Kaçışın Gecesi

0 0 0
                                        


Gece, sessizliğiyle iki gencin nefeslerini yutuyordu. Carol, ince uzun boyuyla yolun kenarında yürürken omzundaki çantanın askısı kolunu acıtıyordu. Ay ışığı, onun ela gözlerinde tuhaf bir parıltı yakalıyor, yüzüne neredeyse başka bir dünyanın dokusunu veriyordu. Yanında yürüyen Aidan’ın gözleri kararlı, ama içinde taşıdığı korku onun da adımlarına eşlik ediyordu.

İkisi de evlerinden kaçmıştı. Arkalarında bıraktıkları hayat, baskılar, kavgalar, yükümlülükler, hepsi artık karanlıkta kalmıştı. Önlerinde ise Lune adında küçücük, kasvetli bir kasaba vardı. Yolda hiç kimseye rastlamadılar. Bir köy köpeği bile havlamadı, bir pencere bile ışıldamadı. Sanki bütün kasaba uyumuyor, yalnızca izliyordu.

Kasabanın ortasında yükselen eski ev, karanlığın içinde siyah bir gölge gibiydi. Çatısı eğilmiş, pencereleri boş göz yuvaları gibi karanlığa bakıyordu. İkisi de istemsizce durdu. Carol’un kalbi göğsünde deli gibi çarpıyordu. “Aidan… emin misin?” diye fısıldadı.

Aidan’ın sesi kararlı, ama içinde gizlenmiş bir titrek umutla çıktı: “Burası bize ait olacak. Başka çaremiz yok.”

O an, evin kapısının önünde durduklarında, rüzgar birden yön değiştirdi. Sarmaşıklarla kaplı ahşap kapı hafifçe gıcırdadı. Ve Lune’daki hikâyeleri başladı...

Lune'ın Laneti Stories to obsess over. Discover now