüzünde en ufak bir pişmanlık ya da korku yoktu. Aksine, beni tamamen köşeye sıkıştıracağını bildiği o kibirli ifade yerleşti dudaklarına.

Bana doğru bir adım yaklaştı. Aramızdaki mesafeyi kapatıp, sadece benim duyabileceğim o alçak, fısıltılı bir ses tonuyla konuştu:
"Bana burada adalet bekçiliği yapma," dedi, gözlerini kırpmadan. "Sabah kapının önündeki paketi aldın değil mi? İlk kaseti dinleyip buraya kahraman olmaya koşmuşsun. Ama bence o kasetçaları kapatmadan önce diğer kasetleri de bir dinle. Sen daha kendi yaptığını, o kızın hayatını asıl nasıl mahvettiğini dinlemedin mi ki gelmiş bana hesap soruyorsun?"
Söylediği kelimeler beynimin içinde bomba gibi patladı. Kalbimin teklemesini, göğsümün ortasına çöken o devasa ağırlığı hissettim. Cenk, kasetlerden haberdardı. Dahası, İrem'in benim hakkımda da bir kaset doldurduğunu biliyordu.

"Ne... Ne saçmalıyorsun sen?" diyebildim. Sesimdeki o az önceki öfkeli gürleme gitmiş, yerini kör bir korkuya bırakmıştı. Kulaklarım yeniden uğuldamaya başladı.
Cenk hafifçe güldü, omzuma acıtacak kadar sertçe vurdu ve kulağıma doğru eğildi:
"Git ve sıranı bekle ortak. Bakalım kendi kasedini dinlediğinde de buraya böyle aslan gibi gelebilecek misin?"

Arkasını dönüp arkadaşlarıyla birlikte uzaklaşırken, bahçenin ortasında öylece kalakaldım. Etraftaki insanların fısıldaşmaları uğultulu bir gürültüye dönüştü. Paspasın başında hissettiğim o anlamsız değişim, şimdi anlam kazanıyordu.
Kalan altı kasette kim bilir daha kimlerin isimleri, ne büyük ihanetler saklıydı? Ve en önemlisi... Bu kaset zincirinin sonunda, İrem benim ismimi hangi günahla haykıraca

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 26 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Son kaset Stories to obsess over. Discover now