1. Bölüm
Ortak
"Bu oyunda ya av olursun ya da avcı. Başka bir meziyete yer yok."
Başlamadan önce oy verirseniz sevinirim~
*ੈ✩‧₊˚༺☆༻*ੈ✩‧₊˚
İktidar, kana bulanmış elleri bile mâsum gösteren en tehlikeli maskedir.
Bazı yaraların kapanması için zaman gerekmez; o yara anca intikamla susar. Ve benim intikâmım geçmişi belki değiştiremezdi ama geleceği yakabilirdi.
"Efendim, babanız, abinizin doğum gününde pantolon giyinmenize izin vermez."
Bakışlarımı aynadaki yansımamdan ayırmadan Daisy'e yanıt verdim. "Sence babamın ne düşündüğünü umursuyor muyum?"
Daisy onaylamaz bir mırıltı çıkardı. "Babanız bugün sinirliydi. Abinizin doğum gününde pantolon giyindiğinizi görürse sinirleri arşa çıkar."
Gözlerimi devirmemek için kendimi sıkarken, "Sanki normalde sinirli değilmiş gibi," diye homurdandım. Daisy bunu duymuş olacak ki, "Bir şey mi dediniz, efendim," diyerek gözlerini kıstı.
Yüzüme sahte bir gülümseme kondurarak bakışlarımı Daisy'nin bulunduğu kapı pervazına çevirdim. "Hayır, Daisy. Çıkabilirsin." Daisy usulca başını salladı ve dışarı çıkıp kapıyı ardından yavaşça kapattı.
Yatağın üzerine oturup tam telefonumu açacağım esnada tıklanan kapıyla hayallerim küçük bir hava bulutu gibi gökyüzüne doğru istikamet alarak beni terk etti. "Gel," diyen sesim beraberinde açılan kapıyla içeri giren bedene merakla baktım. Babamın baş asistanı olan
William gelmişti.
"Bir sorun mu var, Will?" dediğimde yaşlı adam başını aşağı yukarı salladı. Gerçek adı William olsa da çocukluğumdan beri ona hep Will diyordum. Will uzun süredir bizimle çalıştığı için artık aramızda resmen baba-kız ilişkisi oluşmuştu. Babamın bana yapmadığı babalığı her zaman Will yanımda olarak yapmıştı. Tabii babamın buna elverdiği süreçte. Açıkçası Will hem bana hem de babama olan sadakatini çoktan kanıtlamıştı. Her zaman yanımda olmasını istediğim nadir insanlardandı kendisi. Fakat yaşından dolayı son zamanlarda sıklıkla hastalanıyor ve işleri sekteye uğruyordu. Babam ve ben de dahil olmak üzere evde sözü geçen tüm adamlar işi bırakmasını ve ona yüklü bir miktar para vereceklerini söyleseler de adam iş aşkıyla yanıp tutuşuyor, ona sunduğumuz tüm imkânları elinin tersiyle geri itiyordu.
"Babanız sizi çağırıyor," dediğinde kaşlarımı çattım. "Ne için?" Will bana bakıp 'bilmem' dercesine omuz silkti. "Çalışma odasında bekliyormuş sizi. Hemen gelsin dedi." Ardından fazla uzatma gereği duymadan kapıyı çekip odadan ayrıldı.
Yine ne zırvalayacağını hiç merak etmiyordum. Tek istediğim sonsuza dek yatakta uzanıp video kaydırmaktı.
Ve intikamımı almak.
İstemeye istemeye de olsa yataktan kalktım ve uyuşuk adımlarla odadan ayrıldım. Yavaş yavaş babamın çalışma odasına yürürken tüm ev karmaşa içindeydi. Ortamı dizayn eden hizmetliler, son dokunuşları yapan stilistler, bazı eşyaları bahçeye taşıyan görevliler ve daha nicesi.
Belli bir müddet yolun sonunda nihayet babamın çalışma odasına vardığımda iki kez kapıyı tıklattım. "Gel," diyen babamın sesiyle içeri girip çalışma masasının hemen karşısındaki deri koltuğa yayıldım. "Beni çağırmışsın." Burada bulunmak istemediğimi belli eden sesimle bilgisayarda olan kahverenginin en koyu tondaki gözlerini bana yöneltti.
YOU ARE READING
KARAN
Action"İntikam, kaderimizi yazmamızda rol oynayabilir mi?" diye sordu Ryder. Başımı iki yana salladım. "Sence bizi birleştiren kader mi, Ryder?" Bilmem dermişçesine omuz silkince konuşmaya devam ettim. "Kadere inanmam. Eğer bizi kesiştiren kader olsaydı...
