Bazı mucizeler dilek tutulduktan sonra değil,
dileğin ne anlama geldiği anlaşıldığında başlar. ✨
*
İlk Bölümden...
Hayatımda büyük değişikliklerin olacağı yıla giriyorduk. Üniversiteden mezun olacak, çalışmaya başlayacaktım. Kendi evime çıkacak, yeni bir düzen kuracaktım. Kurallarını sadece benim koyduğum bir hayat. Tadını bile bilmediğim bir tatlıya duyduğum özlem nihayet sona erecekti. O anahtarı elime aldığımda, yeniden doğacağımı biliyordum. İlk doğumumdaki laneti kırmanın vakti gelmişti.
Cam terasta kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Bu sene, yıllar sonra yılbaşında kar yağıyordu. Her bir damla aheste aheste havada süzülürken bir dilek diledim. Bu sefer her şey güzel başlasın.
"Beril, gel, pasta kesiyoruz!"
Ailemin başrolünün, yılın müjdesi gibi 31 Aralık gecesinde doğması ailemizden kimse kılını kıpırdatmasa bile hayatın ona bir armağanı gibi her yıl büyük bir şölene dönüşürdü. Benim doğum günümse, sırf üzülmeyeyim diye onun pastasına iliştirilmiş bir mumdan ibaretti.
Çünkü Burak ailemize müjde getirenken ben laneti taşıyan olmuştum. Annem, doğumdan yirmi dört saat sonra dünyaya gözlerini kapamıştı.
"Prenses de geldiğine göre..."
Burak beni kolunun altına çekerken "Buna gerek yok,"diye fısıldadım ama gösterisi bana değil, diğerlerine olduğundan duymazdan geldi.
"Mumları üfleyelim artık!"
Kardeşinin kahramanı rolünü oynamasına izin vermekten başka şansım yoktu. Babam, mumlar üflendikten sonra çekip gidecekti, o ana dek uslu bir çocuk olup ona ikimizi de ne kadar iyi yetiştirdiğini göstermek zorundaydık. Düzenimiz bozulmasın diye bir daha evlenmemişti bile. Burak ile genelde ortak fikirde olduğumuz pek olmazdı ama söz konusu babam olduğunda, ne yapmamız gerektiğini ikimiz de bilirdik.
Mükemmel gülümsemesiyle bana baktığında "Dileğini diledin mi?"diye sordu. Sapsarı saçları, mavi gözleri, tedavisiz bile mükemmel gözüken dişleriyle Beyaz Atlı Prens, yanımda duruyordu. Dişlerimin onunkiler kadar iyi görünmesi için hormonlarımın beni çirkinleştirdiği ergenlik döneminde tel takmak zorundaydım. En azından bir tane çürüğü olabilir, "Diledim,"deyip gülümsedim.
Çoğunu onun arkadaşlarının oluşturduğu kalabalık sırayla ikimizin de adını geçirerek doğum günü şarkısını söylerken babama bakıp gülümsedik ve ondan da karşılığını aldığımızda, her yıl yaptığımız gibi aynı anda pastanın üstüne doğru eğilip mumları üfledik.
Birkaç kişiyle sarıldıktan sonra gitmek için bizi bekleyen babamın iki tarafına geçerek ona sarıldık. Her şey için teşekkürler, baba.
İkimizi de saçlarından öptükten sonra "Siz benim her şeyimsiniz,"dedi.
"Sen de bizim her şeyimizsin,"dedik aynı anda.
"Yeni yaşınızda çok mutlu olacaksınız."
"Elbette,"dedik yine aynı anda. Benim yeni yaşıma hala on gün olsa da dilekleri kabul ediyordum. O gün geldiğinde tekrar duyamayacaktım ne de olsa.
"Evde görüşürüz, çok dağıtmayın."
"Anlaştık!"
Babam aramızdan ayrılırken Burak kolunu omzuma attı.
YOU ARE READING
KADİFE ELDİVEN
RomanceBeril, yıllardır "lanetli doğum"un yükünü taşırken, kardeşi ailenin mucizesi olarak görülmüştü. Güçlü görünmeyi, duygularını kontrol etmeyi, asla muhtaç olmamayı öğrenmişti ama o gece, hayatında ilk kez gerçekten korktuğunu hissetti. Yeni yıl havai...
