1. Bölüm - Akşamüstü

3 1 0
                                        


Aryen, alarm çalmadan birkaç dakika önce uyandı.
Sokaktan gelen simitçinin sesi, pencerenin aralığından içeri dolmuştu. Perdeler tam kapanmamıştı; gri sabah ışığı odanın bir köşesine düşüyordu.
Yatağın içinde doğrulmadan bir süre tavana baktı.
Sonra yorganı tekrar üstüne çekti.
“Beş dakika,” diye mırıldandı.
Koridodan gelen ayak sesleri, o beş dakikanın iptal edildiğini haber verdi. Kapı aralandı.
“Uyan,” dedi Arven.
Aryen yüzünü yastığa gömdü.
“Bugün okul olmasa…”
“Bugün pazartesi.”
“Daha kötü.”
Arven içeri birkaç adım attı. Üzerinde ev tişörtü vardı, saçları dağınıktı. Odanın ortasında durup bekledi. Aryen’in kalkmayacağını anlayınca masanın üstündeki saç tokasını aldı, yatağın kenarına bıraktı.
“Geç kalıyoruz,” dedi.
Aryen gözlerini açtı.
“Beni bekleyeceksin.”
Arven cevap vermedi ama kapıyı sertçe kapatmadı. Bu, evet demekti.
Mutfakta kettle kaynıyordu. Nare tost ekmeklerini tezgâha dizmişti. Bir yandan telefonu omzuyla kulağı arasında sıkıştırmış, bir yandan ekmekleri çeviriyordu.
“Yandın,” dedi Poyraz, sandalyeye yayılmış halde.
“Duman çıkıyor.”
“Yanmadı,” dedi Nare. “Kızardı.”
Aryen mutfağa girdi, sandalyeye oturdu.
“Aradaki fark önemli mi?”
“Hayatta her fark önemli,” dedi Nare.
Arven içeri girdiğinde saatine baktı.
“Çıkmamız lazım.”
Nare tostları tabağa aldı.
“Bir dakika.”
Aryen tosttan bir ısırık aldı, ayağa kalktı. Çantasını omzuna geçirirken Arven bir an durdu, Aryen’i kısa bir süre kendine çekti. Ne ani ne sıkıydı. Alışkanlık gibi.
“Tamam,” dedi Nare. “Gidelim.”
Sokağa çıktıklarında mahalle yeni uyanıyordu. Bakkal kepenk açıyordu, karşı apartmanın önünde bir kadın halı silkelerken söyleniyordu. Kaldırım nemliydi.
Okula yürüyerek gidiyorlardı.
Aryen kaldırım taşlarına basmamaya çalışıyordu.
“Bugün edebiyat var,” dedi.
“Uyursam dürtün.”
“Uyursan fotoğrafını çekerim,” dedi Nare.
Poyraz güldü.
“Kanıtlı tehdit.”
Okulun önüne geldiklerinde kalabalık artmıştı.
Kapıdan içeri girerken merdivenlere yöneldiler.
Üç basamak, iki basamak, korkuluk… Aryen her sabah aynı yerden tutunuyordu.
Tam kapının yanından geçerken gözü bankın dibine takıldı.
Yerde mavi bir sırt çantası duruyordu.
Zincirinden pembe unicornlu bir anahtarlık sarkıyordu.
Bir an durdu.
Sonra zil çaldı.
“Haydi,” dedi Arven.
Aryen içeri girdi.
Sınıfa çıktıklarında herkes yerine geçmeye çalışıyordu. Sandalyeler çekildi, çantalar sıraya çarpıldı. Aryen ön sırasına oturdu. Arven arkasına geçti.
Matematik dersi başladı.
Tahta doluydu. Öğretmen hızlıydı.
Aryen kalemini defterin üstünde ileri geri salladı. Bazen yazdı, bazen çizdi. Arven’in nefes alışını arkasında hissediyordu.
Zil çaldığında herkes aynı anda ayağa kalktı.
Koridorda yürürlerken kalabalık sıkışıktı. Bir grup kız telefonuna bakıyordu.
“Bak bak,” dedi biri.
“Anket düşmüş.”
Nare durdu, telefonu çıkardı.
“Yine mi bu saçmalık?”
Aryen eğildi.
“Ne anketi?”
“Bu ayki kurban,” dedi Nare.
Ekranda dört isim vardı.
Aryen’in gözü bir tanesine takıldı.
Mert Alkan.
“Onu tanıyor musunuz?” dedi Aryen.
Poyraz omuz silkti.
“Aynı sınıfta değil ama görüyorum.”
“Oy az,” dedi Nare.
“Çoğu kişi başkasına basmış.”
“İyi,” dedi Aryen.
“Saçma zaten.”
Yürümeye devam ettiler.

_______
  ____

Öğle arasında yemekhaneye inerken merdivenler kalabalıktı. Herkes tepsisini almak için sıraya girmişti. Gürültü arttıkça hava ağırlaşıyordu.
Masaya oturduklarında Aryen çantasını sandalyeye astı.
“Akşam bizdeyiz,” dedi Arven.
“Annem geç gelecek.”
“Yemek söyleyelim,” dedi Nare.
Poyraz başını salladı.
“Kesin.”

Okul çıkışı hava düşmeye başlamıştı. Güneş hâlâ görünüyordu ama sıcaklığı yoktu. Mahalleye dönerken kimse acele etmiyordu.
Aryen yürürken sabah gördüğü mavi çantayı düşündü ama nedenini bilmiyordu.
“Bir şey mi var?” dedi Arven.
“Yok,” dedi Aryen.
“Sadece gün uzun geldi.”
Eve girdiklerinde salon sessizdi. Ayakkabılar kapının önünde kaldı. Televizyon açıktı ama ses kısıktı.
Aryen koltuğa oturdu.
Saatine baktı.
Akşamüstü.
Gün bitmişti.
Ama sanki bir şey yerli yerine oturmamıştı.

Akşamüstü Mga kuwentong kahuhumalingan mo. Tumuklas ngayon