Bölüm 1

254 15 3
                                        

İnstagram: asmirabooks

Bölüm 1: Can bedeli olan Asmin gelin
Mirhan Karacabey 

Karacabey Konağı / Mardin

Asmin bugün tahliye edilmişti. Konağa dönmeye korkmuştu. Karımı ölüm döşeğine bırakırken 'delil yetersizliği' denilerek o küçük şeytan serbest bırakılmıştı.

Karım... Revin...

Biz Revin ile birlikte büyüdük. Sonra büyüklerimiz evleneceksiniz dediler evlendik. Revin kısır çıkmıştı. Herkes dedi ki başka biriyle evlen, dölsüz kalma... İstemedim. 'Kardeşlerim size torun versin' dedim.

Ama Revin'e o küçük şeytan kıymıştı. Neden yaptığını bilmiyorum. Belki tartışma oldu. Belki başka bir şey...

Ama Revin büyük ihtimalle kurtulamayacaktı. Bir aydır komadaydı. Durumu da kötüye gidiyordu.

"Rasim, git Merdo'nun evine! O küçük şeytanı alıp buraya getir! Zorluk çıkarırsa sürüye sürüye getir!"

"Emrin olur beyim."

Rasim giderken konaktan kendimi dışarı attım. Annemle babamda üzgündü. Ama benim kadar değil. Annem Rasim efendi'yi yolladığımı duyarak yanıma geldi.

"Mirhan, oğlum. Daha bırak bu işin peşini. Revin uyanır mı bilmem ama sen artık hayatına bak oğlum. Ömür boyu komada kalsa karının uyanmasını mı bekleyerek ömrünü çürüteceksin? Hem kısırdı zaten... Beş yıl oldu sana evlat veremedi. Doktorlarda tedavi edemedi. Revin uyansa da uyanmasa da yoluna bakman lazım. Sana evlat verecek bir kız bulayım... Ailesinde kısırlık olmayan bir aileden birkaç kişi duydum. Onları bir gör, bak. Belki aklına yatan olur. Ha oğlum?"

"Revin'e karşı hiç mi insafın yok? O kız senin elinde büyümedi mi? Annesi yoktu, annelik yapmadın mı? Şimdi nasıl böyle şeyler diyebilirsin?"

"Revin'e analık da yaptım, yetmedi oğluma aldım! Ben daha onun için ne yapayım? Seni, feda mı edeyim? Senin evladın olmasın mı? Soyun mu kurusun Mirhan! Hem baban da benimle böyle evlendi... İlk eşi kısır diye... Bak, baban benle evlenmese siz olmazdınız. Baban yaş aldı, ayakta kalacak hali yok. Siz olmasanız bu mirasa kim sahip çıkacaktı? Babana ne olacaktı oğul! Düşün hele... Gençken konuşmak kolay, ya yaşlanınca kim sana sahip çıkacak? Malına mülküne kim bakacak!"

Annem belki haklıydı. Ama Revin'e bunu yapamazdım.

Tek kelime etmeden çiftliğin bahçesinde dolanmaya başladım. Uzaktan bir atlı geliyordu. Rasim efendi'ydi. Atın yanında ise Asmin yürüyordu. Elleri halatla bağlanmıştı. İpin ucu Rasim efendi'nin elindeydi.

Asmin'in peşinden anası, babası ve kız kardeşi geliyordu. Peşine ise köylüler takılmıştı. Çiftlikten içeri girmeye cesaret edemediler. Asmin'in ailesi bu olaydan önce konakta çalışıyorlardı. Onlar girdi bahçeye, ardından demir kapıyı kapattılar.

Başlarına geleceği bildikleri gözlerinden belliydi.

Rasim efendi, attan inip ipi çekerek Asmin'i yere düşürdü. Ayağa kalkamayınca yerde sürüklendi. Babası onu kaldırmaya uğraştı ama Rasim efendi adama vurarak onu uzaklaştırdı.

Asmin'i ayaklarımın dibine attığında acıyla inledi. Elleri bağlı halde yerde diz çökmüş, başı önünde duruyordu. Rasim efendi onu sürükleyerek getirdiği için üstü başı toz toprak içindeydi. Bu haline bile acımak içimden gelmedi.

"Serbest kaldın diye sevindin mi Asmin?" Cevap vermedi. Önünde çömelip kolunu sert bir şekilde tuttum. "Cevap ver!" dedim.

"Evet..." dedi yüzüme bakmadan.

Mirhan Ağa / AŞT Where stories live. Discover now