Yeni okul, lisenin ilk günü... kapıdan içeri girdiğimde o kaygı duygusu tüm vücuduma yayılmıştı. Terliyen avuç içlerimi siyah pantolonumun yanlarına silerken sınıfa doğru ilerledim. Hiçbir zaman yeni bir yere geçmeyi sevmemiştim.
Elim boynuma gidip kaşılıyor gibi yaparken sınıfa girdim. En arka,duvar kenarı,tek oturacağım ve yaptığım tek şey ders dinleyip uyumak olacaktı...yani,ben öyle sanıyordum.
Çantamı yanıma koyup sıraya oturdum, sabah daha erkendi ve bir kaç kişi vardı sadece. Köşe de sessizce oturdum, tek bir isteğim vardı: sorunsuz bir gün olsun. Çünkü tabii ki de liseden korkuyordum. Ya kötü geçerse, ya zorbalık görürsem, ya hiç arkadaşım olmazsa...
Ben köşede sırf vakit daha hızlı geçsin diye kitap okurken çoğu kişi de zaten gelmişti. Ben orda kimsenin yanıma oturmasını istemiyordum. Kitaptan kafamı kaldıradım,sessiz oldum ki zaten yine siyah giyinmiştim. Belki kimse fark etmez ve-
Ve işte o sesi duydum "yanına otura bilir miyim?" Kafamı kaldırdım... iki çift ela göz bana bakıyordu. Öyle çok neşeli değilse de karamsar bir görünüşü yoktu... içten içe "HAYIR!" diye haykırsamda çantamı çektim ve o da yanıma oturdu.
Ders başladı, ikimizde konuşmamıştık..
Aslında içten içe konuşmak isterdim. Yeni bir arkadaşım olsun isterdim...
Hoca zaten ilk ders bir birimizi tanıma saati yapmıştı. Böyle zamanlardan nefret ederdim, sesli konuşmak zorunda olmaktan nefret ederdim...ben kağıda boş boş karalama yaparken yandan onun sesini duyunca kahverengi gözlerim ona döndü "Ela. Ela Güneş." Ona baktım...Ela...tıpkı gözleri gibi. Ve sonra sınıf sessizleşti, Ela da bana dönünce kafamı kaldırıp baktım... ah, benim sıram. "Gece. Gece Öztürk." Ve diğerleri de isimlerini söylerken ben zaten orda acaba sesim nasıldı, çok mu kötüydü, doğru telafuz ettim değil mi... "Adın çok güzelmiş" Bakışlarım yanımda ki kiza kaydı..."teşekkürler. Seni ki de" ve önüme döndüm. İlk sohbetleri açmak bana göre değildi... önüme dönerken tekrar konuştu "Neden Gece...yani bir özelliği var mı?" Kalemim kağıdın üstünde kareler çizerken durdum "Gece doğmuşum." Ona baktım, çok mu soğuk olmuştu... "senin adın da...gözlerin ile uyumlu..." salak, demene ne gerek vardı...herkes biliyor zaten...
Ama o beklediğim tepki yerine gülümsedi "evet...Ama annem küçükken Ela ismini çok sevdiği için koymuş." Gülümsedim ona geri. Küçük, saniyelik ve biraz zoraki bir gülümseme "ne güzel..."
Teneffüs zili çaldığında sınıfta gürültü yükselmeye başladı. Bir kac kişi aynı okuldandı...ve benim ise hiç tanıdığım yoktu. Gece ve mükemmel şansı...iç çekip uyumak için kafamı sıraya koydum. Ela da kalkıp gitmişti...onun da önceden tanıdığı bir kaç kız arkadaşı vardı...ve çantasının ön cebine gözüm kaydı...bir anahtarlık ama...lezbiyen bayraklı...
Lezbiyen miydi?... bakışlarım tekrar Ela ya döndü. Homofobik değildim, heteroydum. Saygım vardı sadece gerçek hayatta görmek tuhaf hissettirmisti.
Yarım kaldı ama götoş ela nin zoruyla atıyorum 🖕🙄
