⏳ 🌙
Hayatım boyunca her şeyin bir sırası olduğuna inandım.Okulun, başarının, mesleğin...hatta acının bile. Hayatımı buna göre şekillendirdim.İnsan ne zaman düşeceğini, ne zaman ayağa kalkacağını, ne kadar üzüleceğini bilirse güçlü kalabilirdi.Ben de güçlü olmayı seçtim. Ya da seçtiğimi sandım.
Beyaz önlüğüm...o bana her zaman güven verdi.Üzerime giydiğim de belki de duygularımı askıya alıyodum. Kalbimi mantığın gerisine atıyordum.
İnsanlara dokunup yaralarını sarıyor, bazen hayatlarını kurtarıyordum ama kendi içimdeki boşluğu bir türlü dolduramıyordum. Kimse de görmüyordu açıkçası. Belki de görmek istemiyorlardı.
Geceleri daha zordu. Hastane sessizleştiğinde, koridorlarda sadece ayak seslerim yankılandığında, içimde susturduğum her şey konuşmaya başlardı. Gülmediğim anlar, söyleyemediğim cümleler, hissetmem gereken ama hissettiğim duygular... Hepsi bir bir karşıma dikilirdi. O anlarda anlıyordum; insan başkalarının hayatını kurtarırken kendi kalbini ihmal ediyormuş.
Doktorluk bana çok şey öğretti. Acının herkese eşit dağıtılmadığını, bazı insanların ise defalarca yaralansa bile hayatta kaldığını. Ama bana kimse şunu öğretmedi: İnsan ne kadar güçlü olursa olsun bir gün mutlaka zayıf yakalanır.
Ben o zayıflığı yalnızlık sanırdım. Yanılmışım.
İnsan alışıyor her şeye. Sabaha karşı içilen soğuk kahveye, bitmeyen nöbetlere, başkasının acısını kendi kalbinde taşımaya... Alışmak bir savunma biçimiymiş meğer. Hissetmem için öğretilen bir refleks. Ben de alıştım. Öyle çok alıştım ki, kalbimin hala çalıştığını bile unutmuştum.
Hayatımda eksik olan bir şey vardı ama adını hiçbir zaman koyamıyordum. Aşk değildi belki. Ya da ben öyle sanıyordum. Çünkü aşk, kontrol kaybı demekti. Ben kontrol etmeyi severdim.Kalbimi, düşüncelerimi, hatta geleceğimi.
Ta ki kader, bütün hesaplarımı tek bir gecede bozuncaya kadar.
O gece nöbetçiydim. Hava soğuktu, şehir yorgundu ve hastane her zamanki gibi yoğundu.İnsanlar acılarını dışarıda bırakıp içeri giriyordu sanki. Ben de öyleydim. Kapıdan girerken başka, içeri adım attığımda bambaşka biri oluyordum.
Bilmiyordum.
O kapıdan birazdan girecek olan kişinin sadece hastaneye değil, hayatıma da gireceğini bilmiyordum. Bütün inşa ettiğim duvarları tek bir bakışla yıkacağını...
Bana unuttuğum her şeyi hatırlatacağını...
Ve en tehlikelisini: Kalbimi yeniden attıracağını.
O ana kadar hayatım, planladığım gibiydi. Ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
⏳ 🌙
Evett selamlaar giriş bölümüyle karşınızdayım. Çok uzun tutmak istemedim açıkçası. Bölümlerimiz bu kadar kısa olmayacak ama.
İşte buradayızz. İçinizde belki bir merak oluştu. Şimdi derin nefes alın ve bölümleri okumaya hazır olun. Bilinmezlikle dolu bir giriş yaptık.
Bugün 20 Ocak 2026. Kitaba ilk girişimiz.
Sizlerde bu satıra başlama tarihinizi yazınn.
VOUS LISEZ
VELYAN
ActionHayat her zaman planlandığı gibi gitmez. Beyaz önlüğüyle güçlü durmaya çalışan bir doktor kız... Ve ansızın hayatına giren gizemli bir asker. Kalpler çarpışacak, duvarlar yıkılacak ve her şey bir gecede değişecek. "Hırs" dolu bu hikâyede aşk, kayıp...
