VERAFET
Giriş
Töz Meclisi: Yedinci sandalye sahibi Tayfun Yöre kendi evinde yakılarak öldürülmüş. On beş dakika sonra toplantı odasında olun. (03:43)
Zaman kaybetmemek için hızla ayağa kalktım. Dolabı açıp siyah saten bir elbiseyi giymek için rahat eşofmanımı çıkardım. Sadece rujumu tazeledim çünkü rimelim olduğu gibi duruyordu. Saçlarımı elimle belirli bir hizaya soktum. Derin bir yırtmaca sahip elbisemin kapatabileceği bir silahı, çakıyı baldırımdaki lastiğin boşluğuna geçirdim ve eteklerini düzelttim. Defalar böyle acil biçimde toplantıya gittiğim olmuştu. Bu yüzden silah kabzası boşaltıp doldurmak gibi mekanikleşmişti el çabukluğum. Üstüme bol ve düzgün duran bir ceket aldım çünkü bina şu an üşütecek bir serinlikteydi.
Ayağıma ise bir topukluyu geçirdim hızla. Telefonumu kapıp anahtarı alarak odadan çıktım. Kapımı kilitlemek için kartımı okuttum küçük ekrana. Kapının kilitlendiğini belirten küçük tıkırtıyla ayrıldım kapıdan. Bu kartlar Töz Meclisinin özel kartıydı ve sadece burada kullanılıyordu. Herkesin pozisyonuna göre ayarlanıyordu ve kartı kaybedersen bulunana kadar ağır sorguya çekiliyordun. Ağır cezalar, psikolojik baskılar ve daha nicesiyle sınanıyordun günlerce.
Mis gibi yatakta huzura bulaşmak varken mahzenin nemli, rutubetli odasına maruz kalmamak için kartıma göz kulak oluyordum. Göz önünde bulunmasını da pek istemezdim. Telefonun arkasında yine özel yapım sadece ince bir kartın sığabileceği kadar yüzeysel bir bölmeye yerleştirdim. Telefonlar sıradan telefonlar değildi. Meclisin sınırlı sayıda, bizzat ürettiği bir cihazdı. Sahibi dışında Meclis başkanı bile dokunamazdı. Korumam gereken bir kartı ise buraya koymak son derece mantıklıydı. Kartı çalınan ya da kaybolan üyeden sonra daha da dikkatliydim.
Yukarı kata çıkıp benden önce gelen üç kişinin yanına ilerledim. Ne kadar soğukkanlı olsam da herkes gibi tedirgindim. Neler olacağını kestiremiyorduk. Başkan 'kendinizi koruyun' da diyebilirdi, 'kim yaptı' diye bizden şüphelenebilirdi de.
Herkes gelince nihayet Töz Meclisi Başkanı içeri girdi. Diğer herkes gibi ellerimi önümde birleştirdim, dikti duruşum ve bakışlarım karşıdaki duvardaydı. Hepimizde gezindi gözleri. O garip baskıyı buz gibi odada duyabiliyordum. Tedirginlikten avuç içlerim terlemiş olabilirdi ama kısa elbisemden dolayı bacaklarımda silik bir karıncalanma vardı. Burası genelde normal sıcaklıkta olurdu ama şimdi bir dondurucu misali buz gibiydi. Geceleri ısıtıların derecesinin aşağı indiğini biliyordum çünkü kaldığımız odaların koridorları da soğuk oluyordu.
Estetik bakış açısına önem veren bir adamdı ismini kimsenin bilmediği Başkan. O yüzden gecenin neredeyse dördü bile olsa jilet gibi takımlarla ya da elbise, zarif giyimlerle olmalıydık karşısında. Ben de böyle şeylere özen gösteren biri olduğum için benim açımdan keskin bir sorun yoktu. Memnun olmuş olsa gerek oturdu masanın başına.
Ancak sonrasında biz yerlerimize oturduk. Telefonumu nazikçe materyalinden dolayı soğuk olan masaya bıraktım ve çıkan küçük tıkırtı duyuldu diğer herkesinki gibi. Başkan bana baktı. Yüzümdeki minimalist makyaja, kızıl saçlarıma. Üstüme geçirdiğim ceketimin ütü keskinliğine. Diğerlerini de süzdü usulca. Yeni uyandığı tipinden değil de bakışlarından belli olan Karan Yaman'a baktı. Başkanın sakin bakışlara sahip siyah hareleri saniyeler içinde yok oldu ve öfkeyle parladı.
Elimi dizlerime bastırdım gelecek olana hazırlanmak için. Seslerden irkilmek zayıf bir noktamdı. "Karan Yaman." dedi net ve yüksek bir sesle. Tırnaklarımı dizlerime bastırdım sertçe bakışlarım siyah telefon ekranımdayken. Kan toplayacak olması umurumda değildi. "Gömleğinin önünü düzgün ilikle." İrkilmemek için kasılıp kalmıştım. Bağırmamıştı. Şimdiye kadar bağırmamıştı da. Ama o ses tonundaki otorite ve öfke kırıntıları tenime dökülmüştü.
Adam saniyeler içinde gerçekten ayılıp gömleğinin önünü düzeltti hızla. Karşımdaki sandalye boştu. Yakılarak öldürülen adam Tayfun Yöre'nin yeri. Burnumda hayali kül kokusunu hissettim. Sandalye masaya diğerlerinden daha yakındı ve her zamankinin aksine boştu bu sefer. İlk kez böyle bir durumla karşılaşıyorduk ve nasıl tepki vermem gerektiğini, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Sanırım sessiz kalıp Başkan'ın dediklerini yapmak sağlıklı bir karar olabilirdi.
Konuşmaya başladı düzgün diksiyonuyla. Dikkatimi ona verdim çünkü her an birimizden bir yorum, fikir alabilirdi. "Tayfun Yöre dediğim gibi yakılarak öldürülmüş." dedi bakışlarını üstümüzde tek tek gezdirerek. "Bu Töz Meclisinde bir ilk." Meclisin ismi Tözdü ve anlamı süregelen, değişmeyen demekti. Gerçekten de Meclise yakışan bir isimdi çünkü senelerdir asla bir değişikliğe tanık olmamıştım. Her şey son derece resmi, monoton ve düzenliydi. Tek bir değişiklik dikkatleri üstüne topluyordu.
"İki isteğim var sizden." dedi. "Hem kendinizi koruyun, hem de dikkatli olun. Dikkatli olmak zorundasınız çünkü Tayfun Yöre'yi yakanı bulursam neler olacağını biliyorsunuz. Kuralları hatırlatmama gerek yok, ezberinizde olduğunu biliyorum." Yutkundum.
Meclis üyesi bir diğer Meclis üyesine zarar verir, bunu düşünür, öldürürse cezası zaafın infazıdır.
İçeriden biri yapmıştı ve bunu biliyor, şüpheleniyordu. Benden sonra geriye kalan sekiz kişiden biri Tayfun Yöre'yi yakarak öldürmüştü. Sadakatsizlik. Ortada ölümden başka bir de bu vardı. Alarmlar beynimde öterken dışarı bir tepki vermedim ama herkesin tedirginliğinin kokusu buz gibi odanın duvarlarına bile sindi saniyeler içinde. "Peki özellikle dikkat etmemizi istediğiniz bir şey var mı?" diye sordum düz bir sesle. Duygulara yer yoktu.
Meclis devlete çalışıyorken saçma istekler, alışkanlıklar, adetler yer edinemezdi. "Evet." dedi kararlı bir sesle. "Bizzat sen bu durumu araştıracaksın." Yüzüme bulaştırmadığım şaşkınlıkla baktım gözlerine. "Pamir Karayol ile."
-Bölüm Sonu-
Verafet- Kurgu için bizzat oluşturulmuş sözcüktür. Anlamı 'Yaralı Varislik' ve 'Acı Veren Miras' demektir.
Yeni kurgu. Yeni evren. Yeni başlangıçlar. Hazır mısınız?
BINABASA MO ANG
Verafet
Mystery / Thriller"Töz: Süregelen, değişmeyen, sarsılmaz." Töz Meclisi'nin buz gibi duvarları arasında asırlardır değişmeyen tek bir kural vardı: Sadakat. Ancak yedinci sandalye sahibi Tayfun Yöre kendi evinde yakılarak öldürüldüğünde, bu değişmez düzenin külleri ha...
