Medya; AHU
2005 yılının o kapalı, rüzgarlı sonbahar akşamlarından biriydi. Evin salonunda, o dönemin en çok izlenen televizyon dizilerinden birinin jenerik müziği yankılanıyordu.
Müzeyyen Hanım, eski koltuğuna kurulmuş, elindeki kaseden çıtır çıtır çekirdek çitleyerek televizyona kilitlenmiş keyif yapıyordu.
Dünyadan ve dışarının tüm pisliğinden uzakta, kendi küçük, güvenli limanındaydı.
Tam o sırada dış kapı sessizce aralandı. İçeriye giren Ahu'nun kalbi göğüs kafesini yırtacak gibi çarpıyordu. Üzerindeki hırkanın kapüşonunu gözlerine kadar indirmişti çünkü ağzı yüzü kan içindeydi.
Dudak kenarından sızan kan boynuna doğru kurumuş, yanağındaki sıyrıklar sızlıyordu. Tek amacı, babaannesine bu halini göstermeden hızla odasına sızmaktı.
Tam koridorun karanlığına sığınacakken televizyonun başındaki yaşlı kadın kafasını çevirdi.
"Kızım, gel buraya bakayım. O yüzünün hali ne?"
Ahu olduğu yerde donakaldı. Göğsü hızla kalkıp inerken derin bir nefes aldı. Sesinin titremesini gizlemeye çalışarak, büyük bir tereddütle arkasını döndü. Kapüşonunun altından sadece gözleri görünecek şekilde durdu.
"Bir şey yok anne... Gelirken kedi saldırdı yüzüme."
Müzeyyen Hanım o kadar saftı, torununa o kadar kıyamıyordu ki bu yalana hemen inanıverdi. Yüzündeki endişe yerini şefkate bıraktı.
"Ay güzel kızım benim... Git hemen elini yüzünü yıka, geçer,"
Dedi ve dikkatini yeniden televizyondaki dizisine verdi.
Ahu daha fazla bir şey demeden, adeta parmak uçlarına basarak odasına çıktı. Kapıyı arkasından kapattığı an sırtını ahşaba yaslayıp gözlerini yumdu.
Üzerindeki o lanet okul üniformasını hızla çıkarıp attı. Dolabından çıkardığı beyaz bir bluz ile gri eşofmanını giydi. Aynanın karşısına geçtiğinde canı yansa da omuzlarını dikleştirdi.
Uzun, kumral saçlarını elleriyle toplayıp aynadaki yansımasına bakarak sıkı bir balık sırtı örgü yaptı.
Banyoya geçip soğuk suyu yüzüne çarptığında, suyun rengi lavaboda kırmızıya döndü. Canının acısı, o an zihnine üşüşen anıların acısının yanında hiçbir şeydi.
Bugün okulda yine aynı kabusu yaşamıştı. Ece Karan... Okulun son sınıfındaki o popüler, lüks içinde yaşayan ve canı sıkıldıkça etrafındakileri ezmekten zevk alan zorba kızı, bugün yine kendinden yaşça küçük birini hedef tahtasına oturtmuştu.
Ve o kurban, her zamanki gibi Ahu'ydu. Ece ve etrafındaki kızlar, Ahu'nun sahipsizliğini, sessizliğini fırsat bilip onu okul çıkışında köşeye sıkıştırmış, hırslarını ondan çıkarmışlardı.
Ahu ise o saniyelerde canı yanarken bile tek bir çığlık atmamıştı. Karşı koymanın, bağırmanın işleri daha da büyüteceğini biliyordu.
Ahu, uğradığı her haksızlığa göz yummayı, acısını içine atmayı ve ne olursa olsun sessiz kalmayı tam olarak o gün, o okul koridorlarında öğrenmişti.
GEÇMİŞ (1 SENE ÖNCE)
Bundan tam bir sene önce, Ahu bu koleje henüz yeni başladığında içini ısıtan saf bir mutluluk vardı. Yeni bir başlangıç yapacaklarını, ikizi Aslı ile birlikte güzel bir lise hayatı geçireceklerini sanıyordu.
Fakat o gün okulun o devasa kapısından içeri adım attıkları anda, ikisi de dehşet verici bir manzarayla karşı karşıya kalmıştı.
Burası bir okuldan ziyade bir gladyatör arenasını andırıyordu. Bahçedeki öğrenciler hiçbir kural tanımaksızın birbirine saldırıyor, acımasızca yumruk yumruğa kavga ediyorlardı. İşin en ürkütücü yanı ise, etraftaki diğer öğrencilerin bu vahşeti ayırmak yerine büyük bir eğlence ve neşeyle izliyor oluşuydu.
YOU ARE READING
ZAVALLI MANOLYA
RomanceSonbaharın ilk soğuğu vurduğunda Ahu henüz 15 yaşındaydı lakin hayat insana yaşa göre dert vermiyordu. Henüz 9 yaşındayken önce annesini sonra babasını kaybeden Ahu, çift yumurta ikiziyle birlikte babaannesinin yanına taşınmıştı. Ancak sığındıkları...
