13. BÖLÜM "ENTROPİ CANAVARLARI„👣

7 1 0
                                        


Bakışlarımı bir an olsun Kral Alex'den ayırmıyordum. Yüzümde şaşkınlığa dair hiçbir belirti yoktu. Hissizleşmiştim sanki. Üzerimde garip bir durgunluk vardı.

Ben bir şey demeye kalmadan Sara gür bir kahkaha attı. Yüzünde mutluluğa dair hiçbir belirti yoktu. Sanki ona büyük bir şaka yapılmış gibi alaycıydı bakışları.

Yüzümü buruşturdum. Sara çok büyük sinirlenmişti. Hatta o kadar sinirliydi ki sarayın dört bir yanındaki bitkilerin canlandığını gördüm. Güçlerine müdahale edemiyordu. Elimi elinin üzerine koyup onu sakinleştirmeye çalıştım.
"Şaka mı yapıyorsunuz?" dedi. Sesi buz gibi soğuktu.

Kraliçe Tomris dolu gözlerle ikimize bakarken şefkatle yüzü kasıldı.
"Hayır kızım, babanız doğru söylüyor."
Bildiğim kadarıyla Kralın iki karısı olmuştu. Kraliçenin bakışlarından anladığım kadarıyla o benim annemdi.

Ama Sara'ya kötü hiçbir şey dememişti ya da onu hiçbir zaman terslememişti.

Kalbi güzeldi.

Bakışları benim üzerimde kilitlendi.
"Sen bir şey demeyecek misin kızım?" dedi Kraliçe.

Küçük bir gülümseme sundum ikisine de.
"Size afiyet olsun." deyip ayaklandım.
Bakışlarım masadakilerin üzerinde gezindi. Sara hâlâ öfke kusmaya devam ediyordu.

Böyle güzel bir yemeğin böyle sonuçlanması beni üzmüştü ama belli etmedim.

Kapılar gümbürtüyle iki tarafa doğru savruldu. Ben koridora çıkarken Ayaz'ın da arkadan geldiğini göz ucuyla gördüm.
Zemin kattan üçüncü kata doğru durmadan tırmandım. Hislerim beni yönetiyordu. Sonunda nefes alabileceğim bir teras bulduğumda oraya doğru ilerledim.
Temiz hava ciğerlerime dolarken biraz olsun rahatladım.

"Biliyordun değil mi?" diye sordu Ayaz.
Bakışlarımı ona dikmeden ağaçlara bakmaya devam ettim.

"Oradan nasıl gözüküyorum? Aptal, hiçbir şeyi algılayamayan, insanların yalanlarına çabuk kanan, rahatlıkla manipüle olan saf bir kız mı?"
Sözlerimi söyledikten sonra bakışlarım anında yüzüne tırmandı.

"Manipüle mi?"

"Evet manipüle! Ragıp ne yapıyordu sanıyorsun? Ayaz, manipüle etmenin ilk kuralı nedir?"

"Yalnızlaştırmak mı?"

Ayaz gözlerini benden ayırmıyordu. Benden cevap beklemeden yeniden konuştu.
"Ama sen yalnız değilsin Lina. Arkadaşların ve kardeşin var. Hiçbir şeyin yoksa ben varım."

O vardı...

"Hayır, ben yalnızım. Çünkü yalnızlık çevrende birilerinin olması değil. Çevrende olan kişilerin seni anlaması."
Göz pınarlarım sızladı ama dolmasına izin vermedim.

"Ayaz, beni sen anlar mısın? Hayır, seni zorlamıyorum buna. Sadece rica ediyorum. Beni bir kere de olsa anlar mısın?"
Bakışları yumuşadı. Ona gardımı ilk indirişimdi bu.

Kollarını etrafıma sardı. Beni göğsüne çekti. Kalp atışlarının sesini duyabiliyordum. Gözlerimi huzurla yumdum.
"Ayaz?"
Çenesini kafamın üzerine dayamıştı.
"Hm?" diye mırıldandı.
"Söyle." konuşmam için beni teşvik etti.

"Nereden anladın?"
Ona bakmaya çalıştım.
"Bildiğimi yani."
Güldü.
"Sana bakmadım." dedi saçlarımın üzerini öpüp. "Seni anladım güzelim."
Boğazım düğüm düğüm oldu. Ne diyeceğimi bilemedim.

"Sen ne zamandır biliyorsun?"
Dudağımın kenarı kıvrıldı.
"Çocukluğumdan beri her şeyi biliyorum."
Bakışlarım ona döndü.
"Sen nereden anladın onların gerçek ailem olduğunu bildiğimi?"

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: a day ago ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Karanlığa Beş AdımWhere stories live. Discover now