"Sanırım. Sanırım, yok." dedi Güneş.
Elimde ki fenerin ışığı iki saatten fazla dayanmaz. Ve ne kadar itirafı acı olsa da karanlıktan tırsardım. Sanki böyle birden bir şey gelecekmiş ama ben ışığı açınca korkup gelemezmiş gibi. Aptalca bir duygu. Kimseden ses çıkmayınca olduğum yere çöktüm ,tekrar. Eskileri düşünmeye başladım korkularımı.
Biri vardı isminin toplam harf sayısı 16'ydı. Çok değer veriyordum. Ama verdiğim değerin yarısını alıyor muydum bilemiyorum. En yakın arkadaşımdı. Kardeşim gibiydi. Hiç olmayan -belkide var olan- kardeşim gibi. O, o çok korkusuzdu. Onunla konuşurken bende korkusuz olurdum. Karanlıktan , cinlerden veya ölmekten korkmazdım. Hiç birşeyden korkmazdım. Arkadaşlığı güç veriyordu sanki. Onunlayken korktuğum tek bir şey vardı. Kaybetmek. Korkmasaydım farklı mı olurdu diye düşünüyorum hep. Kova burcu olmanın zararlarından biriydi sanırım. İnatçıydım. O konuşmassa ben de konuşmam dedim. Hep bekledim, her dakika. Belki konuşur diye. Ama her geçen gün daha da uzaklaştı benden. Oysa ki hayatta tek değer verdiğim, kaybetmekten tek korktuğum şey oydu. Pişman değilim. Ama özlüyorum. Öküz gibi özlüyorum.
"Sen ağlıyor musun?" dedi, Güneş. Ah, harika!
"Hayır gözüme öküz kaçtı- yani toz! Toz kaçtı." Güneş 'ben de inandım' bakışını attı ama üstelemedi.
Can yavaşça yanıma geldiğinde jeton yeni düştü. Aptallık sınırlarını zorluyorum. Aptallık yarışması neden yok biliyor musunuz? Çünkü tartışmasız birinci benim. Çocuk düşüncelerini okuyor, sen neler düşünüyorsun?
"Can." dedim iç çekerek. "Düşüncelerimi okumayı nasıl beceriyorsun bilmiyorum , ama kes şunu. Bu konu hakkında tek kelime dahi etme."
"İyi tamam be ! Sanki sizin düşüncelerinize çok meraklıyım. Tek isteğim bu lanet yerden hemen çıkmak." diyerek kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bizim ki de pek farklı sayılmaz." dedi Güneş.
Bir süre sessizce bekledikten sonra , duvarlardan sesler gelmeye başladı. Harika! Yok olan kapı geri geliyor. Can, diye geçirdim içimden. İçeri biri gelirse duymaya çalış. Düşüncelerini.
Hepimiz kapıya odaklanmıştık. Ayağa kalktık ve duvarda beliren kapıya baktık. Bilim-kurgu veya fantastik hikayeleri okur ve severdim fakat bu olanların bilimsel bir tarafı yok. Mantıksızlık akıyor.
Kapı duvardaki yerini alındığında kolu yavaşça eğildi ve içeri bir kadın girdi. Öğretmene benziyordu. Giyiminden bile disiplin akıyordu. Siyah bir etek, siyah alçak topuklu ayakkabılar, beyaz bir gömlek, çerçeveli gözlükler ve sıkı bir topuz. Neredeyse 35-40 yaşındaydı.
Kadın bize doğru yavaş adımlar atmaya başladı. Her adımını dikkatli ve ağır atıyordu. Ayakkabısının topukları yerde tok sesler bırakıyordu.
Oku , Can. Düşüncelerini oku.
"Evet." dedi kadın. Gözleri üçümüzün arasında dolanıyordu. Üçümüzde hiç birşey demiyorduk. Bu kadar aptalca şeyler hepimiz için fazlaydı. Son derece fazla.
"Siz üçünüz. Güneş, Can ve Sezin." konuşurken etrafımızda dolanıyordu, hiçbirimizin gözlerine bakmamıştı. "Kim olduğunuz hakkında bir fikriniz var mı?" işte şimdi bakıyordu. En derinlerimizde ki gerçekleri görmek istercesine dikkatli bakıyordu.
O an da Güneş'in ne kadar saf olduğunu anladım. Kötü saflık değildi onun ki. "İnsan?" dedi. Can'a baktığımda benim gibi gülmemek için dudaklarını bastırmıştı. Kadının yüzünde bile hafif bir tebessüm oluştu.
"Evet. Evet, hepimiz insanız. Ama bazılarımız farklıyızdır. Daha zekiyizdir. Daha güçlüyüzdür." kendinden emin bir şekilde konuşuyordu. Tanrı aşkına bende duvardan çıkabilseydim, bende kendimden emin olurdum.
Can bana kısa bir bakış atıp önüne döndü. Muhteşem.
"Ve bizler, herkesten daha zeki ve güçlüyüz. Aileleriniz de öyleydi. Ama onlar bazı testleri geçemediler. Normal şartlarda onların insanlık için ölmesi gerekirdi. Ama biz bir şans daha tanıdık. Bu hakkı sizlere vereceğiz. Çocuklarına." kadın amma dır dır etti. Sadede gel. Beynim beni terk etmeden önce.
"Ne hakkı?" bu soruyu Can'ın sorması çok saçma geldi. Neden düşüncelerini okumuyordu ki?
"Onların yaşamları ve ölümleri sizin ellerinizde. Bir görev alacaksınız. Eğer başarırsanız, ailelerinize ulaşabilirsiniz. Başaramazsanız, ölürler. Aynı şekilde sizde." Ölümden çok kolay bahsediyordu. Tıpkı , tıpkı bir aptal gibi.
"Neden ölüyoruz ? Allah aşkına biraz mantıklı konuşun! 17 yaşındayım, ve birden kendimi kapısız penceresiz aptal bir evde buluyorum. Aptal bir kadın gelip görevi başaramazsanız ölürsünüz diyor. Ve benden kabul etmemi bekliyorsunuz? Üzgünüm ama hayatıma ailesi için kendinden vazgeçebilecek olan ahmak bir kız gibi devam edemem." Kadın söylediklerime şaşırmış gibi durmuyordu. Haklıydım çünkü. Bunca yıl onlarsız yaşayabildiysem eğer devam da edebilirim.
"Bana kendimi hatırlatıyorsun, ben de bunları söylemiştim." diyerek gülümsedi. Bu kadına benzemek isteyeceğim son şeydi.
"Her neyse, bakın işler cidden mantık dışı ama bunu yapabilirsiniz. Üçünüzün de doğaüstü güçleri var ve bunları bu süre içerisinde keşfedeceksiniz. Ailenizi bulmanızda işinize yarayacak. Ve eğer biriniz bile istemezse üçünüzünde ailesi ölür. Görev bilgileri iletilecek." diyerek odayı terk etti.
"Gerçekten harika!" Güneş neredeyse bağırıyordu. Haklıydı da.
"Ben ailemi görmek istiyorum." dedi, Can. Daha çok kendi kendine konuşuyor gibiydi.
"Bu işte yokum!" diyerek duvara yaslandım. Artık bir şey düşünmeden öylece karanlığa bakıyordum. Feneri tekrar çalıştırdım.
Can yanıma gelerek kollarımdan tuttu. "Sezin bak, Güneş ve ben ailelerimizi bulmak istiyoruz. En azından bir arkadaş gibi bize yardımcı olabilirsin."
Güneş arkadan seslendi; "Benim adıma konuşma."
Can gözlerini devirdi. "Düşüncelerini kesersen konuşmamayı denerim. Cidden o kadar fazla şey düşünüyorsun ki başıma ağrı girdi."
"Hem eğer bizimle olmazsan, nereye gideceksin? Ailen yok artık. Hiç birimizin yok. Sadece biz varız." Sadece biz. Haklıydı. Ailem yoktu artık. Zaten varken de yok gibiydiler. Belki annem seviyordur beni yada babam hergün onlara ulaşmam için gün sayıyordur? Bunu öğrenmeyi istiyordum artık.
"Pekala tamam, varım." dediğimde kolumdaki ellerini çekerek bana sarıldı. Açıkcası bir insana nasıl sarılırız hiç bir fikrim yoktu. Bu yüzden tepkisiz kaldım.
"Sana inanmıyorum. Cidden bunca yıldır kimseye sarılmadın mı?"
"Düşüncelerimi okumayı kes. Eğer kesmezsen ben keserim." dediğimde ağzına görünmez fermuar çekti.
Belki 2 saat geçti ama ısınmıştım onlara. Görevimiz tehlikeye bağlamadığımız sürece onların arkasındayım.
Ve ailemin...
YOU ARE READING
DEĞİŞİM
Mystery / Thriller17 yıldır beraber yaşadığı insanların , ailesi bildiği insanların kendi kanından olmadığını öğrenen Sezin'in çarpıcı hikayesi bu. Öğrendikleri onu sarssa bile duygularını içinde yaşamayı başarır her zaman. 18'ine bastığı gün birden her şey değişir...
