0.1

55 6 46
                                        

"Özüm! Hadi ya geç kalacağız, bir buçuk saattir hazırlanıyorsun." Öfledim ve saate baktım, gerçekten maça 1 saat falan kalmıştı. "Ay tamam geliyorum!" Apar topar saçımı düzelttikten sonra parfümümü sıkıp aynada tipime bakmıştım. Koyu kahve saçlarım bugün parlak ve güzel olmuştu. Üzerimde vücuda oturan, siyah renk bir gömlek vardı, gömleğin üst kısmındaki ilk 3 düğmeyi açık bırakmıştım. Altımda ise koyu renk düşük bel bir jean vardı. Kolyelerimi gözden geçirip eksik bir parça var mı diye baktıktan sonra çantamı alıp hızlı adımlarla aşağı indim. Ben aşağı iner inmez beni süzen Eylül'ün sesi kulaklarımı doldurdu. "Oha kaşar gibi olmuşsun lan!" Güldüm. "Düzgün konuş mal. Hadi çıkalım geç olmuş zaten." "Kimin yüzünden acaba?" Yüzüme bilmiyormuş gibi bir ifade takınarak kapıyı açtım ve arabaya bindik. Arabayı tabiki ben kullanacaktım. 45 dakikalık bir yolculuğun ardından nihayet stada varmıştık. Biletlerimizi okutarak içeri girdik, koltuklarımız sahaya yakındı. Biz biraz bekledikten sonra futbolcular sahaya çıkmaya başladılar. Eylül "Aha! Çıktılar. Kerem'de orada!" Şaşırarak " İlk 11 başlayacağını söylememiştin." dedim. Kerem Eylül'ün kardeşiydi. İtalya'daki oldukça ünlü bir futbol takımına girebilmişti. Bizde onu desteklemek için maça gelmiştik. Normalde pek futbolla ilgilenmiyordum fakat Eylül'ü kırmamak için teklifini kabul etmiştim. Eylül çantasından çıkardığı taraftar atkısını elime tutuşturdu. " Ay vermeyi unutmuşum. Salak sende söylemiyorsun hiç." Aldım ve atkıyı boynuma tam dolamadan taktım. Her iki takımda İtalya Milli Marşı'nı okudu. Ardından maç başladı.

Yarım saattir maç izliyorduk. Şahsen çok sıkıcı geçiyordu. Bir şeyde anlamamıştım. İki dakika telefonumdaki bildirimleri kontrol ettim. Telefonumu kapattım ve kafamı kaldırdım. Kafamı kaldırdığım an Allah bilir kaç kilometre hızla gelen bir topu yüzüme yedim. Şok olmuştum. Kafamı refleks olarak öne eğdim. Nefes almaya çalışıyordum. Yanımdaki Eylül hemen panikledi. Çantasından çıkardığı peçetelerle burnuma baskı yaptı. Sahaya bakmaya çalıştım. Neredeyse bütün futbolcular bana bakıyordu. Rakip takımdan bir çocukta bana bakıp 'Kusura bakma' der gibi bir hareket yaptı. Oldu paşam, başka isteğin? Yanıma görevliler geldi ve sağlık personeline ihtiyacım olup olmadığını sordular. Onları reddettim, şahsen burnumda dayanılmayacak bir ağrı yoktu. İlk darbe aldığımda zonklamıştı fakat şuan sadece kanıyordu. Ama biraz fazla kanıyordu. Çünkü hemofili rahatsızlığım vardı. Fazla kanamaması için içimden dua ettim. Aradan 10 dakika geçti ve ben 15. peçeteme falan geçiyordum. Burnum hala şarul şurul kanamaya devam ediyordu. Artık hafiften başım dönmeye başlamıştı. Dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Bir süre sonra nefes alamamaya başladım. Eylülde bunu farketmiş olacak ki panikle 'Yardım edin!' Diye bağırdı. Tabi İtalya'da olduğumuz için kimse bir şey anlamamıştı. Muhtemelen tezahürat yapıyoruz falan sandılar. Aynı şeyleri İngilizce şekilde söyledi. Etrafımızdaki insanlar başıma toplandılar. Daha çok nefes darlığı çekmeye başladım. Eylül insanları çullanmamaları üzerine uyardı. Gözlerim artık yavaş yavaş kapanıyordu, sesler boğuktu, anlayamıyordum. Daha fazla kendimi zorlamayı bırakıp gözlerimin kapanmasına izin verdim.

2 saat sonra

Gözlerimi yavaşça araladım, parlak ışık gözlerimi alıyordu. "Özüm!" Duyduğum ses ile irkilerek Eylül'e baktım. "Aptal ne bağırıyorsun? Ödüm koptu." Eylül ise "Sonunda uyandın kızım ne uyku varmış sende." Ofladım. "Kaç saattir burdayız?" "2 saattir falan burdayız, doktor keşke daha önce gelseydiniz dedi. Senin salaklığın işte, gorok yok gorok yok. Mal." Gözlerimi devirdim. "Ay ben nerden bileyim bu kadar kanayacağını! Ayrıca o hayvanda te sahadan benim yüzüme nasıl şut çekmeyi beceriyor? Birde yalandan kusura bakma falan yaptı. Utanmaz herif." Eylül "Kerem gelir birazdan. Devre arasına girdiklerinde mesaj attı bana, noldu falan diye. Sanırım sana şut çeken çocukta Türkmüş, hatta Kerem'in arkadaşıymış." Nefes verdim. "Maç bitti mi?" Eylül saate baktı ve "3 dakikaya bitecek uzatmalar varmış.Kerem gelir muhtemelen buraya." Bir şey söylemedim ve gözlerimi kapadım. Ardından içeri doktor girdi. Durumum hakkında beni bilgilendirdi ve faktör bittiğinde çıkabileceğimi söyledi. Doktoru onayladım. Serumumun bitmesine az kalmıştı. Eylül su almak için dışarı çıktı.Bende biraz telefonumla uğraşmak için telefonumu aldım. Telefonum inanılmaz fazla kan olmuştu. Çantamdan ıslak mendil alacaktım ki kapı açıldı. Eylüldür diye çok umursamadım fakat içeri Kerem ve yüzüme şut çeken çocuk girmişti. Kerem hemen gelip "Özüm Abla geçmiş olsun. Tanıştırayım bu sana şut çeken çocuk Kayra. Arkadaşım aynı zamanda kendisi." Kaşlarımı kaldırdım, ardından Kayra hızlı hareketlerle elimi sıktı. "Çok özür dilerim gerçekten isteyerek olmadı. Biz taç kullanacaktık sonra Nick yanlış kullandı ve bende topu kaptırmamak için müdahale ettim sonrada senin kafana-" "Tamam, tamam anladım. Ya bir insan nasıl topu kaptırmamak için o kadar hızlı ve kuvvetle şut çekebilir. Ölüyordum be!" Duraksadı. " Sahiden neden hastaneye kaldırıldın sadece burnun kanamadı mı?" İç çektim. "Hemofili rahatsızlığım var o yüzden." Kayra anlamsız bir ifadeyle Kerem ve Eylül'e baktı. Ben ise "Bir kan rahatsızlığı, türleride var A, B ve C bende A türü hemofili var. Genetik bir hastalık, baba tarafımdan geliyor. Kısaca kanın normal bir şekilde pıhtılaşmasını engelleyen bir kanama bozukluğu. Yani kanama kolay kolay durdurulamıyor. Çok küçük olsa bile. Normalde tedavi için faktör konsantresi alıyordum. Son 1 aydır alamadım aksattım. O yüzden muhtemelen." Gülümsedi ve " Yani benim suçum yok. Sen erken gitseydin şuan hastanede olmazdın." Şok içinde önce Eylül'e sonra Kayra'ya baktım. " Dalga mı geçiyorsun?" Bana dönüp kafasını olumsuz anlamda salladı. Sinirle ona döndüm. "Çık odamdan!" diye bağırdım. Küstah bir şekilde gülerek odadan çıktı. "Gerizekalı ya! Aptal! Birde gülüyor, bende salak salak anlatmaya çalışıyorum yumuşatmaya çalışıyorum. Piç!" Hiç etmediğim kadar küfür ederek arabaya atladım ve eve sürmeye başladım. Önce Eylül'ü evine bıraktım. Kerem o malın yanına gitmişti. Eve girdim ve üzerimi değiştirip duşa girdim. Her yerim kan olmuştu.

kırk yüzCerita yang bikin terobses. Temukan sekarang