İlahi Bakış Açısı
Yeraltının üç büyük mafya ailesi vardı:
Arslanlar, Sancarlar ve Kayalar.
Kökleri yıllar öncesine uzanan bu aileler, yalnızca Türkiye'de değil, yurtdışında da büyük bir güce sahipti. Başka mafya aileleri de vardı elbette ama hiçbiri bu üçlünün seviyesine yaklaşamıyordu.
Fakat aralarında bir düzen yoktu.
Aksine... bitmek bilmeyen bir savaş vardı.
Bu savaşın en güçlü tarafı ise Kayalardı.
Hem en köklü aileydiler hem de güçlerini yalnızca kendi topraklarında değil, dünyanın farklı yerlerinde de hissettiriyorlardı. Küçük mafya ailelerinin çoğu onların himayesi altında yaşıyor, işlerini onların korumasıyla yürütüyordu.
Bu durum Arslanlar ve Sancarları rahatsız ediyordu.
Çünkü Kayaları tek başlarına yok edemeyeceklerini biliyorlardı.
Ve sonunda bir karar verdiler.
Birleşeceklerdi.
Kanlarını, güçlerini ve soylarını bir araya getirip Kayaları tamamen ortadan kaldıracaklardı.
Bu ittifakın bedeli ise bir evlilikti.
Sancarların veliahtı Giray Sancar ile Arslanların büyük kızı Sude Arslan evlenecekti.
Sude Arslan...
Uzun boylu, ince yapılı bir kızdı. Beyaz tenliydi. Uzun siyah saçları ve çekik siyah gözleri vardı. Girdiği her ortamda dikkat çeken bir güzelliğe sahipti.
Ama güzelliğinin altında kırılgan bir ruh taşıyordu.
Giray'a delicesine âşıktı.
Giray Sancar ise tam tersiydi.
Uzun boylu, yapılı, kusursuz görünümlü bir adamdı. Kumral kahve arası saçları, yeşil gözleri vardı. Her zaman bakımlı, her zaman şık görünürdü.
Ama içinde sevgi değil, güç arzusu vardı.
Kontrol etmeyi seviyordu. İnsanları yönetmeyi... kendinden güçsüz olanları ezmeyi...
Sude bir kuzuysa,
Giray o kuzunun etrafında dolaşan aç bir kurttu.
Yine de her şey planlandığı gibi ilerliyordu.
Ta ki planlanmayan o şey gerçekleşene kadar:
Sude'nin evlenmeden önce hamile kalmasına kadar.
Arslan ailesinin iki kızı vardı:
Sude ve Hazal.
Hazal Arslan...
Açık kahverengi dalgalı saçlara, kahverengi gözlere sahipti. Beyaz tenli, uzun boylu ve inceydi. Yüzünde yumuşak ama dikkat çekici bir güzellik vardı.
Ama hayatı boyunca ikinci planda kalmıştı.
Ailesinin gözünde hep Sude daha önemliydi.
Çünkü bu ailelerde sevgi değil, güç değerliydi.
Şimdi de Kayalara gelelim.
Kayalar, yeraltı dünyasının zirvesindeki aileydi. Sadece kendi güçleriyle değil, himayelerine aldıkları küçük ailelerle de devasa bir düzen kurmuşlardı.
Ailenin veliahtı Yiğit Kaya'ydı.
Uzun boylu, kaslı ve sert bakışlı bir adam... Kahverengi saçları, ela gözleri vardı. Yüzündeki ifade neredeyse hiç değişmezdi.
Kardeşi Selin Kaya ise ailenin tam tersine daha sakin bir dünyaya sahipti.
Uzun boylu, ince yapılı, kızıl saçlıydı. Yurtdışında hukuk okumuş başarılı bir avukattı.
BINABASA MO ANG
LOTUS
Action*** "Lotus..." Gözleri karardı. Yiğit söze girdi: "Yeraltında hangi veliahtın sembolü lotus?" Hazal birkaç saniye sustu. Sonra kısık bir sesle cevap verdi: "Hiçbir veliahtın sembolü değil." Yiğit kaşlarını çattı. "Kimin sembolü o zaman?" Hazal anlam...
