"Bıraksana çantamı salak!" Her zaman olduğu gibi bugün de Ecrin ve Hakan'ın tartışmasına şahit oluyorduk.
İkisiyle de aynı sınıftaydım. Birbirlerinden hoşlandıklarını apaçık belli etseler de kendileri bunu kabul edemiyorlardı. Garip bir ilişkileri olduğu için herkes sorgulamayı bırakmıştı ve rutin haline gelmişti onların atışmaları.
"Bulduğun her fırsatta saçıma asılmazsan bırakırım belki, ayrıca sensin salak." Hakan saçını Ecrin'in elinden kurtarmaya çalışırken Taha sinirle elini masaya vurdu.
"Her gün çocuk gibi tartışıyorsunuz. Yeter artık gidin dışarıda ne yapıyorsanız yapın." Taha bağırınca ikisi de birbirinden uzaklaşıp aynı anda ayaklandılar. Azar yiyen kreş çocuğu gibi boyunlarını eğerek kapıya kadar birbirlerine eşlik ettiler.
"Oh be! Yemin ederim dünya varmış." Tanem derin nefes alarak arkasına yaslandı. Benim de oturmaktan içim şişmişti.
Kantinde oturuyorduk, öğle arası olduğu için tüm okul burada toplanmıştı.
"Ben kahve alacağım, bir şey isteyen var mı?" Ayaklanırken Tanem ve Taha'nın cevabını bekledim.
"Kanka bana da bir white chocolate mocha yolla be baba." Burayı kafe sanıyordu herhalde.
"Star mı burası gerizekalı." İçimi okumuş gibi konuşan Tanem'e içten sevgilerimi yolladım.
"İyi be tamam, kantinde hangisi varsa onu al." Göz devirip kantin sırasına doğru yürüdüm.
Elimde 2 kahveyle sıradan çıkmıştım. Masamıza doğru yürürken yanımdan geçen kişinin koluma çarpmasıyla sıcak kahveler eteğime, gömleğime ve yere dökülmüştü.
Kahvenin bıraktığı sıcaklıktan dolayı çığlık atmıştım. Sinirle yapan kişiye bakmak için kafamı kaldırdığımda karşımda otuz iki diş sırıtan Barış'la sinirlerim iyice gerilmişti.
"Yürüdüğün yere dikkat et bence." Hala gülüyor olması beni çileden çıkartmıştı. Diğer elimde hala dolu olan kahveyi her ne kadar suratına fırlatmak istesem de, sonucunun kötü bitmemesi için omuzlarından aşağı döktüm. Sinirimi bir nebze geçirmişti.
Kahveyi dökünce o aptal gülümsemesi geçti ve yerine başkası olsa korkudan titreyeceği bakışları geldi.
Şimdi gülme sırası bana geçmişti.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen." Dirseğimi tutup sıkmasından dolayı ağzımdan küçük bir inleme kaçtı. Kolumu kurtarmaya çalışıyordum elinden.
"Aptalca gülmek yerine özür dilesen hiçbir sorun yoktu!"
"Ağır ol istersen." Ne ara geldiğini bilmediğim Taha, kolumu
Barış'ın elinden kurtardı. Aslan bacım be.
Barış, Taha ve benim yüzüme sinirle baktıktan sonra arkadaşlarını da alarak yanımızdan uzaklaştı.
Bu an için Taha'ya minnettardım.
Barış, okulda ki kimseyle anlaşamıyordu. Onu gören yolunu değiştiriyordu. Zorba değildi ama kendi arkadaş çevresi dışında kimseyle konuştuğunu görmemiştim. Arkasından konuşan olursa da haddini bildirir ve bu şekilde saygınlığını korurdu.
Bugün yaptığım şeyden sonra benimle uğraşacağına emindim ve çok da istiyordum uğraşmasını. Saygınlığını yerle bir edecektim.
selaaammm yeni bir kurguyla geldimm
kitap hakkindaki yorumlarinizi alayim askitolar
yildiza basmayi da unutmayın siziswviyorum❤️
YOU ARE READING
papatya misali
Teen Fiction"Barış seni çok seviyorum deyip boynuma atlasa yine dönüp bakmam o kıza, kapatın bu konuyu o yüzden." Aytaç tek kaşını kaldırarak masaya doğru eğildi. "Var mısın o zaman iddiaya?" "Ne konuda iddiaya gireceğiz?" "Madem Aden'den bu kadar nefret ediy...
