3 0 0
                                        

    İlginç. Tuhaf. Öngörülemez, belki de görülebilirdi. Öngörülebilirdi her şey, eğer sağlıklı ve doğru düşünen bir birey olsaydı o. Lakin değildi ve daha bu satırları yazarken bile öyle olmayacaktı, bu satırları okurken de, okumak için bu saçma sapan çöplüğe dönerken de o hep duygusal, fevri karar veren ve kahrolası nostalji duygusundan kurtulamayan biri olacaktı. Bu yüzden yazdı, o içine sıkışıp kalan, kurtulmayı bekleyen ama özgürlüğü tattığı anda hayat hikayesine noktalar, virgüller ve hatta ünlemler koyan o duygu sellerini bir bir yazmaya başladı. Yine o günlerden birindeyiz. Aptal, yine o derin duygu karmaşasına yakalanmış, maziyi hatırlamış ve masa başına geçmiş. Geçmiş karakterler üzerine içini dökmeye karar verdiği anda etrafına baktı, gecenin sessizliğinde insanların hayatlarına nasılda kolay unutarak devam ettiğini görünce fikrini değiştirmiş olmalı ki kendi hakkında yazmaya karar verdi.

    Basit ve sıkıcı hayatı hakkında ne yazacağını bilmiyor fakat bir şeyler var olacak ki parmakları klavyenin üzerinde hiç durmadan dans ediyor. Işık kapalı, kaç kere gözlerini bozacağını söyledim fakat o parlak bilgisayar ekranı ve kendisine yakıştığını düşündüğü yeni gözlükleriyle mutlu. Arada burun ucuna gelen gözlüğü iki  eliyle, gereksiz bir eforla, düzeltip burun çekiyor. Odası soğuk hissettiriyor olmalı, tarih 20 mart haliyle soğuk olacak ısıtılmayan oda, fakat öyle bir dalmış ki olan biteni hiç kimsenin eline geçmeyecek satırlarla anlatmaya. Neyse ki babası ayakucuna elektrikli bir soba yerleştirdi. Ne de düşünceli bir davranış değil mi? Yatıp kalkıp şükretmesi lazım derler insanlar çoğunlukta olmayan şeylere sahip olan kişilere. Yerinde bir tahmin olmadı bu ne yazık ki, o son derece normal, belki bir tık anormal terimine daha yakın, bir babaya sahip. Sakın ha yanlış anlaşılmasın, çokta şikayetçi değil bu durumdan, ama olacak gibi. Belki de çoktan başladı hafif hafif bıkmaya bu anormallikten. Derinine gireceğim bu konunun çünkü bu da ana karakterimizin ruhunu, benliğini şekillendiren önemli detaylardan biri; tıpkı şuan kulaklığında çalan mazisi derin beste gibi. Kim armağan etmişti bu şarkıyı ona, aptal demekle hata etmemişim. Yüzünde tek bir mimik bile kıpırdamıyor, bilmiyor mu yoksa? Unuttu mu? Unutur mu o, hayır, O unutmaz. Sadece unutmuş gibi yapar hatırlamak canını sıktığında fakat baksanıza dinlemeye ne kadar da meraklı canını sıkan bu sözleri.

Club queen on the downtown scene
Prowling around at night
You're not mean, you just want to be seen
Want to be wild
A little party never hurt no one, that's why it's alright
You want in but you just can't win
So you hang in the lights

Evet, kaba değildi. En azından kendisi ve etrafındaki insanlar onu genellikle mutlu gözüken, gülümseyen, kalp kırmaya dayanamayan, en ufak kırgınlıkta gönül almak için çabalayan biri olarak tanımlardı diye tahmin ediyorum. Ve evet, görünmek istiyordu onu en iyi ben tanırım. O görünmek, duyulmak, hissedilmek, anlaşılmak ve sevilmek istiyordu. Yalnız çok toy bunlar için, bundandır ya bazı pişmanlıkları ve keşkeleri. Bu toyluktan hepiniz muzdaripsiniz sanırsam. Baksanıza hepinizin keşkeyle başlayan ve geçmiş zaman ekiyle biten ne çok cümlesi var. İnkar etmeyi düşünmeyin bile çünkü ben o cümleleri çoktan düşünce baloncuğunuzdan cımbızla ayıklayıp çektim. Bu cümleler günlük hayattan basit, zararsız olabilir;

'Keşke o  işe girmeseydim'

'Keşke o  son bardağı kafaya dikmeseydim'

'Keşke o mesajı atmasaydım'

Her dudaktan dökülebilecek sıradan, geri dönüşü mümkün ve alışılagelmiş, öyle değil mi? lakin bu keşkeler daha derine inip yara da açabilir ve o yara belkide hiçbir zaman izini silmeyip üstüne üstlük sizi içten içe yiyip tüketedebilir. Çok rastgeldim böylelerine;

'Keşke dilimi tutsaydım'

'Keşke farklı olsaydı her şey'

'Keşke son kez sarılabilseydim'

Geriye dönmek isterdin değil mi?  O olay olmadan birkaç saniye öncesine, o uçak kalkmadan birkaç dakika öncesine, o kişiyi en sonunda kendinden bıktırıp arkasına bakmadan gitmesine neden olmadığın birkaç yıl öncesine. Ah, sende aptalmışsın. Tıpkı şuan masa başında zamanı geri alabilseydi yaşanabilecek farklı olasılıkları tek tek düşleyen karakterimiz gibi. Sahi, bundan sonra onun hikayesi üzerinden seninle bağ kuracağım için ona bir isim vermek istiyorum. 

Buldum!

Saatbozan.





You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Apr 05 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

SaatbozanWhere stories live. Discover now