1. B A Y A N*

1.7K 147 52
                                    

Merkeze girerken kapıyı açıp benim geçmem için tutunca bir an acaba görüşmediğimiz sürede sanatçı kişiliği sonunda ortaya çıkmaya mı başladı, diye düşündüm. Hatta asansör kapısı için de aynı şey tekrarlanınca iyice umutlandım. Derken aynada göz göze geldik ve koca ağzını açıp her zamanki Akif'i konuşturdu.

''Eee... Kahveci çocukla gerçekten yatıyor musun?''

Gözlerimi devirmeye tenezzül etmedim. Bunun için enerji harcamama bile değmezdi. Sadece baktım. Bir süre sonra gözlerini kaçırıp bakışlarını yara izime odakladı.

''Biliyorsun, benim tipim değilsin...''

Bu kez sözünü kestim, sabahki söylediğini hatırlatarak.

''Evet, biliyorum; seni rahatsız ediyorum,'' dediğimde, yüzünde en ufak bir pişmanlık ifadesi şekillenmedi. Her zamanki gibi, ağzından çıkanları takip etmiyordu. İş hayatında bu alışkanlığı kendisine en az benimki kadar ün kazandırmıştı. Kalem darbelerini ustaca kullanan bir adli ressamdı. Önce tüm anlatılanı dinler, bir kerede çizdikten sonra nadiren eksik kalan ayrıntıları en son rötuş atar gibi eklerdi. Dijital olarak çizilen resimlerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını düşünürdü.

''Her zaman bardağın boş tarafını mı görürsün? Çünkü devamında seninle sevi...''

Neyse ki asansör durdu da devamını duymaktan kurtuldum, demek isterdim ama hâlâ konuşuyordu.

''Dediğim gibi yara izin seni seksi gösteri...''

''Yara izi seksi olsa ne olur; böylesine vasat bir vücudu varken?''

Levent piçinin sesini duymam mı daha kötüydü, yoksa benden bahsederken seksi kelimesini kullanması mı, karar veremedim bir an.

''...göğüsleri desen yok, bacakları da çarpık...''

''Hey, Karavana!''

Suratının aldığı şekil bana istediğimi verince şevkle devam ettim:

''Neden gidip kendine bir inek bulmuyorsun? Böylece istemediğin kadar bacak ve memeye sahip olabilirsin.''

Koridorda bulunanlardan gülmeye cesaret edenler sadece kıdemli olanlardı. Nedenini anlamak için Levent' i bir kere boydan süzmek yeterliydi. Bir erkeğin neden kısa olduğu halde kas yapmaya çalıştığını anlayabilirdim -boy kaybını kasla dengelemeye çalışırlar- ama Levent'in artık neredeyse kaybolmuş , omuz kaslarıyla birleşmiş boynuna bakan biri onun kompleksli olduğunu hemen fark edebilirdi.

Devam eden homurdanmalarına kulak tıkayıp toplantı odasına geçerek dikdörtgen şeklindeki masada Taner'e yakın bir yere oturdum.

Ah, şu parfümü...

Çaprazıma oturup gözlerini üzerime diken Levent'e arkamı dönerek tamamen Taner'in söylediklerine odaklanmaya çalıştım.

''Kemal komiser, bu vakanın fazla duyulmadan halledilmesini istiyor. Eğer dosyayı incelersen...''

Bana bir dosyayı uzatıp duraksayarak devam etti.

''...işlenen cinayetin tam da senin damak tadına uygun olduğunu anlayacaksın.''

Ona da diğerlerine yaptığım gibi sataşmamı bekliyor gibiydi ama ben yem yutmazdım, oltayı atardım. Taner de yutmayacak kadar zeki olduğu için pek ağız dalaşına girmezdik.

Hiçbir şey demeden dosyayı açıp en üstte duran fotoğrafa baktım sakince. Yaşadığı zamanlarda bir kadın olduğu belliydi. Tabi adli tabibin parçaları doğru birleştirdiğini varsayarsak. Bakışlarımın parmaklarına kaymasına izin verdim. Ama hiçbiri penise benzemiyordu. Gözümün önüne gelen görüntü yüzünden kahkaha atmamak için yanağımın içini ısırsam da yüzümde bir gülümseme oluşmasını engelleyememiştim.

PERSPEKTİFHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin