Yui Komori, okulun geniş avlusuna adım attığında hafif bir rüzgâr saçlarını tatlı bir şekilde savurdu. Pastel tonlardaki dantelli elbisesi, sabah güneşinin soluk ışığında zarifçe parlıyordu. Bu okul... Bu dünya... Diabolik Lovers'taki hayatından çok farklıydı. Burada vampirler yoktu, karanlık malikaneler yoktu. Ama başka bir şey vardı-yoğun, tarif edilemez bir enerji.
Jujutsu Lisesi'ne başlayalı sadece bir hafta olmuştu ama Yui hâlâ her şeye yabancıydı. Koridorda ilerlerken öğrencilerin bakışlarını üzerinde hissetti; kimi hayranlıkla, kimi şaşkınlıkla, kimi de kıskançlıkla onu süzüyordu.
Kapıdan içeri girdiğinde neşeli bir ses yankılandı:
"Yui-chan! Günaydııın!"
Yuji Itadori, yüzündeki kocaman gülümsemeyle el sallayarak ona koştu.
Yui hafifçe başını eğdi. "Günaydın Itadori-kun..."
Yuji onun çantasını fark etti. "Ağır görünüyor, taşıyayım mı?"
"Gerek yok ama çok naziksin."
Tam o sırada koridora biri daha girdi... Sessiz adımlarla, soğuk bir aurayla, uzun siyah saçları omuzlarına düşen bir siluet.
Choso.
Yui, onu görünce istemsizce durdu. Bu dünyadaki herkes arasında en anlaşılması zor olan oydu. Sessizdi, ürkütücüydü... ama bir şekilde Yui'nin kalbini hızlandırıyordu.
Kalabalığın arasında gözlerini kaldırdı ve Yui'ye baktı. Göz göze geldiklerinde zaman birkaç saniyeliğine durdu.
Choso'nun sesi derin ve sakin çıktı:
"Gene erken gelmişsin."
Yui başını salladı. "Erken uyandım."
Yuji hemen araya girerek: "Choso! Sabah sabah yine ciddi bir tavırla gelmişsin."
Choso ona sadece kısa bir bakış attı. "Ben ciddi değilim. Siz gürültülüsünüz."
Yui hafifçe güldü.
Ders zili çaldığında sınıfa girdiler. Sınıfa adım attığı anda bütün gözler yine Yui'deydi. Çünkü narin havası ve çekiciliğiyle herkesin dikkatini çekiyordu.
Köşede Gojo Satoru sakız çiğniyordu.
"Yui-chan~ Günaydın prensesim!" diye seslendi.
Yui anında kızarıp eğildi. "G-Günaydın Gojo-sensei..."
Nobara mırıldandı: "Bu hoca niye böyle?"
Megumi omuz silkti: "Boşver."
Yui boş bir sıraya yöneldi ama oturmak üzereyken yanındaki koltuk doldu. Sessizce gelen biri...
Choso.
Yuji hemen arka sıradan eğildi: "Onun yanında mı oturacaksın?"
Choso'nun cevabı çok netti:
"Onu rahat görebileceğim bir yerde oturmak istiyorum."
Yui'nin yanakları pembeleşti.
Ders boyunca fısıltılar yükseldi:
"Choso neden onun yanında?" "Yaklaşıyor mu acaba?" "Yui Komori çok tatlı biri..."
Yui bu sözleri duydukça gerildi. Ellerini sıktı. Keşke görünmez olabilseydi.
Tam o anda Choso elini yavaşça masaya koyup ona doğru eğildi.
"Sakin ol. Kimse sana zarar veremez." dedi alçak bir sesle.
Yui şaşkınlıkla ona baktı. Choso'nun gözlerinde soğukluk vardı ama aynı zamanda... bir sıcaklık da.
Ders bittiğinde Choso ayağa kalktı. Yui'ye baktı.
"Seni çıkışta bekleyeceğim."
Yui nefesini tuttu. "N-Neden?"
Choso durdu, sonra yumuşak bir sesle:
"Bu okul çok kalabalık. Sana eşlik edeceğim."
Yui cevap veremeden yürüyüp gitti.
Yuji kolunu Yui'nin omzuna koydu. "Sanırım senden hoşlanıyor."
Nobara iç çekti: "Evet, kesin. Choso kimseyi umursamaz normalde."
Gojo kahkahayla: "Aşk ilk bakışta, hmm?~"
Yui'nin yüzü kızardı, kalbi hızlandı.
Ve böylece Yui Komori'nin Jujutsu Lisesindeki hikâyesi başlamış oldu...
_____________________________________________
443 kelime
Yazar-chan sizi seviyorr!!💋💍
