Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ᯓ★
Yaz sonunun o yapış yapış, ağır sıcağı Seul'ün eski mahallelerinden birinin üzerine çöktüğünde, zaman neredeyse durma noktasına gelirdi. Sokaktaki asfalt, öğlen güneşinin altında hafifçe genleşir, havaya keskin bir zift kokusu yayardı. Mahallenin en eski binalarından birinin zemin katında yer alan o küçük erişte dükkanı ise, bu sıcak dalgasına kendi buharıyla meydan okuyordu. Dükkanın devasa kazanlarından yükselen et suyu ve taze zencefil kokusu, açık duran tahta kapıdan sızıp sokağın yarısını esir almıştı.
Han Jisung, yedi yaşının verdiği o bitmek bilmez, telaşlı enerjiyle dükkanın önündeki alçak basamakta oturuyordu. Üzerindeki açık sarı tişörtün önü, sabah babasının tezgahından kaptığı un lekeleri ve öğlen yediği sosun izleriyle çoktan griye dönmüştü. Parmaklarının arasındaki küçük tahta kaşıkla yerde bulduğu bir karınca yuvasını, sanki dünyanın en büyük gizemini çözmeye çalışırmış gibi büyük bir dikkatle inceliyordu. Arkasındaki açık kapıdan, babasının bıçak sesleri geliyordu; tahtaya vuran her satır darbesi, kaynayan kazanların fokurtusuna karışıp mahallenin tanıdık fon müziğini oluşturuyordu.
Tam o sırada sokağın girişinde eski, mavi bir nakliye kamyonu belirdi. Motorundan çıkan hırıltılı ve yorgun ses, mahallenin o durağan ikindi vaktini bıçak gibi kesti. Kamyon, Jisung'un oturduğu basamağın tam önünde, dükkanın üst katındaki boş dairenin girişinde durdu. Lastiklerin gıcırtısı ve egzozdan çıkan kara duman havaya karıştığında, Jisung elindeki tahta kaşığı dizlerinin üzerine bırakıp merakla başını kaldırdı. Haftalardır boş olan o üst kata nihayet birileri taşınıyordu
Kamyonun kapısı ağır bir gıcırtıyla açıldı. Önce yere basan tozlu, siyah botlar görüldü; ardından da arabanın ön koltuğundan indirilen küçük bir çocuk; Minho.
Jisung'dan en fazla bir ya da iki yaş büyük duruyordu ama omuzlarında taşıdığı o görünmez, ağır yük, onu sokağın diğer çocuklarından tamamen ayırıyordu. Saçları alnına doğru cetvelle çizilmiş gibi düzgünce taranmıştı. Sıcağa rağmen üzerinde tek bir leke veya kırışıklık olmayan, ilikleri sonuna kadar kapatılmış beyaz bir gömlek vardı. Ancak Jisung'un dikkatini asıl çeken şey çocuğun kıyafetleri değil, yüzüydü.