1

17 3 0
                                        

Gökyüzü ne kadar da parlaktı; gözlerimi ondan alamıyordum. Aslında çok benzer bir duyguydu. Sanki ona bakıyormuşum gibi hissettiriyordu ama asla uzanamayacağım bir yerdeydi.

Hava güneşliydi lakin benim içimdeki hava bulutlu ve yağmurluydu. Kendimi yalnız hissediyordum.

Bu durum büyüdükçe daha da can sıkıcı bir hâle gelmeye başlamıştı. Sanki hayatımın amacını bulmuş ama sonra kaybetmiş gibi hissediyordum; tıpkı onu kaybettiğim gibi.

Acaba o şu an ne yapıyordu? Beni özlüyor muydu... ya da beni hâlâ hatırlıyor muydu?

Beynimde binlerce soru vardı ama hiçbirinin cevabı yoktu.

– 4 yıl önce –

"Alp, hadi gelsene!"

Kerem bağırarak Alp'i çağırıyordu. İkisi de daha yeni okuldan gelmişlerdi ama ayrı kalmaktan hoşlandıkları söylenemezdi.

"Hadisene oğlum, nerede kaldın?"

Bu sefer hafif kızmıştı. Alp'e değil; bir an fazla bağırdığını düşünmüştü ve Alp'in odasına gitmeye karar verdi.

Şu an önemli olan sadece kendi odasında giyinen Alp idi.

Odayı tıklatmadan direkt içeri geçti ve garip bir manzarayla karşılaştı. Alp, bıkkın bir ifadeyle bir paçası ters olan pantolonu giymeye çalışıyordu. Kerem'i gördükten sonra utanarak başını hafif eğdi ama Kerem kapıyı hemen kapatıp bir kahkaha patlattı.

"Lan oğlum, iki saattir senin donunu giymeni mi bekliyorum?"

"Bir saniyeee daha, Kerem!"

Kerem gözlerini devirdi ve Alp'e dil çıkararak,

"Hızlı ol," dedi.

"Kapa çeneni." Aslında bunu biraz çekinerek söylemişti. Alp kızmasından korkuyordu; sonuç olarak o hâlâ annesinin patronunun çocuğuydu ve eğer annesi duyarsa çok fena kızardı.

Kerem kapıyı arkasından kapattıktan sonra yatağın kenarına geçti ve kalçasını yatağın ucuna yasladı.

Kollarını birbirine kenetleyerek Alp'i izlemeye başladı.

Alp hâlâ pantolonla can çekişirken Kerem'in onun yanına gelmesiyle duraksadı ve "Ne yapıyorsun?" anlamında gözlerini ona dikti.

Kerem aniden pantolonu aldı ve dolabın derinliklerine gönderdi.

"Uğraşmasana şu pantolonla. Dur, bakacağım ben sana bir şeyler."

Alp aniden Kerem'in kolunu tuttu, durmasını işaret ederek:

"Yok Kerem, sen aşağı in. Ben giyinip geliyorum," dedi.

Alp'in sözlerini bir gram dahi dikkate almayan Kerem dolaptan bir tane şort çıkardı.

Alp de onların evinde şort giymek isterdi ama annesi bu evde şort giymenin doğru olmayacağını söylemişti. Hatta Esra Hanım'a saygısızlık olabileceğini bile söylemişti.

Kerem şortu alıp Alp'e verdi, giymesini işaret ederek:

"Hadi giy, bekliyorum. Acele et!"

Normalde olsa Alp giymezdi ama bunu Kerem istemişti ve eğer biri bir şey derse Kerem onu koruyabilirdi.

Aklına gelen bu düşünceyle gülümsedi ve şortu alarak giydi.

Kerem ise onu sadece izliyordu.

"İzlemesene beni meraklı gibi. Git artık, geliyorum aşağıya."

Kerem gülümseyerek ama kısık bir sesle,

"Meraklıyım sana," demişti ama Alp tabii ki duymamıştı.

--

O günleri yine anımsamıştım. Gözlerim dolu bir şekilde yolda yürümeye devam ettim; bana o zamanlar onun nerede olacağını söyleseler, kuşku duymadan koşa koşa giderdim.

Ne mutlu bana... Şu an onun nerede olduğunu biliyordum ama gidemiyordum.

Hatta şu an tam olarak onun şirketinin önündeydim.

Dilerim kiWhere stories live. Discover now