Hikayeme bir şans verip okumaya başladığınız için teşekkür ederim, emin olun hiç pişman olmayacaksınız.
Başlamadan küçük uyarılar geçmek istiyorum! Bu hikayede var olan tüm olaylar, kullanılacak tıbbi terimler vb. hiçbirinin gerçeklikle alakası yoktur. Bunlar birer uydurmacadır. Lütfen hikayeyi buna göre okuyun, yorumlarda 'ama böyle bir şey olamaz mümkün değil' yazmayın. En az sizin kadar ben de olamayacağını biliyorum fakat benim yazdığım evrende olabilir.
Kısaca yazdım oldu😝
İyi okumalar diliyorum🫶🏻
🗡️
Hayatım boyunca başıma gelen her şeyin birer amacı olduğunu, yaşadığım her şeyi yaşamam gerektiğine inandım. Mesela küçükken lösemi denen illetle cebelleşmem, ailemin yaşayabilmem için bana bir kardeş yapmaları ve kardeşimin yıllar sonra evimizin havuzunda boğularak ölmesi, annemin aklını yitirip bizi terk etmesi, babamın beni halama bırakıp gitmesi, halamın onu aldatan kocasını vurup hapse düşmesi, küçük kuzenim Ela'nın tüm sorumluluğunu 18 yaşındaki benim almam. Bunların hepsi olması gerektiği için olmuştu, hiçbirine isyan etmedim. Çünkü her şey olması gerektiği gibi olurdu. Fakat şuanda olan şeyler artık bir cezaydı.
Küçük kuzenim, kardeşim bildiğim Ela'm ameliyathane de canıyla cebelleşiyordu. Ve benim elimden hiçbir şey gelmiyordu. Annesi -yani halam- babasını vurduğu için hapise girmişti ve içerde de işlediği suçlardan ötürü cezası arttıkça artmıştı. Şuan soğuk bir cezaevinde suçlarını çekiyordu. Babası, Rusya'da halamı aldattığı kadınla beraberdi ve 12 yıldır hiçbir irtibatları olmamıştı. Onun ailesi bendim, benim ailemde o.
Yaslandığım duvarda yavaşça çömeldim ve ellerimi semaya doğru kaldırdım.
"Allah'ım nolur," kesik kesik nefesler aldığımdan ötürü doğru düzgün dua bile edemiyordum.
"Nolur yaşasın! Nolur kardeşim yaşasın Allah'ım nolur!" Kaldırdığım ellerimi kendime sardım, kendi sıcaklığımı hissetmek istedim. Hem kardeşime ağladım hem de yalnızlığıma...
Aradan ne kadar süre geçti bilmiyordum. Ameliyathanenin kapısı açıldı ve doktor çıktı.
"Müjgan," hemen ayağa kalkıp yanına ilerledim.
"Hasret hocam nolur iyi şeyler söyleyin." Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim.
"Canım ameliyat tahminimden çok daha iyi geçti." Derin bir nefes aldım ve şükürler ettim. "Fakat durum hala çok ağır. Üç kaburgası kırılmış, omuriliği zedelenmiş ve ayrıca kafatası ağır bir darbe almış." Aldığım nefes haram olmuştu.
"Ela'yı bir süre uyutacağız maalesef." Gözyaşlarım tekrar şiddetlendi. Hasret hoca bana yaklaştı ve sarıldı.
"H-hocam nolur..."
"Sakin ol canım, lütfen." Bekleme alanındaki koltuklardan birine oturmama yardımcı oldu.
"Burada tek başına oturma Müjgan, Görkem'e haber verdim Damla'yı arayacak senin için. Arkadaşım senin yanında olsun." Dedikten sonra biraz daha yanımda durdu. Ben ağlamaktan hiçbir şey söyleyemiyordum.
"K-kardeşim..."
Hasret hoca yanımda gözleri dolu bir şekilde ayrıldı. O buranın doktoruydu, tıpkı benim gibi. Bu hastanenin kadın doğum uzmanıydım ben. Sabah görevim için geldiğim hastaneye şimdi kardeşimin canı için gelmiştim. Oturduğum yerden kalkıp etrafta yürümeye başladım . Öylece bomboş yürüyordum. Şimdi ne olacaktı? Ela ne kadar uyuyacaktı? Halama ne diyecektim? Etrafta, aklımdaki tüm sorularla beraber yürümeye devam ettim.
VOCÊ ESTÁ LENDO
Kıyıya Vuran Düşler
Ficção GeralMüjgan Alkaya, otuzlarının başında bir doktordur. Bir gece ansızın küçük kuzeni, geçirdiği kaza yüzünden felçli kalmıştır ve artık yürüyemeyecektir. Müjgan kardeşten öte sevdiği kuzenini iyileştirmek için onlarca doktor gezmiştir fakat olumlu sonuç...
