DÜZELTİLMİŞTİR
-"Kızım bu kaçıncı?"İdarenin disiplin kurulunda toplanmış, yine aynı azarları işitiyordum. Göz devirmemek için kendimi zor tutuyordum. Ellerimi birbirine bağlamış, sağ ayağım ritimli bir şekilde yere vurup duruyordum. Yine azar yiyip gönderirlerdi ya da tutanak yazarlardı. Her zamanki gibi.Ela'nın kulağını kapıya dayayıp bizi dinlediğine emindim. Pislik, her şey onun yüzünden olmuştu ama o kapıda bekliyor, hatta dinliyordu! Gölge düştüğünün farkında değildi herhalde. Nereden mi biliyorum? Çünkü aynısını ben de yapıyordum. Veli toplantısı, hatta öğretmenlerin toplantıları... Birçok şey de.
Faruk Hoca hem bana hem de kapıya doğru baktı. Gözlerimin kapıda olduğunu anlamış olmalı ki sessiz adımlar ile odanın kapısına doğru gitti. İşte şimdi sıçtı. Kapının orada birkaç saniye bekledi. Ardından kapının kolunu indirerek kapıyı bir anda açtı. Ela yan bir şekilde yere kapaklandı.
Yüzündeki ifadeyi görünce gülmekten ağlayacaktım. Dudaklarımı birbirine bastırarak gülmemeye çalıştım. Bu kız tam bir gerizekalıydı.
Kuzenim diye demiyorum ama cidden öyleydi. Eğer bizim tarafa biraz bile olsa çekseydi böyle olmazdı. Kime çektiği de belli değildi zaten. Baba tarafında böyle değildi. Evlatlık olduğuna inanıyorum yoksa bu kadar salaklık bir arada görmek gerçekten anormaldi.
Ela afallamış şekilde tepesinde öfkeden sinir krizi geçirecek Faruk Hoca'ya baktı. Gözlerini birkaç kez kırparak olayın şokunu atlatmaya çalıştı. Her zaman yaptığı gibi işi dalgaya vuracaktı tabii. gülümsedi ve el salladı. Doğruldu ve hocanın tam karşısına geçti. Ellerini beline koyarak tatlı kız pozu verdi.
-"Hocam, bugün ayrı yakışıklı olmuşsunuz maşallah."
Faruk Hoca, Ela'nın dedikleri üzerine göz devirdi. Oflayıp geri yerine doğru ilerledi. Ela da peşinden kapıyı kapatıp yanıma doğru geldi. Ona bakmamaya çalışıyordum, eğer bakarsam gülme krizine gireceğimi biliyordum. Oda aynı şekilde başka yere bakıyordu.Ela ile ilk disiplinimiz değildi. O yüzden alışkın olabilirdik.
Neyin ne olduğunu, hangi ceza alınacağını da biliyorduk. Onunla beraber ortaokuldan beri disiplin kurulundan çıkamıyorduk. Ben genellikle erkekler ile kavga eder, o ise cinsiyet ayrımı yapmadan herkese sataşırdı. Herkesten nefret ediyordu. Ama hep biz haklıydık. Bu haklılığımızı da kimse görmüyordu!Ela'nın dediği gibi; "Kimse bizi çekemiyor." Çok haklıydı! Ve biz her zaman haklıydık.
-"Bu seferki savunmanızı çok merak ettim." Diye söze atıldı Faruk Hoca. Ela bu anı bekliyormuş gibi hemen atıldı.
-"Şimdi canım hocam. Biz normal bir şekilde koridorda dolaşıyorduk. Yani koridorda yürümemiz bile batıyor! Sonra kim geldi biliyor musunuz? Eski sevgilim Yusuf! Çıldırdım o an. Ve haklıydım gelip bana 'çok güzelsin' dedi! O kim ya? Kim o-"
-"Bu yüzden çocuğun özel bölgesine tekme attın?" Bunu ciddi ciddi soruyordu. Ben gülmemek için kafamı eğdim. Ve cidden bunu yapmıştı. Gerçekten ciddi ciddi gidip çocuğun özel bölgesine tekme attı. Aslında hiçbir bok olmazdı, ancak yeni gelen deccal kimyacı nöbetçiydi. Bu durumu görünce ikimizi de tutup disiplin kuruluna getirdi. Aptal herif.
Faruk Hoca da hiç düşünmeden bizi içeri aldı. Adamın aklında hemen kopya, telefon, makyaj geçiyordu ki, kimyacının dedikleri yüzünden kalp krizi geçirecekti. Belki de biraz haklıydı ama kesinlikle sonuna kadar biz haklıydık. O kimdi ya? Erkek olduğu için kendini farklı sandı ve Ela da cevabını verdi.
Faruk Hoca burun kemerini tutup Ela'ya öylecene baktı. Başını olumsuz sallayarak çekmeden A4 kağıdı çıkardı. Bu konuda benim suçum var mıydı peki? Evet, vardı. Ela yaptığı hareketten sonra karşıma çıkan her erkeğe tekme atmıştım. Koridorda Ela'nın kahkahaları ile dolmuştu. Ve erkeklerin acı verici inlemeleri...Ela ile o an göz göze geldik. 'Biz bittik.' der derecesinde başını salladı. Gülmemek için dudaklarımı bastırmıştım ki, Ela o an patladı.
Gözlerimi acilen Faruk Hoca'ya çevirdim. A4 kağıdını sertçe masaya koydu ve tek eliyle A4 kağıdın üzerine vurdu. Ses odanın içinde yankılandı. Ela ise ciddiyetini toplayıp masum kız rolüne döndü. Ellerini alttan birbirine bağlamış, başını eğmişti. İmkanım olsa odada kahkahalarımı yankılandırırdım. O kadar da değil hocam.
Faruk Hoca ayağa kalkarak başucundaki telefonun tuşlarına bastı. Telefonu kulağına koyarak beklemeye başladı. İşte şimdi sıçtık. Adam bizi öldürse yeridir. Ama haklı değil yani biz varken o niye haklı oluyordu ki?Ela, gözlerini kocaman açarak Faruk Hoca'ya baktı. Oda galiba sıçtığımızı anlamıştı. Sonunda! Sonunda farkına varabildi, biraz zor oldu ama olsun.
-"Alo. Merhaba hocam. Evet hocam buradalar" deyip bize öldürecek şekilde baktı. O an yutkunarak Ela'ya baktı. Ela dudaklarını dişlerinin arasına alarak başını olumsuz anlamda salladı. İşte şimdi valla boku yedik.
Δ
Okuldan atılmıştık. Cidden okuldan atılmıştık. Faruk Hoca, idare ile görüşüp oy kararı ile okuldan attırdı. Adı herifler gitmemiz için oy vermişler! Kuduruklar.Ela sinirle ayaklarını yere vurarak en önde yürüyordu. Sabahtan beri söylenip duruyordu. Korkudan sesimi de çıkaramıyordum.
-"Keşke o adamın da orasına vursaydım" diye bağırdı. Meydanın en kalabalık yerinde gerçekten hiç utanmadan bağırıp duruyordu. Milletin yarısı 'pardon' hepsi bize bakmıştı. Ve hâlâ bakıp duruyorlardı. Göz devirerek, Ela'nın kolunu tutup kendime çevirdim.
-"Kaç tane kınamamız ve tutanak olduğunu biliyorsun değil mi? Ve bu sefer hak ettik Ela, kabullenelim şunu." Ela öfke dolu gözlerle bana baktı. Baştan aşağı süzdü. Elinde olsa gözlerinden alev çıkarıp beni yakardı. Yapabilme potansiyeli vardı. Benim şu an işim bitti. Yerdi beni. Ciddi anlamda...Bir anda saçımı yapışıp çekti.
Milletin içinde hiç düşünmeden bunu yapmıştı. Bir de anksiyetem var diyordu! İşine gelince nasıl yok oluyor ama.
-"Ben daha kaşar Tuana'yı öldürmeden gitmeyecektim!" Ben de onu saçına yapıştım. Şu an sokak ortasında birbirimizin saçına yapışmış durumdaydık. Gelen geçen olduğu yerde durmuş bize bakıyordu.
-"Ela saçımı bırak!"
-"Sen bırakırsan bırakacağım!"
-"Gerizekalı ilk sen benim saçıma yapıştın!" Saçımı bir anda bırakınca ben de onunkini bıraktım. Sinirle ayaklarını yere vurdu.
-"Ben daha yeni saçımı düzleştirmiştim." Şu anki derdimiz buydu sanki! Parmakları ile saçlarını düzeltti. Göz devirmemek için kendimi zor tuttum. Hâlâ farkında değil miydi bilmiyorum ama okuldan atıldık! Bildiğin eğitim alacağımız bir okulumuz yoktu! Sanki önceden alıyorduk neyse... Ama ona rağmen okulu seviyordum!Ben bilişim bölümü okurken, Ela muhasebe okuyordu. Bölümlerimiz, sınıflarımız ayrı olsa da hep yan yanaydık.Saçını düzeltmeyi bırakıp koluma girdi ve beraber yürümeye başladık.
-"Ne yapacağız?" Sonunda düşünmeye başladı. Çok şükür yani.Omuz silkerek ona baktım.
-"Ben de bilmiyorum. Ama en çok merak ettiğim bizimkilere nasıl söyleyeceğiz?" Ve nasıl tepki verecekleri. Muhtemelen ağzımıza sıçacaklardı. Olması gerektiği gibi.
-"Ben de orasını merak ediyorum." Gözlerini kısarak bana baktı.
-"Zaten okul değiştirmemizi istiyorlardı. Yarın nakil falan aldırırız, söylemeyiz." Okul değiştirmemizi istiyorlardı evet ama ayrı okullara gitmemizi istiyorlardı. Ve bunu biz istemiyorduk.Başımla ona onay verdim. Zaten moralimiz bozuktu bunu da söyleyerek bozamazdım. Bir de hareketleri hiç belli değildi. Her an üzerime saldırabilirdi ve bu kesindi.Umarım okuldan ailemizi aramazlardı. Muhtemelen aramazlardı, inşallah. Hatta kurtuldukları için parti bile
yapabilirlerdi. Adı herifler, gebersinler....
.
.
.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÖLGELER ARASINDA
RomanceBurası dışarıdan bakıldığında sıradan, hatta fazlasıyla kusursuz bir lise gibi görünüyordu. Bir okulu güzel ya da kötü yapan şey çoğu zaman içindeki öğrencilerdi ve bu okulun parlak koridorlarında, ilk bakışta karanlık hiçbir şey yoktu. En azından ç...
