25.01.26
.
Sabahın ilk ışıklarıyla balkonda oturmuş çayımı höpürtedirken aydınlanan havayı izliyordum. Esen rüzgarla üzerimdeki kalın hırkama daha da sokuldum.
Aynı zamanda karşımdaki dairenin ışığı ne zaman yanacak diye bekliyordum.
Balkon demirliklerine tutunup aşağı baktığımda kıkırdadım.
Beklediğim gelmişti.
Sevdiğim, sabahın ilk ışıklarıyla işten dönüyordu. Ben ise sıkılmadan onun yolunu gözlüyordum. O ise farkında bile değildi bekleyeninin olduğundan. Her gün yolunu gözleyenin, her sabah sırf onu bir kaç saniye görmek için uykusuz kalanının olduğundan.
Çayımın son yudumlarını da alarak bardağın dibini gördüm o sırada tam karşıdan sokağa giriş yapan sevdiğimi gördüm. Kalbim hızlanmaya başlamıştı. Sonunda gözlerim ona kavuşmuştu.
Beni görmeyeceğini bilsemde çocuksu bir heyecanla saçlarmı düzelttim.
Telefonuna bakarak yavaş adımlar atıyordu. Elimdeki çay bardağını hemen balkondaki küçük sehpaya bıraktım ve demirliklere sarıldım.
Onu görünce gerçek anlamda evimde gibi hissediyordum. Bu buz gibi olan dört duvarla kaplı beton yığını bir yuva gibi hissettirmeye başlıyordu.
Nereye yürüyordu bu adam? Evini arkasında bırakmıştı. Yaptığına anlam veremediğim için kaşlarım çatıldı.
"Gitsene evine, yorgunsun işte." Kendi kendime ona kızıyordum. Normalde hızlı adımlarla evine gider ve uyurdu.
Zar zor gülümsemesini seçebildim. Gözlerim uzağı zor görüyordu. Telefona bakarak güldüğünü görünce içimde kaynayan alevler vücudumu sarmaya başladı.
Bu hissi çok iyi biliyordum, kıskanmak.
Onu saklamak, sarıp sarmalamak istiyordum. Kimse görmesin, güldüğünde yanağında çıkan derin çukurları sadece ben göreyim istiyordum.
Sadece birkaç saniyede tüm duygu durumum değişmiş, demin ki neşeli halimden eser kalmamıştı. Bu doğru hissettirmiyordu.
Belki de sadece bir video izliyordu ve ona gülmüştü. Sanırım ben çok kuruntu yapıyordum.
Birkaç adım sonra elini kaldırdı ve sallamaya başladı. Gözlerimi kısarak kime el salladığına baktım. Sanki gözlerimi kısınca daha net görebilecekmiş gibi!
Sokağın sonunda duran ve aynı şekilde el sallayan kızı gördüğümde anladım. Kesinlikle komik bir videoya gülmemişti.
Adımlarını hızlandırmış, sabırsızca yürümeye başlamıştı. Ona el sallayan kadının yanında durdu, yüzündeki gülümseme derinleşti. Kadına sarıldığında beynimdeki şarteller kopmuştu.
Ne olduğun hala anlayamamıştım. O ise bana acımadan kadının elini tutup avuç içini dudakların götürdü. Naif bir öpücük kondurdu.
Elimin altındaki balkon demirlerini daha sert sıkmaya başladım. Çok güçlü birisi olsaydım kesinlikle parçalanmışlardı.
Elini tuttuğu kadınla sokağın çıkışına doğru yürümeye başladılar. Kadının yüzünde tebessüm vardı. Güzel zarif bir kadındı. Kadını kolunun arasına alıp yürümeye devam etti.
Gidiyorlardı. Arkalarında bir enkaz bıraktıklarını bilmeden gidiyorlardı.
Ne olduğunu bile anlayamadım. Sinirle sehpanın üstüne koyduğum çay bardağını aldım ve içeri geçtim.
"Ben onun yollarını gözleyeyim o elalemin kadınıyla eğlensin gülüşsün."
Kadına karşı bir sürü şey diyesim geldi ama kendimi tuttum. Çünkü suçlu olan bendim. Bilmeden de olsa sevgilisi olan birisini seviyordum.
Kendimi sakinleştirmek adına banyoya gittim ve elimi yüzümü yıkadım. Saat daha insancıl olduğunda arkadaşlarımı çağırır kafa dağıtırdım. Gördüklerimi unutmama yardımcı olur muydu peki bu?
Sanmıyorum.
Hatalı olan bendim şuan bile haddim olmayan bir şeye sinirleniyordum.
Ben kimdim?
Onun hayatındaki yerim neydi?
Bir hiç...
.
Ve bitti.
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Ufak bir eleştiri alayım.
YOU ARE READING
Kara Sızım
RomancePlatonik bir aşkın zaman içerisinde karşılık bulmasını ve tatlı flörtleşmeler... Kısa kitap 25.01.26
