bölüm 1

23 1 4
                                        

(Hafif bir yağmur çiselemektedir. İsmail, üzerinde istasyon montuyla sıkılmış bir şekilde beklemektedir. O sırada lüks bir siyah araç istasyona yanaşır. Direksiyonda Emir vardır, arka koltukta ise Deniz ve kucağında uyuyan küçük Arya.)
​İsmail: (Arabaya yaklaşır, camı tıklatır) İyi geceler, hoş geldiniz. Ne kadar yakıt alacaktınız?
​(Emir camı indirir. O sırada arka koltuktaki Deniz, dışarıdaki sesi duyunca kafasını kaldırır ve gözleri İsmail'le kesişir. Deniz'in nefesi kesilir, donakalır. İsmail de Deniz'i fark ettiği an gözleri büyür. Zaman durmuş gibidir.)
​İsmail: (Fısıltıyla, şok içinde) Deniz?
​Emir: (İsmail'in bakışlarından rahatsız olarak araya girer) Depoyu fulle kardeşim, acelemiz var.
​İsmail: (Emir'i duymazdan gelerek arkaya bakar, gözleri dolmuştur) Sen... Sen buralara döner miydin? Hiçbir şey söylemeden, bir mektup bile bırakmadan çekip giden Deniz, İzmir'e ayak basmış demek.
​Deniz: (Sesinin titremesini engellemeye çalışarak) İsmail... Ben... Çok uzun zaman oldu.
​Emir: (Direksiyona vurur, sert bir sesle) Deniz, tanıyor musun bu adamı? Kim bu?
​İsmail: (Emir'e dik dik bakar, sinirlenmiştir) Ben onun geçmişiyim bilader. Asıl sen kimsin? Deniz'in yeni kaçış planı mı?
​Deniz: (Panikle araya girer) İsmail lütfen! Emir benim kuzenim. Rusya'da da yanımdaydı, şimdi de yanımda.
​Emir: (Gururla arkaya döner) Sadece kuzenin değilim Deniz, bunu biliyorsun. (İsmail'e bakarak) İşini yap, depoyu doldur ve git. Bizim gitmemiz gereken yerler var.
​(İsmail, Emir'in üstten bakan tavrından ve Deniz'e olan yakınlığından nefret etmiştir. Yumruklarını sıkar. Tam o sırada arka koltukta uyuyan küçük çocuk kıpırdanır, gözlerini açar ve ağlamaklı bir sesle konuşur.)
​Arya: Anne... Geldik mi? Çok uykum var.
​(İsmail'in bakışları çocuğa kayar. Kalbi hızla çarpmaya başlar. Çocuğun yüzündeki tanıdık hatlara bakar ama durumu anlamaz.)
​İsmail: (Ses tonu biraz yumuşar ama şaşkındır) Çocuğun mu var?
​Deniz: (Korkuyla Arya'yı sıkıca sarar, İsmail'in gerçeği anlamasından ödün patlıyordur) Evet. Benim kızım.
​İsmail: (Acı bir gülümsemeyle) Demek Rusya'ya gidip kendine yeni bir hayat kurdun. Evlendin, çocuk yaptın... İsmi ne?
​Deniz: (Yutkunur, gözlerinden bir damla yaş süzülür) Adı... Arya.
​(İsmail "Arya" ismini duyduğu an göğsüne bir bıçak saplanmış gibi hisseder. Lisede, okul bahçesinde el ele tutuşup kurdukları o hayal gözünün önüne gelir: "Eğer bir gün kızımız olursa adı Arya olacak İsmail...")
​İsmail: (Sesi titrer, gözleri dolar) Arya mı? Başka isim mi bulamadın Deniz? Benim canımı yakmak için mi koydun bu ismi?
​Deniz: (Gerçeği haykırmak ister ama ailesinin tehditleri ve korkusu yüzünden susar) Sadece... Bu ismi çok seviyordum İsmail. Başka bir sebebi yok.
​Emir: (Ortamdaki gerilimi bitirmek için cüzdanından parayı çıkarır, İsmail'in önüne fırlatır) Bu kadar muhabbet yeter. Al paranı, aç şu pompayı da gidelim. Deniz'i de, kızını da daha fazla rahatsız etme.
​(İsmail yerdeki paraya, sonra Emir'e nefretle bakar. Parayı almaz, pompayı araca takar. Deniz'e son kez bakar.)
​İsmail: Hoş geldin Deniz. Ama keşke hiç dönmeseydin. Çünkü bıraktığın İsmail çoktan öldü.
​(İsmail arkasını dönüp istasyon kulübesine doğru yürürken, Deniz arkasından gözyaşları içinde bakar. Arya ise pencereden dışarıdaki bu yabancı adama bakmaktadır. Emir gaza basar ve araba istasyondan uzaklaşır.)

Ying ve YangStories to obsess over. Discover now