Giriş

232 79 996
                                        

Selamlar kurguma hoşgeldiniz umarım kalemimi beğenirsiniz.

Bu hikayede sadece sizden biraz anlayış istiyorum. Bilirsiniz ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bir kıyafeti üzerine giymeden yargılarsan onun bedenine alerji yapmasına izin vermen gerekir.

Sizden ricam buradaki her bir karakteri biraz olsun anlamanız.

Biraz olsun onları dinlemeniz.

Çünkü ben bir kadın tanıdım herkesi anlayıp kimse tarafından anlaşılmayan.

Rica ediyorum birilerini anlamaya çalışın çünkü emin olun onlar da kendilerini kanıtlamaktan yorulmuş,empati yapılmaya muhtaçtır.

Bu anlaşılmayan kadın için anlayın bütün karakterleri.

Benim için.

⏱️

Size bir tarih vereceğim herkesin katili olan. Size bir gün vereceğim birilerini günahkar kılan.

Çünkü bazen günahkar olmak için bir günah işlemenize gerek yoktu. Bazen bir sırrı içinizde saklamanız,bir cinayeti görmeniz ve bir şeytanın kızı olmanız yeterdi.

Yıl 2007 günlerden 27 Şubat ve o gün birinin katili. 27 Şubat hep bir şeylerin katili olur zaten. Birilerini öldürür, günü mahveder ve o günü takvimden yırtıp atmanıza sebep olur. 27 Şubatlar hep güzel geçer ancak bir ölümü barındırır. 27 Şubat hep güneşlidir ancak o ölünün taze gözyaşlarıyla yağmurlanır. Biri sizi kolunuzdan tutar gerçek olmayan bir dünyaya sokar. O gün de güneş vardı, sebepsizce güneş tepedeydi ve bu kanlı günü aydınlatmaya pek yetmiyordu çünkü güneş havayı aydınlatabilir ancak zihinleri aydınlatamazdı, bazı zihinler karanlığa gömülmeye mahkumdu. Bazı zihinler karanlık için doğmuştu. Bazıları doğarken kirlenmiş, bazıları sonradan her damlasıyla siyaha boyanmıştı. Çünkü bir beyazı bir damla siyah ile kirletebilirdin ama bir siyahı bin damla beyaz ile temizleyemezdin. 27 Şubat'ta bir beyaz kirlenmedi, bir siyah tamamen karanlığa gömüldü. Onu ne beyazlar kurtarabilirdi ne diğer renkler. Kirli bir zihin birini kurtaramaz ancak birini kirletebilirdi. Neva Gürsoy elinde bulunduğu bıçakla birini kirletebilirdi.

27 Şubat her şeyin katilidir. Her bir detayı bir kan barındırır. O kanlı gün sadece bir adam ölmez. O gün milyonlarca can bir çığlık edasıyla dünyaya yayıldı, o gün bir çocuğun omuzlarına büyük bir günah yüklendi, bir kız çocuğu beyazlarla değiştirilmeyecek şekilde kirlendi. Bir melek sessizce değil hıçkırarak ağladı, Allah'a yalvardı, açtı ellerini huzurunda ancak her şey için çok geçti. Allah'a yalvarmak bile bazen o durum için şirk koşmak gibiydi. Tanrı'sının bile onu yalnız bırakacağından korkarak başını göğe çıkardı. Sessiz hıçkırıkların yeri yoktu bu karanlık dünyada.

Neva Gürsoy bu karanlık dünyanın başyapıtları arasında yer alıyordu. Adeta her bir taşı kendi elleriyle dizmişti bu acımasız dünyanın. Her taşta bir lanet okumuş, her yaşta birini kaybetmişti. Her bir yaşın getirdiği ayrı bir 27 Şubat olmuştu ve o günü unutmak için olmayan kalbini sökmek gerekmişti. O gün merdivenin en tepesinde olduğunu anladığı gündü. Kanlı elleri ona bir şarap gibi geliyordu artık. O birini öldürmek için bıçağa gerek duymazdı çoğunlukla. O, birinin zihnine girmekte ustaydı, o hastalıklı bir kadının hastalıklı bir kızıydı. O Neva Gürsoy'du. Onun dünyasında merhamet yoktu, o birini öldürmek istediğinde elleri zihninde birkaç duyguyu titreştirirdi. O bir insanı zaafından vurmaktan çok o bir insanın zaafı olup onu yerle bir ederdi.

Bozuk SaatStories to obsess over. Discover now