Gözlerini açtığında karanlıktan başka bir şey göremeyeceğini biliyordu. Umut içinden kaybolalı çok olmuştu. Artık bu filmin başrolü gibi hissetmiyordu. Sanki bu acı için doğmuş, bu bilinmezlik sona ermeden ölmeyecekti. Beynindeki tüm hücreler mutlu olamayacağını bir kez daha anladı. Bu hayat ona göre değildi. Bu hayat onun bile değildi. Hep kaybetmek bazen insanları yıpratırdı, ama o artık bıkmıştı. Tamamen. Artık bu sır ile yaşayamazdı. Bu bilinmezliğe karşı koymak istiyordu.
Yatağından hızlıca kalktı. Yatağını toplamadı, çünkü bir daha geri dönmeyeceğini biliyordu. Her zaman yanına aldığı sırt çantasına birkaç silah attı ve arabanın anahtarını cebine koydu. Evinin anahtarını almadı. Bu iş bittiğinde bir eve ihtiyacı olmayacaktı. Kıyafetlerini özenle seçmedi. İdama giderken kıyafetleri kimse umursamazdı. Evden çıkmadan önce son kez camdan dışarıya baktı. Karanlık. Ağaçlar. Diğer evlerdeki sessizlik.... Ama huzur yoktu.
Evden çıkıp arabasına binerken sokak çok sessizdi. Issız sokakları geride bıraktı ve amacına doğru gitti. Fark etmeden tuttuğu nefesini verdi. Mezarlığa vardığında durmadı, her zamanki gibi ağlamadı ya da çiçekler bırakmadı.
"Neredesin bilmiyorum! Ama bu mezarda olmadığını biliyorum."
Görevli ona doğru yaklaşırken çantadan silahını çıkarttı.
"Dur. Sakın yanlış bir şey yapma. Yoksa seni öldürürüm. Buraya gel ve şu mezarı kaz."
Görevli adam titreyerek onayladı ve kürek ile mezarı kazmaya başladı. Mezar taşı eskiydi, burada uzun zamandır duran bir cenazeydi. Bir ölünün, özellikle de uzun zamandır 'ölü' olan birinin mezarını açmak korkutucuydu.
"Hızlan."
Birkaç saat sonra mezar yaklaşık üç metre kazılmıştı. Görevli hala tabutun ortaya çıkmaması sebebiyle şaşkın şaşkın bakarken o anlamıştı.
"Tamam, yeter. İşine dön. Ve görüntüleri sil."
Görevli koşarak uzaklaşırken el değmemiş, bomboş toprağa baktı. Çürümüş bir tahta parçasının bile olmayışını seyretti. Sonra memnuniyetle gülümsedi.
☆
~ 2 YIL ÖNCE ~
Kalabalığın peşinden koşarken buluşmaya geç kalmamaya çalışıyordu. Ona en yakışan elbiseyi giymiş, en sevdiği parfümü sıkmıştı. Makyajı kusursuzdu, bir tablodan fırlamış gibiydi. Sonunda yola ulaştığında kaldırımdan uzaklaştı, boş bir taksi bulma arzusuyla elini kaldırdı.
"Taksi!"
Birçok taksi geçmesine rağmen hiçbir taksi durmuyordu. 'Kalabalık bir şehirde yaşamanın bedeli' diye düşündü.
Birkaç dakika caddede yürümeye devam etti. Boş olan taksiler bulmaya çalışırken aynı zamanda kıyafetlerinin kırışmamasını diliyordu. Söylenerek yürürken bir adama çarptı. Adam turist gibiydi, kesinlikle buranın yerli insanlarına benzemiyordu.
"Ah, çok özür dilerim. Sizi fark edememişim." Dedi genç adamın sesi
"Önemli değil, ben de sizi göremedim." Dedi gülümseyerek.
"Adınız nedir?"
"Elena. Elena Rostova. Gazeteciyim. Ve şey... siz?"
"Oliver. Tanıştığıma memnun oldum, Bayan Rostova."
Genç adam gülümseyerek caddedeki kalabalığa karıştı. Kalabalığa doğru yürüyen adamın arkasından dikkatlice adama bakıyordu. Tam o sırada bir taksi durdu.
YOU ARE READING
KIRMIZI BARUT
ActionEğer ters köşe, aksiyon, gerilim istiyorsanız bu kitapta mevcut.
