1

6 0 0
                                        

Alarm çaldığında kapattım.
İkinci kez çaldığında da kapattım.
Üçüncüde kalktım çünkü hayat bana seçenek sunmuyordu, sadece süre tanıyordu.

Aynaya baktım. Ela gözlerim hâlâ uykudaydı, ben de sayılırdım. Saçlarım kısa ve dalgalı; yani “kaderine razı olmuş” bir saç modeli. Tarasam da aynı, taramasam da. O yüzden taramadım. Hayatımda yeterince boş çaba var.

Üzerime bir kazak geçirdim. Rengi umurumda değildi. Okulda kimsenin “Liva bugün ne giymiş?” diye bir gündemi yok. Zaten olsa da ben o toplantıya katılmazdım.

Salona çıktığımda babam koltuktaydı.
Televizyon açıktı. Haberler vardı. Ses yoktu.
Evimizde sesler genelde kapalıdır; insanlar da.

“Geç kalma,” dedi.
Bunu söyleyen birinin beni kaç yıldır beklemediğini düşününce, cümle biraz şiirsel geldi.

Ayakkabımı giyerken arkamdan bakmadı.
Bu evde bakılmak, sevgi dili değil; tesadüf.

Otobüste cam kenarına oturdum. Kulaklık taktım ama müzik açmadım. İnsanları izledim. Herkesin yüzünde aynı ifade vardı: “Ben de buradayım ama istemeden.” Kendimi onlara yakın hissettim.

Okula girdim. Koridor kalabalıktı. Sesler vardı ama kimse kimseyi gerçekten duymuyordu. Dolabımı açtım, defterimi aldım, kapattım. Hayatımın en net planı buydu.

Derste not almadım. Öğretmenin sesi fonda kaldı. Pencereden gökyüzüne baktım. Kapalıydı. İçime uygundu. İnsan bazen hava durumuyla anlaşabiliyor.

Teneffüste Sude geldi. Bir şeyler anlattı. Güldüm. Gerçekten komik miydi bilmiyorum ama gülmek, “buradayım” demenin kısa yolu.

Telefonum cebimdeydi.
Titreşti mi, emin değilim.
Bazen bazı şeyler olur, bazen sadece olmasını beklersin.

Beden dersinde bahçede oturdum. Ayakkabımın bağcığını çözdüm, tekrar bağladım. Hayatımda kontrol edebildiğim nadir şeylerden biri olduğu için uzattım.

Eve dönerken markete uğradım. Ekmek aldım. Kasiyer yüzüme bakmadı. Günün en istikrarlı ilişkisi buydu.

Eve girdiğimde babam yine salondaydı.
Televizyon yine açıktı. Yine sessizdi.

“Ekmek aldın mı?” dedi.
“Evet,” dedim.
İkimiz de başka bir şey sormadık. Bu evde sorular pahalıdır

Odaya geçtim. Üzerimi değiştirdim. Yatağa uzandım. Tavana baktım. Tavandaki çatlakla aramız iyiydi. En azından o, beni dinliyormuş gibi yapıyordu.

Telefonumu elime aldım.

Bir mesaj vardı.

Bilinmeyen numara:
Selam.

Sadece bu.

Uzun uzun baktım.
Cevap yazmadım.

Engellemedim de.
Bazen bir şeyi yok saymak, silmekten daha az yorucu.

Telefonu masaya bıraktım. Duşa girdim.
Suyun altında biraz fazla kaldım. Orası sessizdi. Sessizlikle aram iyidir.

Çıktığımda mesaj hâlâ oradaydı.
Yeni bir şey yoktu.

Işığı kapattım.

Bugün diğer günlerden farklı değildi.
Ama biri,
bugünü fark etmiş gibiydi.

Bu iyi bir şey mi, bilmiyorum.
Şimdilik bilmemek daha güvenli.

Nasıl buldinuzzzz

Hayalet okuyucu olmayinn
    ⭐⭐⭐👇🏿⭐⭐⭐
   YILDIZA BAS TM!?

AnonimDonde viven las historias. Descúbrelo ahora