Kirli Oyunlar

20 3 0
                                        


Her adımı başka bir pişmanlığı örtüyordu....

Bir mezarlıktaydım. Defalarca mezar taşlarına baktım. Küçük bir mezar Ela Atalay 2019-2024. Yanında büyük bir mezar Asuman Atalay 1989-2024 Bir mezarda 14 yılım diğerindeyse 5 yılım vardı. Ve benimse ömrüm, bitmiş bir hayatım. Kilitli bir kalbim, acım, sevdam her şeyim toprağın altında yatıyordu. Ruhum nefes almayı bırakmıştı yaşamıyordu. Gözlerimden akan göz yaşım damladı toprağın üzerine.

.........................

5 Ay Önce

Bir savcı olarak yüzlerce otopsi raporu gördüm, yüzlerce cinayet davasında bulundum. Ama hiçbir dosya, Asuman'ın yüzüne örtülen beyaz çarşaf kadar soğuk, Ela'nın ayak ucuna iliştirilmiş etiket kadar acı verici değildi. O gün her şey normaldi. Normal Sandım. Meclis'te sunumum vardı. Üç aydır peşinde olduğum organize suç dosyasının son delilleriyle uğraşıyordum. Turan Ergüven'in şirket kılıfı altında yönettiği kara para aklama zincirini deşifre etmek üzereydik. Gece saat ikide özel kalemimden bir mesaj geldi: "Savcı Bey, Turan'ın en güvendiği adamı gece yarısı yurtdışına kaçmaya çalışırken yakalandı. Konuşmaya hazır."

İşte o an bitti her şey.

Asuman, o gece balkona yasemin bırakmıştı. Geceleri uyumadan önce koklamayı severdi. Ela, pembe sabahlığını giymiş, bana "Masal okur musun baba?" demişti telefonda. Onların son anlarına dair elimde sadece güvenlik kamerası görüntüleri kaldı. Saat 03.17'de elektrikler kesiliyor. 03.21'de önce bir patlama sesi, sonra yükselen alevler. Bizim evimiz. İki katlı bahçeli ev... kül oldu.

Raporda, yangının doğalgaz sisteminden çıktığı yazıyor. Ama Rauf Kastalı'nın bana son sözü geliyordu aklıma "Bunları yanına bırakmayacağım savcı. Bedelini ağır ödeyeceksin. Bu ateşi sen yaktın"

İçimde bir şey kırıldı. Ben sadece eşimi, çocuğumu değil... inancımı da kaybettim. Adalete olan inancımı. Sisteme olan inancımı. Ve kendime olan inancımı.

Hayatımın en soğuk sabahıydı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Hayatımın en soğuk sabahıydı. Şubat ayının o puslu günlerinden biri. İstanbul'un gri gökyüzü, içimdeki boşlukla yarışır gibiydi. O gün hâlâ içimi kemiriyor, çünkü o sabah ben yalnızca bir eş ve bir baba değil, aynı zamanda bir adam olarak da öldüm. Karım Asuman ve küçük kızım Ela... İkisini de aynı gün toprağa verdim. İkisini de aynı kabusta kaybettim. Cesetlerini morgda gördüğümde, adımın başındaki "Cumhuriyet Savcısı" unvanı kadar her şeyin anlamsız olduğunu fark ettim.

Aylar geçti. Soruşturma dosyaları, dinleme kayıtları, istihbarat notları... Hepsi bir anlamda intikamıma giden yolun taşlarıydı ama bana gerçek bir cevap vermedi hiçbiri. Rauf Kastalı'yı mahkemeye çıkaracak kadar delil bulamadım. O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etti. Ama yemin etmiştim bunu yanına bırakmayacaktım.

Bugüne kadar hep Rauf'un iş hayatıyla ilgilenmiştim. Şimdi gerçek hayatını araştırıyordum. İki çocuğu vardı Rauf'un biri Cahit diğeri ise Güleda. İlk karısını kendisi öldürmüş ona ihanet ettiği için. Şu ansa hayatında Nermin diye bir kadın vardı. Sarı saçlı, yeşil gözlü, uzun boylu, güzel, genç, gösterişi seven, para avcısı bir kadın. Henüz 3 yıl olmuş onunla evleneli.

YASAKLI SEVİŞLERBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin