Şarkıyla okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
Ekim ayının ortalarıydı ve kış adeta ben geliyorum demeye başlamıştı. Hava bazen duruyor bazen ise birden hafif soğuk bir rüzgar suratıma çarpıyordu. Ben ise her ne kadar üşümeyi ve kışı sevsem de eskisi gibi değildim. Düşündüğüm birisi vardı. Birisi beni kırdığını ve üzdüğünü biliyordu ama o birisi bende bıraktığı duyguların hasarını bilmiyordu.
Ben dışardan soğuk, mutsuz ve içinde ufak bir kıvılcım taşıyan bir kadındım ve bu ufak kıvılcım içimde her geçen gün büyüyordu. Büyümüştüm, olgunlaşmıştım ama eskisi gibi aklıma söz geçiremiyordum. O düşünmemem gereken birisiydi çünkü ben artık ne liseye ne de üniversiteye gidiyordum. Ben artık insanların dışardan bir kere baktığında tekrar baktığı bir kadın olmuştum ama içimde takıntılarımı hatta takıntı haline getirdiğim ''birisini'' yenemiyordum.
Yeri geldiğinde herkesle savaşabiliyorken duygularımla savaşamıyordum. O sokaktan bile artık geçemiyordum çünkü oradan geçmek kendimi daha da küçük görmek anlamına geliyordu. Her gün geçtiğim o sokak bana travmalarımı hatırlatıyordu. Sokağı düşündüğümde bile onu görme korkusu kalbimi tarif edemeyeceğim bir şekilde çarptırıyordu.
Ama o akşam mahalle genelinde kesinti vardı. Dünyadaki bütün insanlar toplanıp o sokağı aydınlatmak için uğraşsa ve ben oradan geçsem, beni yine de görmeyecekti bu yüzden uzun zamandır yapmadığım bir şey yaptım ve o sokağa girdim. Belki bir gün boyunca arasam bulamazdım ama o karanlığın içinden onu seçmiştim. Dükkanını kapatıyordu. Yaklaşık bir dakika ona baktım ama onun beni görmesi imkansızdı.
Ona bakmak bütün travmalarımı tekrar geri getirmişti. Yastığın altına ittiğim ve ondan bana aktarıldığını düşündüğüm tüm duygusal krizlerim yine ortaya çıkmıştı. Onun farkında olarak ya da olmayarak bana yaptıkları beni tıkıyordu sanki.
Hala sorunun ne olduğunu düşünüyor ve sorguluyordum ama hayat devam da ediyordu.
Hayır kimseyi rahatsız etmiyordum sadece kendimi rahatsız ediyordum. Hemde uzun zamandır.
Geçmemem gereken çizgilerim vardı ama ben o çizgilerimi sadece geçmekle kalmamıştım.
Yaklaşık bir dakika sonra aşağı doğru gitmeye başladı. Ben ise yukarıdan eve doğru çıkmaya başladım. Ev ile bulunduğum yer arası yirmi dakika kadar vardı. Eve gidene kadar biraz kozmatik alışverişi yaptım ve saate baktığımda nerdeyse dokuza geliyordu. Yaklaşık beş dakika sonra evimin olduğu sokağa girdim ve evin önüne tam yaklaşmıştım ki otoparkta çalışan bir abi bana seslendi.
''Yine kargonuz var.'' Kargoyu alarak teşekkür ettim. ''Aslında yarın gelmesi gerekiyordu ama erken gelmiş.''
''Az önce geldi.'' dedi ve otoparka araba yanaşınca o tarafa gitti. Pakete baktığımda pek kargoya benzemiyordu. Üzerinde basılı adresimin olduğu bir yazı yoktu. Kargo ismi bile yoktu. Sadece acemice adımın yazdığı bir kağıt vardı ve üstün körü bir şekilde pakete bantla yapıştırılmıştı.
Kapının önüne geldim ve elimdekileri merdivene bıraktım. Hızlıca paketi açtım ve içinden sadece not defteri çıktı. Not defterini incelemeye başladığımda sıradan bir defter olduğunu fark ettim. Biraz sonra içinde bir not kağıdı olduğu dikkatimi çekti ve kağıdı elime aldığımda kağıttan değişik ama ferah bir koku geliyordu. Yazı ise şok geçirmeme sebep olmuştu.
''Uzun zamandır mutsuzsun. Hatta tebessüm ederken bile yoruluyorsun. Aslında kötü olduğunu düşünmüştüm ama birilerini gözetleyecek kadar kötü değilmişsin. Peki sen izlenmediğine emin misin?''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TAKINTI
Genel Kurguİzlediğini sanarken izlenilmek, geçilmemesi gereken tüm çizgilerin bir gecede geçilmesi ve aşk gibi görünen takıntıların suyun yüzeyine çıkması. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı...
