1.1

2.2K 48 24
                                        

Claustrophobic

Derya esenlerin o erkek erkek dünyasında topuklu sesleriyle bile önyargıları kırıyordu. O kadar erkeğin arasında hapsolmuş dünyayı güzelleştiriyordu. Yine topuklu sesinin tüm otogarı inlettiği günlerden biriydi. Tüm gün telaş içerisinde olmuş, koşturmuştu. Üzerinde bilinmez bir gerginlik vardı; belki de Yahya'nı bu gün görmediği içindi bu gerginliği.

Masasından gelişi güzel bir dosya alıp Yahya'nın odasına gitti. Asansöre binince kapını birisi durdurmuştu.
"Vay, vay. Derya hanım, nasılsınız?"
Asansör kapandıktan sonra adam ellerini arkasında birleştirip dümdüz kapıya bakıyordu. Derya ise şaşkınlıkla adama baktı.
"Sen asansöre biniyor musun?"
Aslında hep merdivenlerle arkadaşlık ediyordu adam. Bacağına kramplar girse bile asla asansöre binmezdi ama kadını görmek için behane bulamıyordu artık.

Onunla iki saniyelik bile aynı ortamda olmak, kokusunun karıştığı havayı ciğerlerine doldurmak onun için büyük bir şeydir. Dilini damağına vurup inkar etti ve vücudunu kadına çevirdi.
"Binmiyorum, sizi görmek için bindim"
Yahya'nın bu kadar açık şekilde konuşması kadının hoşuna gitse de belli etmiyordu.

Elindeki dosyayı adamın göğsüne vurdu yavaşça.
"Keşke zahmet etmeseydin, sana geliyordum ben de"
Göz kırpıp gülümsedi. Kadından gelen bu pasla adam onu geriye doğru gitmesini sağlayıp üstüne eğildi.
"Sen hep bana gel, Derya..."
Asansörün inip kalktığını bir süre sonra ışıkların kapandığını farkedince ikisi de paniklemişlerdi.
"Hay....!"
Kendisini zorla tutan adam istemsiz eli gömleğinin düğmelerine gitti.

☆☆☆

Derya, babasının gözüne girmek için duyduğu o sonsuz baskıyla, otogarın koridorlarında bir koşturuyordu. Elindeki listeye tüm otobüsleri not etmiş, karşılarına kaptanların isimlerini özenle yazmıştı.

O sırada Yahya, otobüsünü park etmiş, köşede oraletini içiyordu. Boynunu yorgunlukla sağa sola çevirdi. Bir taraftan gözleri Derya'yı arıyordu.

Derya'nın hızla içeri girdiğini gördüğünde, içtiği son yudum boğazına takıldı. Hemen ayağa kalktı. Adımlarını hızlandırdı ve kadının arkasından seslendi.
"Sarı fırtına, bekle!"
Adamın sesini duyduğunda Derya'nın adımları hafifçe yavaşladı, ama durmadı. İçindeki öfkenin ona verdiği hızla ilerlemeye devam etti.
"Beklesene, kızım!"
Kadın inatla durmayınca, Yahya koşar adım yanına ulaştı ve bileğinden yakalayıp kendine doğru çekti.

Gözlerinde bir masumluk vardı.
"Duymuyor musun beni sen, Derya?"
Derya, kolunu sertçe çekip kendine trip atma lüksünü tanıdı. Omuz silkerek, aralarındaki fiziksel mesafeyi bir anlığına açtı. Bugün topuklu giymemişti ve Yahya'nın yanında her zamankinden daha küçük kalıyordu.

Bu yüzden başını dikleştirdi ve parmak uçlarında yükselerek yüzüne yaklaştı.
"Duymak istemiyorum belki de! Olamaz mı?"
Sesini inatla yükseldi. Yahya etrafa şöyle bir bakındı, sonra hızla kadının belinden kavradı ve onu kendine çekti. Bu ani hareket kadının sinirini bir nebze azalttı.
"Olamaz! Ne oldu?"
Sesi boğuk çıkmıştı.

Derya, bir kez daha kendini kurtardı ve bir adım geriledi. Gözlerindeki sinirli bakışı asla silmiyordu.
"Siz bana dokunmadan duramıyor musunuz, Yahya Bey?!"
Yahya başını ağır ağır sağa sola salladı. Elini, durumu yatıştırmak istercesine kadına doğru uzattı ama Derya bir tepki vermeden geri çekti.
"Te Allah'ım ya! Ne oluyor, yavrum? Bir şey mi oldu da benim haberim yok? Ne bu soğukluk, bu mesafe?"
Derya'nın hoşuna gidiyordu onun arkasından koşturan Yahya.

One Shots | YahDer Where stories live. Discover now