Giriş Bölümü.

110 13 81
                                        


Giriş Bölümü.

Never Again-TalkinToys

'Işıkla doğdum, gölgende şekillendim, karanlıkta yeniden doğacağım.'

Karanlık bir tarafım olduğunu biliyordum.

İnsan bunu kendine itiraf ettiğinde her şey daha kolay oluyordu. Sınırlarını, suskunluklarını, hangi anlarda geri çekileceğini ya da hangi anlarda yakacağını biliyordun. Ben karanlığımı tanıyordum ve bu karanlığı bastırmıyordum; onu yönetiyordum. En azından öyle sanıyordum.

Karanlığın bir yüzü olabileceğini ise bilmiyordum.

Kalabalığın içindeydim ama hiçbir yere ait hissetmiyordum. Sesler üst üste biniyor, kahkahalar havada asılı kalıyor, her şey olması gerektiği gibi akıyordu. Sadece ben yerimde değildim. İçimde, adı konmamış bir huzursuzluk dolaşıyordu. Sebebini henüz bilmiyordum. Ta ki onu hissedene kadar.

Önce gözlerini üzerimde hissettim.

Sonra o gözleri gördüm.

Kalabalığın içinden bana baktığında, onu hemen tanıdım. Günler belki de haftalar geçmişti ama bazı şeyler silinmezdi. Omuzlarının duruşu, çevresini süzmeden doğrudan hedefe kilitlenen bakışları... Beni görmüştü. Bundan emindim. Ve saklanmaya çalışmamam gerektiğini de o an anlamıştım.

''Adaline?''

Adımı söylediğinde zaman yavaşladı. Tek bir kelimeydi ama içinde fazlasıyla geçmiş barındırıyordu. Söylenmemiş cümleler, yarım bırakılmış geceler, kapatılmamış defterler... Eskiden adımı böyle söylemezdi. Eskiden adım, onun ağzında yumuşardı. Sanki kırılacak bir şeymiş gibi söylerken dikkat ederdi. Şimdi öyle değildi. Şimdi adım, aramıza çekilen keskin bir çizgi gibiydi.

Bulunduğumuz yer loştu. Işık yetersiz, hava içilen sigara dumanları yüzünden gri bulutla kaplıydı. Ama onu seçmek için görmeye ihtiyacım yoktu. İnsan, bir zamanlar güvendiği birini içgüdüleriyle tanırdı. Benim onu tanıdığım gibi. Bakışlarımı kaçırmadım. Kaçırsaydım, bir şeyleri kaybetmiş olurdum. Ona yenilmiş olurdum.

Göz göze gelmemizle kalabalığın iki uç köşesinde duraksadık.

Kendime itiraf edemediğim ama çok özlediğim soğuk yeşil gözlerine baktım. Eskiden gözlerine baktığımda sıcacık bir hisle sarıp sarmalanırdım. Sanki bir düğüm çözülür, omuzlarımdaki yük hafiflerdi. Bana baktığında, görüldüğümü hissederdim. Eksiklerimle, karanlık taraflarımla bile saklanma ihtiyacı duymazdım. Gözleri, beni yargılamadan tanıyan bir yerdi.

Şimdi aynı gözler bana değdiğinde içimdeki her şey geriliyordu. Soğuk yeşillerinde eskiden olduğu gibi sakinlik hâlâ oradaydı ama artık bir ev değildi. Ölçen, tartan, sınır çizen bir dikkat vardı bakışında. Eskiden gözlerinin içinde durabildiğim yerde şimdi bir adım fazla kalsam zarar göreceğimi hissediyordum. Kaçmıyordum ama kalamıyordum da.

Bir zamanlar gözlerine baktığımda kendimi daha az yalnız hissederdim. Şimdi ise tam tersiydi. Aramızda hiçbir şey yokken bile mesafe vardı. Bakışları, bana ait olmadığımı hatırlatıyordu. Sanki geçmişte paylaştığımız her şey, o gözlerin içinde sessizce inkâr ediliyordu.

En kötüsü de buydu: Hâlâ gözlerini tanıyordum.

Ve artık o gözlerin, beni korumak için değil, gerekirse yok etmek için baktığını biliyordum.

KASRAStories to obsess over. Discover now