Yine,yine ve yine bir davetteydik. Ben köşede hafif bir şampanya içerken -daha doğrusu elimde tutarken- babam başka bir adamla konuşuyordu. Annem ise herkese vakfa yaptığı yatırımlarla övünüyordu. Diğerleri ise kendi halindeydi. Gözlerim etrafı aradı onu görmek için. Göremeyeceğimi bile bile aradı ve bulamayınca yüzüme rahatlama ve neşe ifadesi geldi. Keyifle şampanyadan bir yudum aldım. "Akasya,buraya gelebilir misin tatlım.". Bana seslenen anneme baktım ve kısa bir nefes vererek oturduğum yerden kalktım. Yanına vardığımda nezaket gereği karşımda ki kadınlara selam verdim ve annemin yanına oturdum. Bakışlarım oğlu ile alakası olmayan kadına döndü. O da bana bakıyordu. "Merhaba Belda Teyze. Nasılsın?" Belda teyzeyi severdim ama aynı şey oğlu için geçerli değildi. "İyiyim Akasyacığım, asıl sen nasılsın? Üniversiteyi bitirmiş, avukat olmuşsun tebrik ederim ". Hafif bir tebessüm edip kafamı başka tarafa çevirdim. Belda Teyze ve Olgaç Amca annemlerin çok eski arkadaşlarıydı. Olgaç Amca da babam gibi karanlık işler ile ilgileniyordu lakin bu işleri güçlü şirket isimlerinin arkasında saklıyorlardı. Bir oğulları ve bir kızları vardı. Kızları yani İzem bebekliğimden beri en iyi arkadaşımken oğulları da en büyük düşmanımdı. Arkamdan gelen topuklu sesi ile kafamı geriye çevirince gece siyahı saçları ve masmavi gözleri ile bana doğru gamzelerini göstererek gelen İzem ile bakıştık. Ayağa kalkarak yanına adımladım ve sarıldık. "İzemimmm.... Nasıl özlemişim seni ya. Nasılsın?" . Geri çekilerek onu süzdüm. Bir süredir yurt dışında okuyordu ve daha dün gelmişti. "Bebeğim benim çok özlemişim seni. Sana bomba haberlerim var birde hediyelerim. Yarın bütün gün beraberiz" .Ben tam bir şey söyleyecekken kapı açıldı ve sessizlik çöktü ortama. İçine bir ürperti doldu. 'O geldi' dedi içimden bir ses. Yutkunarak kapıya döndüm. Gerçekten oydu... Dönmüştü. Bizim oturduğumuz masaya geldi ve babasının yanındaki sandalyeye oturdu." İyi akşamlar hepinize. " Bakışları herkeste gezindi. En son bende durdu ve gıcık bir şekilde gülümsedi. Derin bir soluk aldım ve sakin kalmaya çalıştım. Ama Barın zebanisi bana bakıyordu hâlâ. Elzem elbisesini düzelterek abisinin yanına oturdu ve bende karşısına oturdum. Kısa bir süre sonra yemekler dağıtıldı. Önümdeki biftek ve patates püresi ile kısa bir bakışma sonrası ekmek için masaya göz attım. Annem neye baktığımı anlamış gibi gözleriyle sadece benim anlayabileceğim bir şekilde hayır dedi. Eskiden yani 14-15 yaşlarında iken kilolu bir çocuktum,herkes benle dalga geçerdi. Annem bana çok sıkı bir diyet programı yaptırmıştı. Hâlâ daha da devam ediyordu. Önümdeki yemeğe odaklandığım sırada tabağın kenarına konulan ekmek ile kafam havaya kalktı ve bana ellerini çenesinin altında birleştirmiş bakan Barın ile tekrar bakımıştım. Ona baktığımı görünce oturduğu yerde dikleşti ve bakışlarını benden aldı. "Eee Barın? Duydum ki kalıcı olarak dönmüşsün, şirketin başına geçecekmişsin doğru mu?" Babamın konuşması ile masadaki herkes ona döndü. Barın boğazını öksürük ile temizleyerek babama baktı " Doğru duymuşsunuz Tahir Amca. İngilterede beni tutan bir şey olmadı bende dedim döneyim." Babam ağzına bir et dilimi atarken bu sefer annem konuştu " Varmı birileri Barın oğlum? Şöyle sana, namına yakışır bir kadın? Yoksa söyle birini bulalım" Barın ve İzem bir süre birbirlerine baktılar sonra Barın ağzını silerek anneme konuştu "Tam olarak var sayılmaz ama var birisi... Hemde uzun zamandır. " Niye bilmiyorum ama kalbimde bir sızı hissettim. Her halde onun birini sevmesini beklemediğim için şaşırdım. "Oğlum? Bana niye söylemedin... Aşk olsun, Zehra söylemese bilemeyeceğiz. Kim bu kız,kimdir,nedir necidir nerden tanırsın?
BẠN ĐANG ĐỌC
Yalancı Gözler
Teen FictionO bir canavardı, ben ise onun masum avıydım. Düşman ailelerin çocuklarıydık ve kader bizi zorla bir araya getirdi. Bana karşı hissettiği şey takıntı mıydı, aşk mı? Bilmiyordum. Ama tek emin olduğum şey vardı: O, beni herkesten korumaya yeminliydi...
