1, I Mountain Dew it for ya☕️

185 15 2
                                        

Uzun zamandır derslere girmemişti

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Uzun zamandır derslere girmemişti. Gerek olmadığını düşünüyordu fakat elinin altındaki bilgisayarda, dediğine göre kolaylıkla sızabileceği "thatsthatmeespresso" başlıklı kapağında saçma sapan bir kedi fotoğrafı olan siteye ne yaptıysa girememiş üstüne durmadan atılıp engellenmişti. Bunu kendine yedirememekle birlikte defalarca aynı pozisyonda aynı zımbırtıya çabaladığı için zaten düzleşme olan boynu iyiyce tutulmuş, Baku'nun sihirli (!) ellerinde şifayı bulmak zorunda kalmıştı.

"Acıtıyorsun biraz yavaş yapsana hayvan!" diye sızlandı Baku'nun kocaman elleri omuzlarına abanırken. Kucağında hala kızışmış ve uzun kızgın sesler çıkaran bilgisayarın fanı patlayacak bir bomda gibi üfürüyordu.

"Böyle yapmazsam neye yarar ki, masaj dediğin böyle yapılır." diyordu neşeyle Baku.

Baku için hayat çok güzel olmalıydı, alnının arkasında kocaman derin ve huzurlu bir boşluk vardı. Düşünmüyor ve kendini yormuyordu. Lise sonda çalışmak için kendini zorlasa bile pek umursamamıştı, şimdi ise tıbbi sekreterlik okuyor onda da devamsızlığın dibini sıyırıyordu. Gerçi sabah akşam part time işlerle meşguldu ve her zaman yorgundu. Suho'nun bulduğu işler tüm zamanını kaplamasına rağmen nasıl hala arkadaşlarına ve kız arkadaşına zaman ayırdığını anlamıyordu Gotak.

"Eee, senin kızla nasıl gidiyor?"

"Onun bir adı var, Mina. Benim minik sevimli elmalı turtam. Son bir aydır görüşemiyoruz ama sanırım her şey yolunda. Benim küçük tatlı patatesim." Derken Baku'nun sesi iğrenç bir tizlikle eğilip bükülüyor bedeni ise bir o yana bir bu yana sallanıyordu.

"Bir aydır görüşmüyor musunuz? Hala sevgili olduğunuza emin misiniz?" dedi Gotak sırıtarak.

Baku, Gotak'ın sırtına bir tokat atarken;

"Ya, şakasını bile yapma böyle aptalca bir şeyin. Her gün telefonlaşıyoruz, o sadece ülke dışında şu an bir işi varmış."

"O değilde biz bu kızla ne zaman tanışacağız, yoksa bilerek mi göstermiyorsun? N'apıcaz sanki kıza?"

"Ne alakası var oğlum, zamanı tuturamıyoruz. Bir de bilmem kaç tane erkek, kız bizimle ne yapsın. Sizde sevgili yapın ondan başka bir kız olsun ortamda." diyip sırıtarak göbeğini çimdikledi. Gotak onun bu manevrasından kaçıp kafasını sağa sola hareket ettirerek gelmesini beklediği rahatlamayı alamamış ama boyundan ancak yaşlı bir adamınkinden çıkacak kütürtüler alabilmişti.

Son birkaç gündür zaten zor gelen uykularında siyah bilgisayar ekranında durmadan dönüp duran kodları, her seferinde onu çileden çıkaran kırmızı uyarıları görür olmuştu. Süresi dolmak üzereydi. Aile evinden ayrılıp üniversite için bir yurda yerleştiğinde ailesinden para istemek ona daha ağır gelmeye başlamış böylelikle bir işe başlamaya karar vermişti.

Ancak uzun süre ayakta kalabileceği, Baku ve Suho gibi sekerek bütün şehri dolaşabileceği, bir işte hayatta kalamazdı. Birkaç yıl önce gözlüklü bir şeytanın ağzında sigarasıyla diz kapağının canına okuması sebebiyle uzun süre yürüdüğünde dahi gece bacağı zonkluyordu. Bu sebeple biraz merdiven altı dahi olsa bir iş bulmuştu. Bazı tipler için ufak tefek tatlı hack işlemleri, bazen telefon dolandırıcılığıyla yaşlı ablaların tüm emekli maaşını daha telefonda ne denildiği işitme cihazlarından kulaklarına ulaşamadan alma, kızın birinin eski sevgilisinin yurt dışına gidip evlendiğini ona ispatlama ve bunun gibi masum sayılabilecek şeylerdi.

thatsthatmeespresso, seongtakStories to obsess over. Discover now