Beyaz ve siyah ne kadar zıt olabilirse Neva ile Avcı timi o kadar zıt ilk tanıştıklarında hayatlarında belki de tek ortak noktaları aynı evi paylaşan vatan sevdalılar oluşudur...
Zaman her yerde aynı işlemez bazen yavaş bazen hızlı bazen sizden a...
Bir insan hayatı boyunca en büyük kötülüğü kim yapar bunu hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm hemde saatlerce günlerce aylarca hep aynı cevaba ulaştım kendimiz yapıyormuşuz evet kulağa biraz tuhaf geliyor ama insana hayatı boyunca en büyük kötülüğü kendisi yapıyormuş... Gecenin geç saattinde dönmüştüm görevden sabaha kadar sorgu işi rapor işi ile uğraşmış sabahın ilk saatlerinde albaya raporumu teslim edip yeni görev yerimi öğrenmiştim Şanlıurfa/Suruç 57 Alay komutanlığı Özel kuvvetler karargahına bağlı avcı timin de görev yapacaktım artık ne kadar tim istemesemde. Elimdeki çerçeveyi valize koydum bir yandan da Emir ile konuşuyordum kendisi yurttan en yakın arkadaşımdı o da benim çalışacağım karargahta Kan timin de görev yapıyordu "Avcı timi iyi bir tim fakat..." diyip duraksadığında kaşlarım çatıldı "fakat ne Emir" diye sordum " en son senden önce gelen bomba imha uzmanları hain çıktı ondan sonra gelen tüm askerler tayin istiyip gittiler" dediğinde derin bir nefes aldım "senide yıldırma ya çalışacaklar kardeşim " diye devam ettiğinde az çok olacakların farkındaydım istemeyeceklerdi hem hain durumundan hem de kadın olduğum için saha görevine kadınlar çıkmıyordu maalesef ki ben dışında benim çıkmanın sebebi ise on iki yaşımdan beri aldığım istihbarat eğitimiydi "yapacak birşey yok Emir görev sürem dolana kadar ben onlara onlar bana katılacak" dedim ardından derin bir nefes alıp aklımda olan soruyu sordum "yer işi nasıl oluyor Emir karargâhta mı kalıyorsunuz lojmanlar da mı?" diye sordum "her time bir tane lojman tahsis edilmiş öyle kalıyoruz" diye söylediğin de sıkıntılı bir nefes aldım işte bu sıkıntıydı tim beni istemeyecekti hem karargahta hem de evde karargahta gene az çok çekilirdi Emir komuta zinciri vardı çünkü ama evde bu yoktu "Neva iyi misin güzelim" diye seslendi Emir benden uzun zaman ses almayınca konuyu dağıtmaya karar verdim canımızı sıkmaya gerek yoktu şimdilik "İyiyim Emir boşversene bunları iyi yanından bakalım bu konuya oğlum beraberiz gene eski günlerdeki gibi" dedim hafif bir neşe ile "haklısın kız mesleği girdik gireli hayalimiz olan olay gerçekleşiyor aynı yerde görev yapacaz" dediğinde ufak bir kahkaha attım. Emir Emirim en yakın dostum yurttan arkadaşım sırf benim için istihbarat uzmanı olan kan kardeşim abim ailem dediğim tek insan en değerlim... Emir ile biraz daha konuşup eşyalarımı toplayıp valizimi bir köşeye koydum iki yıldır Şırnak sınır karakolunda görev yapıyordum üzerimi değiştirip saçlarımı tarayıp salık bıraktım elime valizlerimi alıp dışarı çıktım.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
"Komutanım yardım edelim" dedi Mehmet elimden valizi alarak diğer valizi de Yusuf almıştı. Beraber arabanın yanına geldiğimizde valizleri bagaja koyup bana döndüler ikisinde son defa selam durdular "rahat çocuklar" dediğimde ikiside rahata geçti göz gezdirdim ikisinde gencecik yaşlarına rağmen büyük acılar çeken iki çavuş "dikkat edin kendinize hakkınızı da halel edin az çektirmedim size" dediğimde ikiside aynı anda konuştu "helal olsun" dediler aynı anda "komutanım sizde edin az kahrımızı çekmediniz bizim" dedi Yusuf Mehmet onu onaylayan mırıltılar çıkardığında yüzümde ufak bir tebessüm oluştu "helal olsun çocuklar" dedim ikisine de son defa kafa selamı verip arabaya bindim çantamı sağ koltuğa koyup emniyet kemerimi takıp arabayı çalıştırıp iki yıldır evim gibi olan karargahın dışına doğru sürdüm. Beş saattin sonunda Şanlıurfa ulaşmış Suruç sınırlarına girmiştim yıl boyunca sadece bir defa mola vermiş kahve almıştım navigasyondan bulduğum esnaf lokantasının önüne park ettim arabayı torpidodan silahımı alıp belime taktım yeleğimle üzerini kapattım kartımı telefonunmun arkasına koyup arabadan inip karşımdan karşıya geçip lokantaya girdim. Güneş gözlüğümü çıkarıp etrafa baktım boş masa bulabilirim umuduyla anlaşılan polis ve askerlerin sık uğradığı bir mekana denk gelmiştim müşterilerinin üstünde üniforma vardı "Hoşgeldin abla" diye on sekiz on dokuz yaşında bir delikanlı yanıma gelerek "Hoşbuldum delikanlı boş yerin var mı" diye sordum "var abla götürüm seni hemen" diye önüme düştü genci takip ettiğimde bir grup askerin arkasındaki masaya getirdi beni oturduğumda hayla başımda dikiliyordu "ne getirim abla sana" diye sordu "neyin var" diye sordum "sana şöyle acısız Urfa yaptırım istersen abla" dediğinde tek kaşım kalktı "neden acısız" diye sordum "buralı değilsin belli abla buradaki biberler çok acıdır" dediğinde dudağımı kenarı kırıldı "burda yaşamadığım doğru aslanım ama aslen bıralıyım" dediğimde hafif mahçup oldu "kusura bakma abla" dediğinde kafamı sorun değil diye salladım "ciğerin var mı" diye sordum "var abla" dedi "iyi o zaman bol acılı bir ciğer yaptır bana" dediğim de baş salladı "hemen abla içecek" diye sordu "ayran" dediğimde baş sallayıp hızlı adımlarla masadan ayrıldığın da telefon ile uğraşmaya başladım.
Yazardan; "Peki şimdi ne olucak" diye sordu Yaman en yakın arkadaşına bakarak "bilmiyorum babam o zaman doğan bebekleri araştırıyor DNA testi için" dedi Kürşat "Allah aşkına bulsa ne olucak abi bağrımıza mı basıcaz o kızı" dedi Mert abisina bakarak "sana bağrına bas diyen yok Mert zaten bizim bir kardeşimiz var" dedi Alparslan "oğlum sana Eva senin kardeşin değil diyen olmadı DNA testi negatif ya da pozitif o bizim kardeşimiz" dedi Fırat "neyin tribindesiniz oğlum belki de kız istemeyecek sizi hayatını kimse altüst etmeye meraklı değil" dedi Yaman "Yaman haklı" dedi Kürşat kız kardeşinin öz olmadığını öğrendiklerinden beri düşündüğü tek şey o kızın nasıl biri olduğu nasıl bir hayat sürdüğüydü açılan kapı ile gözleri kapıya değdi genç güzel bir kız vardı gözlüklerini çıkartıp kaşları hafif çatarak mekana göz gezdirdi. Mekanın sahibi Memo kızı Kürşat'ların arkasına oturturduğun da masadeki sesler sustu Memo ile Neva'nın konuşmalarını dinlediler. Yan yana olan Kürşat ve Yaman'ın bakışları çaktırmadan kızdaydı telefonu ile uğraşıyordu "karargaha yeni bir üsteğmen geliyormuş" dedi Fırat abisinin ilgisini çekmek için "bende duydum" dedi Mert "doğru ama askerin dosyası gizliymiş kim olduğunu kimse bilmiyor" dedi Kürşat "aslında dört ay önce geldi beyefendi ama görevdeymiş" dedi Yaman kendi timine gelmişti ve istemiyordu gelen kişiyi. Neva duyduğu cümle ile çaktırmadan önündeki masayı dinlemeye başladı "senin nereden haberin var Yaman" diye sordu Alparslan "bizim time geldi albayın kesin emri var bu defa kaçırmayacakmışız" dedi Yaman sıkıntılı bir nefes alarak "eee abi bizim timde istihbaratçı var" dedi Fırat Yaman'a bakarak "bomba imha uzmanıymış aynı zamanda" dedi Yaman askerin dosyasına bakmamıştı dosyanın üzerine kırmızı mühür vardı kocaman harflerle gizli yazıyordu "dört aydır bilinen bir durum bu peki niye şimdi duyuldu geliceği" diye sordu Mert "Babamın işi aynı zamanda bugün gelmiş görevden" dedi Kürşat. Memo elindeki ciğeri eli hızlı adımlarla genç kızın masasına geldi "yeni çıktı abla sıcak sıcak" diye ciğeri bırakıp mezeleri dizdi ayranı tam önüne koyacakken elimden kayması ile Neva'nın üzerine döktü Neva ayağa kalksada üzerine gelen ayrandan kurtulamadı masadaki peçeteden alıp üzerini silmeye başladı "özür dilerim abla elimden kaydı" dedi Memo eline yeni bir peçete alıp vererek Yamanlar kızın sorun çıkaracağını düşündü fazla nazlı birine benziyordu "önemli değil aslanım" dediğinde Memo mahçup bir şekilde kadına baktı "Valla abla bilerek olmadı" dedi üst üste işe yeni girmişti ve çıkarılmak istemiyordu "tamam aslanım sakin" dediğinde dükkanın sahibi Gaffur onların yanına geldi "yine mi ve Memo ben sana dedim bir hatanda seni çıkarırım diye" dediğinde Neva konuşmak için ağzını açmıştı ki Kürşat konuştu "çocuğu niye işten çıkartıyorsun Gaffur Ağa kazara oldu" dedi oturduğu yerden ayaklarak Neva o tarafa baktığında kendisi ile aynı renk bir çift çakır gözle denk geldi "hak..." diyecekken sözünü Neva kesti Kürşat'tan gözlerini çekerek "delikanlının suçu yok Gaffur Ağa benim elimden kaydı bardak" diyerek yalan söyledi "ama" diyecek oldu Gaffur görmüştü olanı "ne aması Ağa müşteri benim bende sözümü söyledim şimdi git bak işine" dedi Neva sesi sert kaşları çatıktı Gaffur baş sallayıp masadan ayrıldığında Neva Memoya döndü minnetle genç kadına bakıyordu "sağol abla sayende işimden olmadım" dedi minnetle "önemli değil aslanım bak sen işine" dedi Memonun gözleri bu sefer Kürşat'tan döndü "sende sağolsın Kürşat abi" dediğinde Neva son defa Kürşat'ta bakıp lavaboya doğru ilerledi ama bu sırada Alparslanın gözü kızın belindeki yeleğin altında gizlediği silaha değdiğinde kaşlarını Derince çattı "çıttı pıttı bir kızın belinde niye silah olur lan" diye söyledi kendi kendine "ne oldu oğlum gene neye söyleniyorsun oğlum" dedi Mert abisine bakarak "kızın belinde silah var" dedi Fırat o da fark etmişti hepsinin kaşları derince çatıl Kürşat masadan kalktığında çoğu göz ona döndü "nereye" diye sordu Yaman "silah niye varmış onu öğrenmeye" dedi Kürşat lavabonun oraya gittiğinde lavabodan çıkan Nevaya çarptı bilerek Neva'nın eli direk belindeki silaha gitti "kusura bakmayın" dediğinde gözleri kesişti "sorun değil" dedi tam önünü dönüp yürüyeceği zaman Neva'nın kolunu kavradığı da Neva ona döndü ışık hızı ile "ne yapıyorsunuz" dediğinde sesi sertti tek bir duygu barındırmıyordu "beliniz de neden silah var hanımefendi" diye sordu Kürşat tuttuğu kolu daha da sıkarak "size ne" dedi Neva kolunu kurtarmaya çalıştığında Kürşat daha da sıktı cebinden asker kimliğini çıkartıp gösterdi "soruma cevap verin" dediğinde sesi tıslarcasına çıkmıştı "sabahtan beri hakkımda konuşup kim olduğumu bilmiyor muydunuz binbaşı" dediğinde Kürşattın kaşları derince çatıldı "ne saçmalıyorsun" dediğinde Neva da onun gibi konuştu sert tamda gözlerine bakarak "sabahtan beri hakkında konuştuğunuz üsteğmenim bırakın şimdi kolumu morartınız iyice" dediğinde Kürşat elini bir tık gevşetti kız diyene kadar bu kadar sıkı tuttuğunun farkında değildi "kimliğini göster" dediğin Neva masayı işaret etti "telefonumun arkasında" dediğinde Kürşat hem kendisinin hemde kızı masaya ilerlettiğinde Yamanlar ayağa kalkmıştı "göster" dedi kolunu bırakarak Neva morararan ağrıyan kolunu umursamdan telefonu alıp arkasındaki askeri kimliği verdi "Kıdemli Üsteğmen Neva Yıldırım" diye kendini tanıttığında kimseden ses çıkmadı herkes birbirine bakmaya başladı...