Sıradan Bir Sabah

16 9 0
                                        

"Asfaltın soğuk hissiyatı boynuma ve sırtıma vuruyordu. Gözlerimi zar zor açık tutabiliyordum. Her şey çok bulanıktı. Karnım... Çok acıyordu. Çok fazla kan vardı. Bıçak darbeleri.. Ölüyor muydum? Ölüm böyle miydi? Çok fazla ses vardı. Ambulans belki de.. Çok ses.."

Gözlerimi açmamla telefonumu elime almam bir oldu. Alarmım sekiz dakikadır çalıyordu. Alarmı kapatıp, telefonumu komodinin üzerine geri bıraktım. Yorganımı yukarı çekip, kafamı yastığıma gömdüm. Neden böyle bir rüya görmüştüm? O kadar gerçekçiydi ki hala etkisindeydim.

Birkaç dakika daha uzandıktan sonra hızlıca yataktan kalktım. Yoksa işe geç kalacaktım. Doğruca mutfağa yönelim ve kendime filtre kahve demledim. Kahvemi de alıp yatak odasından balkonuma çıktım. Sigaramı yaktım. Bu eski aptal binanın tek güzel yanı balkonları olabilirdi. Yeni yapılan binalara kıyasla oldukça geniş ve güzel balkonlara sahipti.

Oldukça dolmuş olan küllükte sigaramı söndürüp, kahvemden son yudumu aldım. Balkonun kapısını kapatıp doğruca banyoya yöneldim. Elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve hafif bir makyaj yaptım. Saçlarımı da sıkıca yukardan topladım. Artık güne başlamaya hazırdım. Banyodan çıkıp yatak odama yöneldim ve balkon kapısının açık olduğunu, içeriye rüzgar dolduğunu gördüm. Oysa kapıyı kapattığıma emindim.

Aptal bina aptal ev. Hiçbir şeyi düzgün çalışmıyor.

Artık kasım ayına girmiştik. Ankara oldukça soğumuştu. Dolabımdan kahverengi taytımı ve beyaz uzun kollu oversize kazağımı giydim. Uzun deri ceketimi ve çantamı da alıp kapıya yöneldim. Botlarımı da giyip kapıyı kapattım. O sırada karşı dairenin kapısının açıldığını duydum.

Ecem ve Buse.

Gece geç saatlere kadar evlerinden müzik sesleri gelmişti. Bu saatte uyanıp okul için hazırlanmış olmaları mucizeydi.

"Günaydın Selin!"

"Günaydın Ecem. Günaydın Buse"

Ecem ve Buse Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencileriydi. İki yıldır apartmanımızda oturuyorlar. Çok yakın arkadaşlar. Yedikleri içtikleri ayrı gitmez. İşin ilginç tarafı birbirlerine de çok benziyorlar. İkisi de açık kumral saçlı ve mavi gözlü. Ecem Buse'den biraz daha uzun olmasa onları biraz uzaktan ayırt etmeniz imkansız diyebilirim.

"Yan daireden sabaha kadar gelen müzik sesini duydun mu? Ne ders çalışabildik ne uyuyabildik!"

Ecem'in söyledikleri karşısında şaşkın bakışlar yüzüme oturdu. Müzik sesinin onlardan geldiğini düşünmüştüm. Apartmanın her katında üç daire var. Bizim katımızın üçüncü dairesinde, merdivene uzak olan dairede Ali Bey oturuyor. Kendisini kimse pek fazla tanımaz. Hatta kiracı mı ev sahibi mi onu bile bilmiyoruz. Kimseyle konuştuğunu veya bunca yıldır evinden bir ses duyduğumu hatırlamıyorum. Bu yüzden müzik sesinin karşı daireden geldiğine emindim.

"Ben sesin sizden geldiğini düşünmüştüm."

"Yok ya. Ben de olsam bizden geldiğini düşünürdüm ama bizden değildi." deyip kıkırdadı Ecem.

"Neyse, benim gitmem lazım. İşe geç kalacağım. Görüşürüz kızlar!" deyip merdivene doğru yöneldim.

"Biz de derse geç kalıyoruz. Görüşürüz." arkamdan onlar da merdivene doğru yöneldi.

Binadan çıktığımda Ankara'nın keskin ayazı yüzüme çarptı. Kulaklığımı taktım ve metroya doğru yürümeye başladım.

Imogen Heap - Headlock dinleyerek hızlı adımlarla metroya vardım. Kartımı okuttum, merdivenlerden inip beklemeye başladım.

İş yerine tam zamanında hatta birkaç dakika geç gelmiştim. Küçük bir waffle & pasta dükkanında çalışıyordum. Sahibi üst kat komşumuz Selma Teyzeydi. Babam annemi öldürüp, kendini cezaevine annemi de mezara soktuktan sonra 17 yaşında tek başıma kalmıştım. Umutsuzca iş ararken Selma Teyze bana yardımcı oldu. Artık çok yaşlandığı için çalışamıyordu. Eşi İlyas Amca ve kedileri Zeytin ile birlikte evdeydi. 6 yıldır buraya ben bakıyordum. İşimi seviyordum.

Saatler geçti, bir sürü sipariş hazırladım ve bir pakete yakın sigara içtim. Bugün çok yoğundu. Dolayısıyla oldukça yorulmuştum. Hazırlanıp dükkanı kilitledim. Metroya doğru yürümeye başladım.

Apartmana yaklaştığımda insan sürüsü, polis arabaları ve ambulans ile karşılaştım. Kısa bir anlığına dejavu yaşadım. O olay olduğunda da bu manzara ile karşılaşmıştım. Hemen kendimi toparlayıp, apartmana doğru yaklaştım.

Yerde ceset torbası vardı. Görevliler onu ambulansa yüklüyordu. Torbanın içindeki kimdi? Ona ne olmuştu? Burası neden birden buz gibi olmuştu?

Saruhan ApartmanıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin