1. Bölüm "Yeni Bir Ruh"

11 2 1
                                        

Kehribar Uykusu 1. Bölüm

"Reconnecing with nature."

Duvarımda üstünde tam da böyle yazan bir tablo vardı ve salondaki bana ait tek eşya da oydu. Tablonun altındaki büyük, hatta devasa, kahverengi deri koltuk ve takımı olan diğer koltuklar bana ait olmaya çok uzaktı. Aynı şekilde asimetrik şekilli ama tuhaf derecede büyük ve koyu renk ahşaptan yapılmış alçak sehpa da öyle. Zaten salondaki her şey, büyük bir odanın zemini olabilecek kadar büyük olan cam duvardan gözüken orman ile bütünlük sağlasın diye kahverengi seçilmişti. Hepsi de benim pek kullanmadığım bu rengin bambaşka bir tonundaydı ama burada ömrümün sonuna kadar yaşayacak değildim, eşyaları ya da yerdeki parkeleri değiştirmeyecektim tabii ki.

Az önce nakliyat arabasından aldığım son kutuyu salonun bir köşesine bıraktım ve tablonun altındaki koltuğun üstüne uzandım, birkaç saniye içinde sarman kedim Şans da kolumla dizlerim arasında kalan boşluğa yerleşti ve çökmeye başlayan akşamın serinliğinde biraz dinlendik.

Bugün taşınma sürecinin kolay kısmı bitmiş, bana zor olan kısım yani kutuları bir bir açıp yerleştirmek kalmıştı. Bu ev o kadar büyüktü ve ben buna güvenerek o kadar çok eşya getirmiştim ki tüm kutuları açmaya ömrüm yetmeyebilirdi. Alt katta şuan olduğum salonla birlikte bir çalışma odası, bir mutfak, bir misafir banyosu, bir yemek odası ve kiler vardı. Üst katta ise büyük bir balkonu olan ebeveyn banyolu ve giyinme odalı bir yatak odası, banyo, ve bir misafir yatak odası vardı.Kesinlikle bu odaların hepsine ihtiyacım yoktu ama kendimi buraya ait hissetmek için hepsine koyacak ıvır zıvır eşyalar getirmiştim.

Bu kocaman evde tek başıma yaşayacaktım çünkü burayı büyük olduğu için değil, şimdi gözlerimi cama çevirdiğimde gördüğüm ormanın tam kalbinde olduğu için seçmiştim. Tablomda da yazdığı gibi doğa ile yeniden bağ kurmak istiyordum. Bunun için betonlardan inşa edilmiş yapay şehirlerin içinde tahrip edilen ormanlara gitmek hiçbir işe yaramıyordu, orman kendi ruhunu bile kaybetmişken size kaybettiğiniz ruhunuzu geri veremiyordu. Ancak benim ruhumu bulmaya her zamankinden çok ihtiyacım vardı çünkü ben bir yazardım ve yazmak için kağıt kalem ne kadar gerekliyse ince bir ruh da o kadar gerekliydi. Bu yüzden şehirden uzakta ve asıl lüksü doğa ile iç içe olmak olan bu eve taşınmıştım, şimdilik kira sözleşmem kısaydı ancak sonrasını burada geçirdiğim vaktin kalitesi gösterecekti.

Şans'ı rahatsız etmemeye çalışarak yerimden kalktım ve az önce bıraktığım kutuyu tekrar alarak en hızlı yerleşmek istediğim yere, üst kattaki yatak odama çıktım. Kapısını açtığım an karşımda kalan devasa cam duvar ve geniş balkonu görmek, Dünyanın köşesinde dikiliyormuş gibi hissettirdi. Hâlbuki balkon o kadar da yüksekte değildi, sadece balkondan ne tarafa bakarsanız bakın görünen tek şey alabildiğine yeşillikti.

Yüzümde hevesli bir gülümsemeyle içeri girdim ve içinde yatak odamda yatağımın başında bulundurduğum eşyaların olduğu kutuyu komodinin üstüne bırakıp balkona çıktım. Hava hâlâ tamamen kararmamıştı, gökyüzünün mavisi batmakta olan güneşin son sarı ışıkları ile birleşip ışık topunun etrafında ağaçları kıskandıracak bir yeşil tonu yaratmıştı. Bu manzaraya şahit olabildiğim için içimden sessizce şükrettim.

Balkonun her köşesinde dikilip ağaçları ve gökyüzünü izlerken geçirdiğim vakit günbatımını aşıp karanlık geceye ulaştığında şehirde asla gözükmeyen gökyüzünün incileri de göründü ve doğa daha görkemli bir görsel şölen hâlini aldı. Yıldızlara bayılıyordum, peşimden balkona çıkan Şans'ı kucakladım ve başımı kaldırıp tekrar yıldızlara baktım, bir yandan ona da gösteriyordum ve bembeyaz parlayan yıldızlar onun boncuk şeklindeki minik gözlerinin yansımasından bile gözüküyordu.

Kehribar UykusuStories to obsess over. Discover now